Super 30

İmdb: 8/10
Yönetmen: Vikas Bahl
Başroller: Hritikh Roshan, Nandish Singh Sandhu, Mrunal Thakur

“Evet, Hindistan…

  1. Dünya ülkesi, ucuz ekmek ülkesi…

Ama Pepsico dünya başkanı, Unilever yöneticisi, Mastercard, Vodafone, Deutsche Bank (inanmıyorsanız Google’dan aratabilirsiniz) hepsinin başındaki bir Hintli.”

Bir biyografi filmi Super 30. Hintli matematikçi ve eğitimci Anand Kumar’ın hayatını anlatıyor. Sadece kariyer basamaklarını değil, bireysel çalkantılı yaşamını da her yönüyle anlatmaya çalışmış. Film öğrencilerinin Kumar’ı anlatmasıyla başlıyor. İlk baştaki replik de öğrencilerinden birine ait. Sadece dahi matematikçinin hayatı söz konusu değil. Eğitim sistemi sorunları, zengin-fakir çatışması, dahi birinin günlük ilişkilerinde yaşadığı sorunlar, fedakârlık gibi çeşitli konulara da değinilmiş.

Birçok akademisyenin bulunduğu bir konferans salonunda, öğrencilerinden birinin Anand Kumar’dan bahsetmesiyle başlayan film, onun öğrencilik yıllarından itibaren başlıyor. Kütüphanelerden çıkmadan girip çıktığı her ortamda çözülmemiş soruların cevaplarını bulma çabası içinde görüyoruz onu. Sevdiği bir kız var, Supriya. Onunla olan buluşmalarında bile kafasından sorular çözmekle meşgul. Bir gün eğitim bakanlığının düzenlediği bir yarışmada birinci olur, madalya kazanır. İlk resmi başarısıdır. Ama onu sunan öğretmenler hatta yarışmayı düzenleyenler bile aslında neyi başardığının farkında değildir. Kendini geliştirmek için üniversitelilerin gittiği büyük kütüphaneye gider ama girmesi yasaktır çünkü üyeliği ve öğrenciliği yoktur. Fakir biri olmasından ötürü sevdiği kızın babası da ona iyi gözle bakmaz. Yine bir gün kovulurken kütüphane personellerinden birisi ona Cambridge, Harvard gibi üniversitelerin dergilerine bir makale yazıp yollarsa ve yayınlanırsa oraya bedava girip çıkma hakkı olacağını söyler. Ve başarır. Cambridge’den burs kazanmasına rağmen maddi yetersizliklerden ötürü gidemez. Eğitim bakanlığından destek almak ister ama bu hiçbir yetkilinin umrunda değildir, burs kazandığına bile inanmazlar. Süreç içinde babası vefat eder. Gündüzleri soru çözmeye devam eder, geceleri ise annesiyle yemek satmaya çıkarlar. Günün birinde karşısına Excellenge Coaching’de öğretmen olma fırsatı çıkana kadar. Hayatını değiştirecek o yere gitmek aslında adını daha geniş kitlelere duyurmak adına muhteşem bir fırsat olmuştur. Artık Anand’ı tüm Hint medyası ve halkı tanımaya başlamıştır.

“Bu çocuklara yetenek bahşedildi ama kimse onları desteklemedi. Bu düzenbazlık değildir de nedir?”

Çalışmaya başladığı okulda eğitim bakanı onu alır ve sözde onun iyiliği için eğlenmeye diye partiye davet eder. Şahit olduğu çeşitli haller, eğitimin ticarete dönüştürülmesi gibi sebepler ona hep kendi yaşadığı zorlukları hatırlatır. Hayatını değiştirecek kararı alır. Yoksul öğrencilere ücretsiz eğitim vereceğini ilan eder. Hurdacı, inşaat işçisi, hizmetçi, bakıcı, çöpçü, kaldırım taşı dizeninden ray döşeyenine kadar bir sürü lise çağındaki çocuk gördükleri ilan ile beraber hazırlanan sınava giderler. Aralarından en zeki 30 tanesi seçilir. O günden itibaren Anand o çocukları Hint Teknolojileri Enstitüsü’nün giriş sınavı olan IIT-JEE’ye hazırlayacaktır. Çocukların geldikleri ortamlar ile kurdukları hayaller birbirinden çok farklıdır. Anand onlara umut ve hayal kurma özgürlüğü vermiştir. Tüm masraflarını kendi cebinden karşılar. Annesi çocukların yemeklerini yapar, erkek kardeşi Pranav ise idari işlerle ilgilenir. 30 çocuk artık onların kendi çocukları gibi olmuştur. Gün gelir zengin çocuklarla aynı sınava girerler. Eski çalıştığı yerdeki zengin bir öğrencisinin sorduğu soru çok manidar gelmiştir bana: “Ailemin zengin olmasının sorumlusu ben miyim, ben niye sizden ders alamıyorum?” Anand’ın verdiği cevap ise çok daha manidardır: “Sen buraya gelmeden önce yemek yedin değil mi? Onlar aç geldi…” İngilizce konuşmak zorunlulukları, düzgün, temiz giysiler vb sebeplerden ötürü 30 çocuk çok yabancılık çekmiştir. Anand onların yaşadığı özgüven sorununu yenmek için başta çok üstlerine gider. Çocuklar korkar ya geldiğimiz yere geri dönmek zorunda kalırsak diye. Sonra “Basanti No Dance” şarkısı eşliğinde statü farkının kalkmış haliyle çocuklarının nasıl samimi olduklarını görüyoruz. Şarkının ve danslarının hikâyelerini bilerek izleyince etkilenmemek elde değil. Her şeye rağmen İngilizce konuşmak için çabalamaları…

“Geldiğiniz yerlere geri mi döneceksiniz? NASA, Harvard, Cambridge, MIT…? başarmaktan başka şansınız yok!..”

Gerçekten yokluğun dibinden gelen çocuklar desek yalan olmaz sanıyorum. Anand’ın kardeşi ile beraber hem kalmaları hem de ders görmeleri için onlara tuttukları yeri görünce insan şaşırmıyor değil. Tahta sıra ve sandalyelerde dersler, geceleri uyudukları salonda ise aynı zamanda ders de çalışıyorlar. Anand’ın kendi parası bir yerden sonra hepsinin yeme içme ihtiyacını da karşılamaz hale geliyor. Ders çalışmaya soru bankalarının bile yetersiz geldiği anda öğrendiklerinden yola çıkarak kırık ampul camıyla nasıl projeksiyon cihazı yaptıklarını görmek gerçekten alkışlanılası bir sahne. O imkânsızlıkların içinde o kadar güzel şeyler başarırlar ki… Tabii ki Anand gibi bir dâhinin yoksul öğrencilere bir de ücretsiz eğitim vermesi ülkede sevenlerini artırmak yerine aksine bir sürü eli maşalı düşman kazandırır. Sayısız tehditler, sayısız suikast girişimi ve gerçeklere susan iftiracı bir medya vardır karşısında. Bir gazeteci vardır onun peşinde koşan ve haberini yapmak isteyen ama ona da başlarda güvenemiyordur. Her türlü zorluğa rağmen en büyük destekçisi kardeşi Pranav ile o çocukların IIT-JEE sınavına girmeleri için her yolu denerler. Günü geldiğinde o çocukların zıpladığını da göreceklerdir. Bizde filmde çocukların her biriyle gurur duyarak izliyoruz zıplayışlarını. Fakat bu sıradan bir zıplayış değil. Sadece öğretmenlerinden öğrendikleriyle değil, geldikleri kenar mahallelerdeki işçi hayatlarından onlara kalan bilgi ve yetenekleri de kullanırlar. Çocukların bu gelişimleri karşısında verdikleri emeğe değdiğini gören sadece Anand değil, kardeşi Pranav ve annesi Jayanti de olmuştur.

“Zenginler kendilerine düz ve kolay bir yol çizdiler. Bizim yolumuza da bir çukur kazdılar. Bu onların en büyük hatası oldu. Bize zıplamayı öğrettiler. Günü geldiğinde herkesten daha uzağa ve yukarı zıplayacağız.”

Gerçek Anand Kumar’ın hikâyesi de aşağı yukarı bu şekilde. 1 Ocak 1973 doğumlu meşhur “Super 30” programı kurucusu. Discovery Channel’da bu programla ilgili çekilmiş bir belgesel de var. 2018 yılına kadar 480 öğrenciden 422’si Hint Teknolojileri Enstitüsü’ne girebilmiştir. Her yıl Mayıs ayında seçme sınavları yapıp 30 zeki öğrenciyi programa dahil etmiş. Program duyuldukça burs vermek isteyen, destek olmak isteyen birçok kişi olmuş ama Kumar hiçbirini kabul etmemiş. Kardeşiyle beraber kendi imkânlarıyla halletmişler her işi. MIT ve Harvard’da konferanslar vermiş ve vermeye devam ediyor. Hakkında yürütülen sayısız karalama kampanyası, suikast girişimi onu yolundan döndürmemiştir. Kasım 2018’de “Küresel Eğitim Ödülü” almış. 2019’da ise ABD’de “Eğitimde Mükemmeliyet” ödülünü kazanmış. Filmde kendisini canlandıran, kendisini aksiyon filmlerinde görmeye alışkın olduğumuz, Hritikh Roshan’ın ve kardeşi rolündeki Nandish Singh’in oyunculuğunu da ayrıca alkışlamak gerekir. Aslında tüm ekibi… Hritikh Roshan bu filmle “En İyi Erkek Oyuncu” ödülünü kazanmıştır. Senaryonun akışı, oyunculukların muhteşemliği bizi Super 30 dünyasına götürmekle kalmıyor adeta o anları yaşatıyor.

Tanışmaktan çok memnun olduğum fedakâr ve başarılarla dolu öğretmen Anand Kumar, tanıştıran bu güzel film Super 30… Sizi aracı yaparak şimdiden tüm fedakâr ve cefakâr öğretmenlerimizin gününü kutluyorum. İyi ki varsınız.

Şunlar da hoşunuza gidebilir

ISKARTA HAYAT: SON SEFER

Just Mercy (Sadece Merhamet)

Kendi Doğumunu Gerçekleştir

War Horse: Bir Dostun Gözünden

1 thought on “Super 30”

  1. Uzun zaman sonra yazılarınızdan birini okuma fırsatım oldu efendim… Her zamanki gibi naif ve içten bakış açınızla yorumlamışsınız filmi. Okurken bir duygu hasıl oldu içime bilmiyorum sizin yazarkenki duygularınız mıydı yoksa anlatılan ‘öğretmen’e duyduğum hayranlık ve özlem miydi..? Evet bütün fedakar ve cefakar öğretmenlerimizin öğretmenler günü kutlu olsun…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.