Vuslat

Dışarıda içli içli
hüzünlü bir Sonbahar,
Derinden gelen tınısıyla
tanbur çalar
Mahur bir besteyle
titretiyor gönül telini
Değiyor elleri
şehrimin solgun çehresine

Güneş karşısında
şapka çıkartıyor adeta,
Islak kirpikleri dokunuyor
buğulu gözlerine.
Sükût libasını çıkarıp
atıyor bir kenara,
Bürünüyor korku filminin
gerilim müziğini

Melankolinin kokusu
duyuluyor uzaktan,
Sallanıyor sağa sola
ayyaş gibi ağaçlar
Döküyor eteklerinden
çürük meyvelerini

Melek seslerinin sessizliği
çığlık çığlığa,
Evreni kuşatıyor
gök gürültülü karanlık
Doğanın yüzü, karnavallardaki
renk cümbüşü
Yıkıyor yağmur bulutları
toprağın örtüsünü
Yer sofrasında açan
güz bahçesinin çiçekleri
Savruk deli rüzgârlara inat
Tutunurlar köklerine umutla.

Benim ise, eser başımda buz gibi
firak yelleri
Gitmek ve kalmak arasında
düşünceler arafta
Gitsem gidemem,
kalsam kalamam bu diyarda.
Ah benim peşimi bırakmayan
Münzevi yalnızlığım…
Başka günlere,
Başka Sonbahara kaldı vuslat…

Şunlar da hoşunuza gidebilir

ISKARTA HAYAT: SON SEFER

Taştan Öte

YAŞAR

ESMAR

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.