Arabî Harfleri Terakkimize Mani Değildir

Yazarı Türk Yahudisi AVRAM GALANTİ. (1873-1961) Avram Galanti,  hakiki bir vatansever ve Türk milliyetçisi bir Sefarad Yahudisidir. Sefarad Yahudileri, Müslüman Arapların İspanya’yı kaybetmesiyle Müslümanlarla beraber Hristiyan olmaya ya da İspanya’yı terk etmeye zorlandılar. Bu Yahudilerin bir kısmı Osmanlı Devleti’ne sığınmışlardır.

Haham yetiştiren bir aileden gelen Galanti, iyi bir eğitim almış, Türkçe ve İbrânice’nin yanı sıra Arapça, Farsça, Fransızca, İngilizce, İspanyolca, Rumca ve Almanca öğrenmiştir.

Galanti, devletin çeşitli kademelerinde vazife almışsa da Osmanlı’nın yıkılmasından sonra kurulan Cumhuriyet idaresiyle muhalif fikirlerinden dolayı pek anlaşamamıştır. Cumhuriyet’in ilânından sonra Harf İnkılâbı tartışmalarında inkılâba yazı ve risaleleriyle muhalif olup Arap harflerini savunarak Latin Harfleri’nin 1300 yıllık Tarihi ve Edebî mirası unutturacağını söylemiştir.

Ona göre mesele adi bir elifba meselesinden ziyade bir irfan meselesidir. Dilin ıslahına alfabeden değil, dilin kendisinden başlamalı. Yoksa Latin Alfabesi, ülkeyi geri bırakmaktan başka bir işe yaramaz. Türkçe dar ve basit bir dil olduğundan bazı kitapların tercümesinde büyük sıkıntılar doğuracağını iddia eder.  Zira ilmî tabirlerin yüzde sekseni Arapça ve Acemce (Farsça) kelimelerle tercüme olunur. Latin Harfleri’ni kabul edersek, ث،خ،ذ،ص،ض،ط،ظ،ع،ء gibi harfler olmayacağından Arapça’dan yeni kelimeler yapamayacağız. Çünkü Türkçe pek fakirdir. Ayrıca Felsefe okumak da imkânsız olacaktır.

Galanti’nin bu iddiasını bir zamanlar sayın Cumhurbaşkanı Erdoğan da dile getirmişti ki bence haksız sayılmazlar.

Bakü Türkoloji Kongresi’nin Arap elifbası aleyhindeki kararını gayr-i ilmî olmakla suçlar.

Terakkinin alfabeyle alakalı olmadığını Japonca ve İspanyolca üzerinden örneklendirir. Terakki Latin Alfabesi’ne bağlı olsaydı, İspanya’nın daha gelişmiş olması gerekiyordu. Çünkü İspanyolca Alfabesiyle yazılsa da ülke gelişmiş değil.

Galanti, Akşam Gazetesi’nin Latin Alfabesi’ne dair açtığı ankette Falih Rıfkı’ya cevap verir. Türkçe’nin ilmî ıstılah ve tabirler vücuda getirmesi için Arapça ve Farsça’ya muhtaç olduğunu hatta Farsça’nın dahi Arapça olmadan ilim dili olamayacağını söyler.

Mısır, Suriye, Irak, Filistin ve İran gibi Arap elifbasını kullanan ülkelerle yaptığımız ticaretin harf değişikliğiyle zarara uğrayacağını iddia eder.

Arap Alfabesi’ndeki noksan ve kusurları da kabul eden Galanti, bilhassa Arap Alfabesi’nde sadece vav(و) ile gösterilen o,ö,ü,u,ü ve ye (ی) ile gösterilen ı ve i için çözüm önerileri sunmayı da ihmal etmez.

Bu güzel eseri okurken en çok tesirinde kaldığım kısım Japon Alfabesi hakkında bilgi almak için Galanti’nin Japonya Konsolosluğu’na gitmesidir. Ona şöyle denir: ‘’ İlköğretime başlayan bir Japon öğrenci 1000 farklı resimli fikir ve 48 hece işareti ezberlemek mecburiyetindedir. Matbuatta ise 1500-2000 farklı resim ve 48 hece vardır. Japonca’da 2000 sene evvel yazılmış eserler vardır. Latin Alfabesi’ni kabul ettiğimizde bundan mahrum oluruz.’’ Japonlar,  Latin alfabesini isteyenleri dikkate dahi almazlar.

Japon yazı makinesi normalden 2 kat büyüktür. Elçiliğin başkâtibi bunun çok müşkül olup Japon Lisanı için buna katlandıklarını söylemiştir.

Galanti maalesef pek tanınmayan bir münevverdir. Yazdıkları bigâne kalınacak cinsten değil. Elinden geldiği kadar bu ülkenin kültür, Tarih ve diline hizmet için çalışmıştır. Bence tanınmamasında Yahudi ve inkılâplara muhalif olmasının etkisi vardır. Avram Galanti, uzun süren rahatsızlığı sebebiyle son yıllarını Balat Or-Ahayim Yahudi Hastanesi’nde geçirdi. 8 Ağustos 1961’de öldü. Mezarı Arnavutköy Musevi Kabristanı’ndadır.

Ölümünden önce 2000 ciltlik kütüphanesiyle zengin arşivini Türkiye Hahambaşılığı’na bıraktıysa da zaman içinde bu değerli belge ve yazmaların çoğu yok oldu; kurtarılabilenler de Kudüs’teki Yahudi Tarihi Merkez Arşivleri’ne yollandı. Fransızca yazdığı eserlerin ise bir gün Türkçe’ye tercüme edilmesini umuyorum.  Allah rahmet eylesin…

NOT: Arap Alfabesini bilmeden ve bu konuda yazılmış eserlere bakmadan bu inkılâbın lehinde ve aleyhinde konuşanların sinek vızıltısı kadar ehemmiyeti yoktur.

Şunlar da hoşunuza gidebilir

ISKARTA HAYAT: SON SEFER

Taştan Öte

YAŞAR

ESMAR

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.