ORENDA

Toprağa gelişin müjdelendiğinde yıkılır haramzadelerin sarayları, biliyor musun? Çöllere düşenler dirilir, iskeletler kavuşur bedenlerine. Gebe kalır rahmi alınmış kara yazılı ihtiyar bakireler. Oğlaklar yaylalara, kırlangıçlar kamışlıkta ney çalan göllere uzanır. Toprağa gelişin müjdelendiğinde sevgilim, bir meltem esmeye başlar kimsenin ismini bilmediği perilerin nefeslerinden. Tarar, utangaç taze gelinciklerin tüllenen saçlarını. Mecnun’u bulur Leyla Leyla dualar. Ferhat Demir dağından sapasağlam iner. Haçlılar yenilir, Moğollar çekilir, ebabiller kızıl bir şafağın ötesinden belirir. Merhamet yangınlarını ateşler namının uğradığı her kibrit çöpü. Çünkü müjden ikram günüdür ağlayanlara. Müjden Mesih daveti, müjden kurtuluş fermanıdır idam mahkûmuna.  Toprağa gelişin müjdelendiğinde sevgilim, kalmanın da gitmenin de, bilmenin de unutmanın da, tüm yaşanmışlıkların ve yaşanmamışlıkların da bir tabiri olur. Azad edilir boynu tasmalı damgalanmış köleler. Bir tek ben mahrum kalırım müjdelerinden, inanamam.

Toprağa gölgen düştüğünde yediveren çiçekler açar biliyor musun? Kımıldanır ölmüş kardelenlerin incecik yüreği. Tohumlar süt içer bir baharın memelerinden. Turna kuşları yetişir sabah ezanında yar yolu gözleyen gurbet âşıklarının imdadına. Işık ışık saçılır aydınlığın karanlığa ilanıaşkı. Toprağa gölgen düştüğünde sevgilim, bir cemre düşer yaban incirlerinin sarmaşıklarına. Büyür başak başak çiğdem tarlaları. Boy boy kızarır elma yanaklı bebeklerin gamzesi. Meriç Tuna’ya kavuşur, Dicle Fırat’a. Ve umarsız yiğitler dikilir anlı şanlı zalimlerin karşısına. Gölgen cenk günüdür çünkü. Gölgen bahar hırçınlığıdır, gölgen bereket mevsimidir has bahçenin üstüne. Toprağa gölgen düştüğünde sevgilim, ölümün de yaşamın da, varlığın da yokluğun da, tüm yalanların ve doğruların da bir anlamı olur bu coğrafyada. Mahşerinde uyanır yeryüzü ahalisi çırılçıplak. Bir tek ben mahrum kalırım cennetlerinden, uyanamam.

Toprağa varlığın değdiğinde suyu kesilmiş pınarlar coşar okyanuslara, biliyor musun? Birler bin, azlar çok, yoklar var olur. Nilüferlerle dolar durgun suların durgunlukları. Sarmaşıklar haramsız ve zararsız sevişir ihtiyar duvarlarla. Toprağa varlığın değdiğinde sevgilim düğünler, karnavallar kurulur, hıdrellezler panayırlarla donanır, doyar karnı açların küçümen mideleri eda edilmemiş bayramlarda. Zafer takları da neymiş, kırk gün kırk gece gökkuşağıyla boyanır ihtiras şehrinin muhteris caddeleri. Adil’in damatlığı olur Suzan’ın sevdalısı sular. Mem, Zîn ile sarılır zindan zindan şebiarusa. Çünkü dokunuşun abıhayattır zeval sahibi her ölümsüze. Dokunuşun şifa, dokunuşun deva, dokunuşun yürek yürek yangınlara hoş gelen sefa, dokunuşun tüm ihanetlerin ruhuna Fatiha’dır mukaddes semalardan. Toprağa varlığın değdiğinde sevgilim, hasretin de vuslatın da, sevmenin de saymanın da, etmenin de bulmanın da, tüm hayallerin ve kırıklıklarının da bir mükâfatı olur. Doyar ulufelerine cümle nasipsiz garip guraba, cümle kefensiz fukara. Bir tek ben değemem tüm kutsallardan daha kutsi ellerinin rahmetine. Parça parça kesilir ülfetinden kalbimin damarları, dayanamam.

Şunlar da hoşunuza gidebilir

YAŞAR

KLASİK YONTMA

Tarifsiz Adımlar

HÜZÜN İSTASYONU

3 thoughts on “ORENDA”

  1. Halil Cengiz, şiirden gönüllü bir deneme.
    gönüllü: Daha iyi.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.