Terazi Retrosu

Retro, bilinçli olarak yakın geçmişin akımlarını ya da modalarını türeten veya taklit eden tarz demek. Ayrıca Latince ‘geriye doğru’ anlamına gelen bir ön ekten gelmektedir. Terazi retrosuysa çok sık görülmeyen hatta on ya da yirmi yılda bir tekrar eden eskiye dönük beğeni, kişi ve düşüncelerinizin yeniden alevlenerek sizi bir dengesizlik girdabına itme evresidir. Kısaca kişi bu evreye girdiği takdirde geçmişinde yarım bıraktığı bütün olaylar bütünüyle yeniden yüzleşmek zorundadır. Zorunda mı? Kime göre? Neye göre? Ne kadar saçma bir hikâye olduğuna karar verdikten üç beş gün sonrası mıydı? Yoksa hiç yaşanmadığı günler miydi hatırlamıyorum açıkçası…

O sabah tanımadığım bir numaradan gelen mesajla uyandım. Bir hafta sonra sadece terazi burçlarının katılacağı bir davet aldım. İyi ama neden ben? Neden sadece teraziler? Ayrıca Çinlilere göre burçlar yeniden dizayn edilmemiş miydi? Korkmalı mıydım? Ne hissetmem gerektiğini bilmeden macera veya hikâye olsun diye davete gittim. Davetin yapılacağı salona geldikten sonra bekleme alanında herhangi bir ilginç duruma rastlamamıştım. Hatta salondaki herkes benim gibiydi. Sürekli ‘Neden ben?’ , ‘Şimdi herkes terazi mi?’ , ‘Yükselen ayrımı olacak mı? Bilginiz var mı?’ gibi anlamsız uğultuları duymamak için büfeden kahvemi alıp köşeye çekildim ve olayın ne olduğunu çözmek için beklemeye başladım. Gerekli kalabalık sağlandıktan sonra büyük salonun kapısı açıldı ve hepimiz tiyatro düzeni hazırlanan salonda yerimizi aldık. Herkes yerini alıp sessizlik sağlandıktan sonra sahneye Levent Yüksel çıktı. Bütün katılımcılar bu organizasyonun bir konser olduğunu düşünüp sevinçle alkışlama girişimine başlayınca Levent Yüksel teşekkür ederek bu toplantının bir konser organizasyonu olmadığını ve gerekli açıklamayı yapması için kendisinin organize edildiğini söyledi. Herkes gibi hala durumun ne olduğunu anlamaya çalışıyordum ki Levent Yüksel konuşmaya başladı.

“Öncelikle bütün katılımcılara hoş geldin demek istiyorum. Biliyorum şaşkınsınız. Açıkçası konuya nasıl gireceğimi bilmiyorum. Aslında sizin gibi terazi burcu olduğum için bugün buradayım. Astrolojide retro denilen bir durum var. Retronun ne demek olduğunu zaten herkes önündeki bilgilendirme kâğıtlarından bulabilir. Ben konuyu fazla detaylandırmadan size açıklayacağım. Basit bir dille açıklamam gerekirse her yirmi yılda bir belirli kümede yaşayan insanların hayatlarında bir takım garip durumlar olur. Geçmiş hayatlarında yaşadıklarını belirli bir dönem içerisinde yeniden yaşamak zorundadırlar. Ama her şeyi değil, mesela diyelim ki geçmişte almanız gereken bir karar için iki seçeneğiniz olduğunda seçmediğiniz o seçenek bu retro döneminde bir şekilde karşınıza yeniden çıkar. Başka bir örnek verirsek, mesela birisine bir kötülüğünüz dokundu ve bir daha o kişiyi görmediniz. Kendisine bir iyilik yapmanız için bu dönemde sizin beklemediğiniz anda o kişiyle yeniden karşılaşma durumunuz olabilir. Retro aslında bir nevi iç hesaplaşma, dönence evresidir. İşte bahsettiğimiz bu evre 2020 yılında ilk defa direkt bir burç dönemiyle çakışıyor. Çok az görünen ve birçok astrolog tarafından aynı teşhis koyulduğundan dolayı bir terazi hareketi başlatıldı. Astrolojiyle ilgilenen herkes ‘Terazi Retrosu’ denilen bu harekete önlem amacıyla bir sistem geliştirerek bütün terazi burcu kişileri için bilgilendirme toplantıları organize ediyorlar. Her toplantıyı tanınmış bir kişinin sunmasıyla daha da dikkat çekmesini sağlıyorlar. Bugünkü organizasyonda terazi burcu sanatçısı olarak benim sunmamı istediler ve elimden geldiğimce size konuyu aktarmak istedim. Sorusu olan varsa dinleyebiliriz?”

Levent Yüksel konuşmasını bitirdikten sonra anlamsız bir sessizlik oldu. Sanırım herkes olayın garip ve absürtlüğünü düşünüyordu. Bana göre her şey normaldi, çünkü hayatta her zaman garip olayların beni bulacağını bildiğim için şaşırmamıştım. Kimse soru sormayacak ve olaysız dağılacağız diye düşünürken arkalardan bir el kalktı ve ‘Levent abiii, Levent abiii!’ diye söz almak istedi. Levent Yüksel adama el işareti yaparak söz hakkı verdiğinde adam eline mikrofonu alır almaz ‘Levent abi, o kadar toplandık. Dağılmadan bir Tuana dinlemez miyiz?’ dediğinde herkes olayın ve isteğin anlamsızlığı karşısında buz kesti. Gülmemek için kendimi zor tutarken bu isteği olumlu karşılayan Levent Yüksel isteği kırmadı ve Tuana şarkısını söyleyip müsaade istedi. Bizlerse Tuana’yı dinleyip olaysız bir şekilde salondan çıkarak hazırlanan yemek büfelerine koşar adımlarla ilerledik.

 

*****

Geçirdiğim trafik kazasının üzerinden iki ay, retronun üzerinden yirmi gün geçti.  Gördüğüm rüya mıydı ya da gerçek miydi emin değilim. Levent Yüksel’i rüyamda neden gördüm ya da uyurken açık bıraktığım şarkı listesinin bir sonucu muydu emin değilim. Ama bildiğim bir şey varsa 2020 yılının aslında yeni bir yıl olmadığı ve geçmişteki hayatıma ait bazı olayları yeniden yaşadığımın bir gerçeğiydi.

Bir sabah tanıdığım bir numaradan mesaj aldım. Beni canlı yayına çıkartmak istediğini söylemişti. Şaşırdım ve nedenini sordum. Bana, ‘Sen hikâyesi bol adamsın, geçmişin kabarık, gel işte. Anlatıp geçersin, hem sadece sizin aşiret bile izlese izlenme oranımız artar. Bir de konuk bulamadık bu hafta, sen bizim jokerimiz gibisin, öyle düşün işte…’ diyerek garip bir açıklama yaptı. Bu anlamsız açıklamayı mantıklı bulup gittim ve canlı yayına çıktım. Nasılsa kimse izlemez diye geçmişime ait birkaç hikâyemi anlattım. İzleyip izlemediğini hala bilmediğim, eski bir kapanmayan defterin sahibi olan arkadaşım mesaj atmıştı yayından birkaç gün sonra… Arkadaşım diyorum ama arkadaşım olup olmadığına bile emin değilken birden saatlerce, hatta günlerce konuşmaya başladık. Sonra eski defterimizin neden kapanmadığını sorguladık. Duygularımın ve kalbimin nasır tutmasının bir sebebi olarak bana ilk defa merhem vermişti. Bir nevi sıkışıp kaldığım duygular zincirinden kurtararak özgürlüğüme kavuşmamı sağladı. Özgürlüğüme kavuşmamı sağladı ve sanki görevini tamamlamış gibi sessizce hayatımdan çıktı.

Bu olayın tesadüf olduğunu düşünürken bir gece uyumadan önce asıl büyük depremi yaşadım. Bazı insanların geçmişte derin yarası olur ve bir türlü o yarayı kapatamaz. Sonra hayatının en saçma eylemlerini gerçekleştirerek o kapanmayan yarasını karanlık bir odaya kilitler. Ben o karanlık odayı 600 bölüm Pokemon izleyerek kilitlemiş, anahtarını ise yanımdan hiç ayırmadığım Pokemon posterinin arkasına asmıştım. İşte o gece anahtarın sahibi yeniden kapıyı açmayı teklif etti. Karanlık odaya ışık tutacağını söyleyerek geçici bir tedavi önerdi. Tedaviye yanıt verdiğimden midir bilmiyorum ama tuttuğu ışıkla kuruyan yerlerimi ıslattı ve yaranın yeniden canlanmasını sağladı. Daha önce acıttığı her şeye tatlı bir dokunuş yaptı. Açık yaraya pansuman yapılmaz derler ama yaptı ve yıllardır iyileşmeyen yara izi yok oldu. Yara izi yok olunca beni taburcu ettiğini söyleyerek kendini yok etti.

Rüyama giren Levent Yüksel söylemeyi unutmuştu ama retronun doğru işlemesi için, yani zaman çizelgesinde her şeye sıfırdan başlamak için önce bu hayatın kafamda bitmesi gerekiyordu. İşte son yaşadığım trafik kazasının açıklaması bence böyle bir şeydi. Çünkü komutanın ‘Siz bu araçtan nasıl sağ çıktınız?’ sorusunun başka açıklaması olamazdı.

Terazi Retrosu Levent Yüksel’in aksine böyle bir şeydi işte. 2020 yılı zaman çizgisinin kırılıp önceki yıllara dönmesinin ardından tekrar rayına girmesi için terazi burcu kişisinin hayatının bir film şeridi gibi gözlerinin önünden geçmesi gerekiyordu ve buna bir kaza süsü vermeliydi. Yani, kısacası hayat gerçekten insanın gözünün önünden film şeridi gibi geçiyormuş̧. Terazi retrosunu böyle karmaşık saçma bir halde geçirdim işte. Bu yıl nasıl geçti anlamadım. Temmuz, Ağustos neyse de Eylül çok çabuk geçti. Ekim bitmek üzere ve terazi retrosu sona erdi.

Ben mi?

Ben artık neye inanacağımı bilmiyorum.

Yeni bir hayata mı?

Kapanan kapılara mı?

Terazi burcuna mı?

Tuana’ya mı?

Yoksa Levent Yüksel’e mi?

Şunlar da hoşunuza gidebilir

ISKARTA HAYAT: SON SEFER

Taştan Öte

YAŞAR

ESMAR

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.