Beni Seviyor Musun?

Bugün global dünyada her şey hızla değişiyor, yenileniyor ve tüketiliyor. Eskiden her şeyin tadına yavaş yavaş varıp anı yaşamanın huzurunu tüm benliğimizde hissedebiliyorduk. Şimdi ise gözümüzü açıp tekrar kapatmaya fırsat kalmadan sanki birçok imkân elimizden hızla akıp gidiyor. Tüm bu telaşlarımızın, bir şeylere yetişme gayretimizin içerisinde sürekli birileri eteğimizden, ceketimizden bizi çekiştirerek meraklı gözlerle bize bakıyor ve şu soruyu soruyor, “Beni seviyor musun?”

Çok eski zamanlarda, “Çocuk bu, ne anlar!” diye bir tabir vardı. Gerçekten bir şey anlamıyor muyduk? Haydi gelin sizinle birlikte bir etkinlik yapalım. Sonra isterseniz bu etkinliğin sonuçlarını paylaşabilirsiniz. Şu an burada bu yazıyı okuyan kişinin yaşamı boyunca hatırladığı ilk anısını düşünmesini istiyorum. Evet evet ilk anınız. Gidebildiğiniz kadar geriye gidin. Ben de sizinle birlikte gidiyorum. Benim aklıma dört yaşlarında elimde olan bir oyuncağın benden zorla alınması ve kimsenin buna bir tepki vermemesi geliyor. Bu durum beni o an çok üzmüştü ve sinirlendirmişti. Hâlâ o anın bana neler hissettirdiklerini anımsayabiliyorum. Eminim birçoğunuz da şu an o yaş civarlarınıza gittiniz ve sizde kalan bir anıya dokundunuz.

Değerli arkadaşım, anlamını isterim ki çocuklar unutmaz ve her şeyi anlar. Bütün yaşamını ise anladığı o birkaç parça şey oluşturur. Eğer bugün eteğini çekiştiren çocuk çok sinirliyse eğer ki çok mutsuzsa ya da vurdumduymazsa, kaygılıysa, öz güveni gelişmemişse, iletişim kuramıyorsa o gün senin ona verdiğin cevaptan kaynaklı. Çocuk aslında sana o soruyu sorduğunda o sorunun cevabını o güne kadar senden defalarca aldı. Defalarca sen ona onu sevip sevmediğini söyledin. Nasıl mı? Haydi gel biraz geçmişe gidelim…

Bir annenin plasentası çocuğa bağlı olduğunda sadece gıda alışverişi olmuyor. Onunla birlikte annenin duygularıda çocuğa geçiyor. Eğer istemediğiniz bir hamilelik geçiriyorsanız, bu istenmeme duygusu çocuğunuzda çoktan oluşmaya başlıyor. Kaygılarınız, stresleriniz sizinle birlikte çocuğunuzda da birikiyor. Biraz daha ileriye gidelim.

Çocuklar üzerine birçok araştırma yapılıyor. Tabii bu araştırmaların bazıları da hayvanlar üzerine uygulanıyor. Yapılan araştırmalardan birinde bir bebek maymun bir odaya konuyor. Daha sonra karşısına iki tane anne maymunu simgeleyen maymun bırakılıyor. İlk anne maymun tellerle kaplı ve üzerinde süt var. Diğer anne maymun ise polar ile kaplı ancak üzerinde herhangi bir besin yok. Bebek maymun sadece karnını doyurmak için tel ile kaplı olan maymuna gidiyor ardından tüm vaktini polar ile kaplı olan maymunla geçiriyor. Başka bir araştırmada ise birkaç bebeğe doğduktan sonra sadece besin veriliyor. Hiçbir bebeğe hiçbir şekilde temas edilmiyor. Tüm fiziksel ihtiyaçlarının karşılanmasına rağmen bebeklerin kısa sürede öldükleri gözlemleniyor.

Ne kadar acımasızca di mi? Peki siz bugüne kadar kaç bebek öldürdünüz? Yemek yedirirken göz teması kurmayıp onu ekrana kilitleyerek, sussun diye emzik vererek, ya tamam yeter ki ayağımın altında dolaşmasında ne istiyorsa yapayım diyerek? Kaç kere bu şekilde çocuğa onu sevmediğinizi söylediniz? O size ulaşmaya çabalarken kaç kere güven iplerini kuyunun dibine attınız? Bugün ergenlikte yaşanan, gençlikte, yetişkinlikte hatta ihtiyarlıkta yaşanan bütün çatışmaların sebebi 0-6 yaş döneminde çocuklarımızı birey yerine koymamaktan ve onları sevdiğimizi onlara hissettirmememizden kaynaklanıyor. Önce kendimizi sevelim, önce kendimizi iyileştirelim. Sonra çocuğumuzun, ya da bize ihtiyacı olan bir çocuğun gözlerine bakarak ona onu sevdiğimizi söyleyelim. Durma bir çocuk için, çocukluğun için, gelecek için, geleceğini ve kendini seven nesiller için harekete geç!

Şunlar da hoşunuza gidebilir

ISKARTA HAYAT: SON SEFER

Taştan Öte

YAŞAR

ESMAR

7 thoughts on “Beni Seviyor Musun?”

  1. Sayın hocam, ağzınıza sağlık ne kadar güzel anlatmışsınız hayatımızın , çocuklarımızın kritik dönemini ve sonrasında doğabilecek sıkıntıları veya güzellikleri. Aynı camiada olduğumuz için kendimizi şanslı hissediyoruz. Daha güzel ve hak ettiğin yerlerde görmek ümidiyle 🙏

  2. Böyle içeriklere daha çok ihtiyacımız var. Teşekkür ederiz Betül’ümüz🌷

  3. “Karın doyurmayı sonsuz iyilik zanneden ebeveynlerin,
    Karnı tok, şefkate aç çocukları..” nın coğrafyasında elbet bizlerin de böylesi farkındalık yazılarıyla beraber bir sözümüz olacak. Böyle geldi böyle gidiyordan ziyade böyle gelmiş olabilir ama böyle gitmeyecek demenin o kutsallığına erişmemiz dileğiyle. Yoksa kayıp giden ömürlerin ardından yalnızca bir hüzün kaplayacak ruhumuzu ki bu da öyle az bir şey değil. Kalemine sağlık arkadaş.

  4. Birçok aile tarafından göz ardı edilen, çocuğun gelecek yaşamına etkisinin büyük olumsuzluklar doğurduğu bir konuya, kendi alanından bakarak eleştiri getirmen çok faydalı olmuş. İçeriklerini bekliyor olacağız. Zihnine sağlık Betül.

  5. Bir süreliğine çocukluğuma gittim ve aslında uzak sandığım anılarımın ne kadar da yakın olduğunu fark ettim. Bu tür anılar çocuğun belleğinde iz bırakıyor muhakkak. Yetişkin olduğunda da yaşantı sonucu ortaya çıkabiliyor. Yani sizin de söylediğiniz gibi, çocuklar unutmaz ve her şeyi anlar. Gelişim-öğrenme psikolojisi kuramlarını hatırlatan bu yazınızı çok beğendim. Umarım çocukları hakkıyla fark edip onlara hakettikleri değeri vereceğimiz günleri göreceğiz.
    ” Eğer yaratıcı olmak istiyorsanız çocukları, yetişkin toplum tarafından deforme edilmeden önce karakterize eden keşif ve yaratıcılıkla birlikte, kısmen çocuk kalın.” Jean Piaget

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.