Kültür Sanat Söyleşileri – Aydın Afacan ile Şiir ve Mitologya Üzerine

Güneşli bir Ankara günü Aydın Hocamla Kızılay’da buluştuk. Biraz heyecanlıydım. Biraz da soruları hazırlayabilmek için gece uykusuz kalmanın ceremesini çekiyordum. Aklımda neyi nasıl sorsam düşünceleri dönüp duruyor, bir yandan da uykusuz zihnimin beni hocaya karşı mahcup etmesinden çekiniyordum. Bu düşüncelerle anlaştığımız kafede oturup beklemeye başladım. Çok bekletmeden göründü Aydın Hoca. Gelir gelmez muhabbet etmeye başladık. Nasıl olduğunu anlamadan akademiden, toplumdan, kültür-sanattan bahsettiğimiz sıcak bir sohbetin içinde buldum kendimi. Aydın Hoca’nın samimi tavrı, nazik davranışları yavaş yavaş üzerimdeki çekingenlikten kurtulmamı sağladı. Yaklaşık üç saat süren görüşmemizden sonra bir dost kalple tanışmanın mutluluğu ve kitabı üzerine yapılmış söyleşiden çok daha fazlasıyla ayrıldım yanından. Sohbetimizin renkli anlarına eşlik edemeseniz de sizi kitap hakkında yaptığımız söyleşiyle baş başa bırakmak istiyorum.

 

Merhaba Aydın hocam. Öncelikle söyleşi teklifimi kabul ettiğiniz için teşekkür ederim.Bu görüşmede Şiir ve Mitologya kitabınız üzerine konuşacağız. Kitabınız ilk baskısını 2003 yılında yaptıktan sonra bu yıl Everest Yayınları’nda ikinci baskıyı gördü. On yedi yıl uzun bir süre. İkinci baskının gelmesi neden bu kadar uzun sürdü ya da sizi ikinci baskıya iten sebepler nelerdi?

Uzun sürmesi tamamen benden kaynaklı; kitaba eklemek istediklerim vardı ancak istediğim düzenleme ve eklemeleri yapmak için bir türlü fırsatım olmadı. 2019’da yeni şekli üzerinde çalışma fırsatım oldu. Yeni şekli, yayın tarama ve incelemelerinden, zamanında kısıtlı imkânlar nedeniyle gözden kaçırılmış şairlerin eklenmesine uzanan bir çalışma gerektiriyordu. Bu da yeni okumalar, düzenlemeler ve yeni başlıklara ihtiyaç doğurdu. Bundan dolayı gecikti biraz da.

 

Kitabınızı Orpheus, Anday ve Necatigil ithafıyla başlatmışsınız. Bu ithafların özel bir sebebi var mı?

Aslında bütün şairlere ithaftır. Saydığınız isimleri öne çıkarmam şundan:  Orpheus, kitabın konusu çerçevesinde bilinen ilk şairdir ve şiirsel macerasından dolayı hem mitosta hem şiirde önemli bir figür.  Anday, mitologya konusunda öne çıkan bir ad olduğundan ve özellikle Kolları Bağlı Odysseus adlı önemli eserinden dolayı; Necatigil de mitosa dair vurguları, düşünceleri ve eserleri dolayısıyla ‘ithaf’ta öne çıktı. Ayrıca Necatigil’in geçmişin birikimine yönelik tavrı gerçekten öğretici niteliktedir.

 

Kitap içeriğini “Cumhuriyet Dönemi Şiirinde Yunan ve Latin Mitologyası” olarak sınırlandırmanızın sebepleri nelerdir? Modern Türk şiirinde Doğu anlatılarının etkisini düşük mü buluyorsunuz?

Şiir ve Mitologya’nın kaynağı,“Cumhuriyet Dönemi Şiirinde Yunan ve Latin Mitologyası” adıyla, zamanında hazırlanmış akademik bir çalışmadır; yüksek lisans tezidir. Ama kitap o tezden ibaret değildir. İlk baskıda da hem kuramsal çerçevesi hem de kuşatmaya çalıştığı birikimle o tezin çok ötesine geçmişti. İkinci baskıda, tezle mesafesi daha çok açıldı. O alana yönelmem, sizin deyişinizle ‘Doğu anlatılarının etkisini düşük bulmaktan’ dolayı değil, mitoloji konusundaki kaynak taraması beni daha çok Yunan ve Latin mitologyasına yönelttiği içindir. İncelediğim şiir kitapları, görünür düzeyde daha çok o mitologya ile bağlantılar taşıyordu. Bunun çeşitli nedenleri var elbette, bu mitologya iyi bir yazılı ürünler toplamına sahiptir, başka bir etken Avrupa merkezli bakışın temelinde Eski Yunan ve Latin’in yer alıyor oluşudur. Bizdeki yansımaları da Batılılaşma meselesiyle bağlantılıdır. Doğu mitoslarının buradaki kadar yoğun biçimde göze çarpmadıkları doğru; ama bu durum yine de Cumhuriyet dönemi şiirinde ‘Doğu anlatılarının etkisinin düşük olduğu’ biçiminde bir tespitte bulunmak için yeterli değildir. Ortada dil ve kültür var, başka değişkenler var. Daha sağlam tespitler bütün bunlara bakılarak yapılabilir ancak.

 

Kitapta şairler ve şiirleriyle ilgili kısma geçmeden önce mitos üzerine derin incelemeler yapmışsınız. Bu incelemeyi yaparken interdisipliner bir yol izlediğiniz; psikolojiden, felsefeden, antropoloji ve arkeolojiden yararlandığınız dikkat çekiyor. Böylesi bir incelemeyi tercih etmenizdeki sebepler nelerdir? Mitolojiye nasıl bir anlam yüklüyorsunuz?

Tespit ettiğiniz interdisipliner çalışma, benim genel olarak başvurduğum, daha doğru bir deyişle kendimi hep içinde bulduğum bir çalışma biçimidir; yaptığım işi daha sistemli ve sağlam bir zemine oturmak için de gerekli gördüğüm bir yöntem. Mitolojiyi pagan anlatılarıyla sınırlı ve Zeus’un, Athena’nın vs. serüvenleri biçiminde görmemek lazım. Mitik düşünce bütün kültürün zemininde yer alır; ortak bir taban var orada. Problemi şiirsel imgelem, tahayyül açısından düşünmek daha doğru bir bakışı yansıtır. Bunun için de mitolojik düşüncenin yapısına, işleyiş biçimine, tarih içindeki yerine ilişkin iyi bir teorik çerçeve gerekir. Bu çerçeve kuramsal bakımdan alandaki birikimi kuşatmayı, tartışmayı ve böylece yapmayı düşündüğüm şiir incelemelerine ışık tutmak, tartışmaları bu zemine dayandırmak bakımından önem taşıyordu. Ayrıca, kitabın okuruna, bu alanla ilgili ‘popüler kültür’ün ötesinde ondan tamamıyla farklı bir bakış açısı sunmak gerekiyordu. Tespit ettiğiniz gibi, bütün bunlar haliyle disiplinlerarası bir tarzda gerçekleştirilebilecek şeyler. 

 

Yazar kimliğinizin yanı sıra şairsiniz de. Şair kimliğinizin şiirleri incelerken nasıl bir etkisi oldu? Ya da tam tersi, mitoloji incelemeleriniz şiirinize neler kattı?

Şair kimliğim önce gelir. Şiirleri incelerken bunun bir etkisinin olmaması söz konusu değildir. İster istemez olacaktır. Ama çalışmanın çerçevesi bakımından elimden geldiğince objektif kriterlerle yaklaştım. Mitologya etkilerini incelerken belirli bir zaman dilimi ve belirli bir sahayı ele aldığım için, benim poetik zevk ve anlayışımın dışında olan şairleri de inceleme kapsamına almak durumundaydım ve bunu elimden geldiğince objektif ve eksiksiz biçimde yapmaya çalıştım. Sonuçta akademik kökenli bilimsel bir çalışma alanı söz konusu. Eksikleri elbette olacaktır. Nitekim tespit edebildiğim eksikleri yeni baskıda gidermeye çalıştım. Çalışmayı yaparken şiir yazmaktan uzaklaştım, o döneme ait şiirlerim en az beğendiğim şiirler. Sistemli akademik çalışmalar, şiir çalışmayı bir şekilde etkiliyor. Galiba şiir üzerinde doğrudan çalışınca böyle oluyor. Ebu Nuwās’ın bu konudaki ünlü tecrübesini hatırlayın. Biraz uzaklaşmak gerekiyor. Mitoloji incelemeleri, sadece poetikamı değil, dünyaya bakışımı da etkilemiştir. Muazzam bir birikim sunuyor çünkü. Ciddi zorlukları olan, ciddi incelemeler gerektiren, ezbere konuşmaya uygun olmayan bir alan. Gelgelelim hem akademi hem de edebiyat ortamında o kadar kötü çalışmalar var ki bu alanda. Hem etik hem de bilimsel yönden problemli çalışmalar ve tuhaf biçimde de cüretkâr!

 

Bir de mitolojinin yabancılığı sorunsalı var. Sizse mitolojinin evrenselliği üzerinde duruyorsunuz. Evrensellik iddianızla kolektif bilinçdışının ürettiği ortak düşünce alanına işaret ettiğinizi söyleyebilir miyiz?

Evet, buna ilişkin bazı tartışmaları kitabın ikinci bölümünde ele aldım. Öncelikle mitos ve şiir arasında düşünme biçimi yönünden temel bir ortaklık söz konusu. Bunu göz ardı edemeyiz. ‘Kolektif bilinçdışının işaretleri’ olsun olmasın, bu düşünme biçimi evrenseldir; farklı halkların mitoslarından temel motifleri benzeyen birçok örnek aktardım. Diğer yandan kültürel açıdan bazı farkların olması kaçınılmaz. Ama bu, tahayyül ufkunuza dahil olabiliyorsa buna itiraz etmek fazlasıyla ‘nativist’ bir tavrı işaret eder. O şiirde veya başka tür bir sanat eserinde nasıl yer aldığına bakılmalı; bu bağlamda kitapta eleştirerek aldığım örnekler de var. Şiir metniyle kaynaşmamış, gerçekten yığma, süs vb. düzeyinde görünüyor. ‘Yabancılık’ işte burada söz konusu; sözünü ettiğiniz sorunsala bu cepheden bakıyorum.

 

Kitabınızda ele aldığınız “Arketipçi Eleştiri” ve “Mythopoetik Yöntem” üzerine neler söylemek istersiniz? Şiirleri incelerken mitolojik kökenlere uzanmak için en iyi yöntemlerin bu ikisi olduğunu düşünebilir miyiz?

Başka yöntemler de var: Örneğin ‘Psikanaliz’, ‘Feminist Eleştiri’ gibi. Bu yöntemlerin şiir ve sanat incelemelerinde önemli bir yeri var. Sanat yapıtının okunması yönünde birer imkân olarak görülmeli. Işık tuttukları, eserin anlam evrenini aydınlattıkları, değerli inceleme olanakları sundukları açıktır. Ne var ki, ‘yapıt’ı, sanatçı tahayyülünü vb. bir yana iterek indirgeyici sonuçlara varan örnekleri de çoktur bazı yöntemlerin. İlgili bölümlerde bunları tartıştım. ‘Mythopoetik Yöntem’i de büyük İngiliz şairi Eliot’ın ileri sürdüğü tarzda bir ‘yazma’ yöntemi olarak değil, bir inceleme yöntemi olarak önemli bulduğumu burada da belirtmeliyim. 

 

Bir de kitabınızla ilgili intihal meselesi var. Aslında intihal günümüz akademisinin büyük sorunlarından biri. Bununla ilgili neler söylemek istersiniz?

Maalesef böyle bir durum var. Çeşitli biçimlerde oldu bunlar ve bazılarını örneklerle, delillerle farklı yayınlarda ortaya koydum. Ayrıca Bulut Defteri’nde yazdığım gibi ‘akademik kurnazlık’ örnekleri de var; benden alıyor başkasını kaynak gösteriyor veya kaynakçada ad belirtiyor ama metinde benden aldıklarını belirtmiyor. İlginçtir ki, bunu en çok yapanlar ‘unvanlı akademisyenler’!  Bunlardan medyaya en çok yansıyanı, Prof. Fuzuli Bayat’ın ‘Mitolojiye Giriş’ kitabında yaptığı intihaldi. Benim kitabımdan sayfalar dolusu bilgi, yorum ve tartışma aktarıldığı halde hiçbir yerde adım geçmiyordu! Varlık dergisinde iki kitabın ilgili bölümlerinden büyük kısmını birebir karşılaştırarak ortaya koydum. Bayat’ın yaptığı intihal, herhangi bir bilirkişinin en küçük bir tereddüde kapılmadan göreceği derecede bariz bir yağmaydı. Türk vatandaşı olmadığından ve o zaman biraz da bizim pasifliğimizden dolayı Profesör Bayat ucuz kurtardı, ama yaptığı ‘yağma’ adının yanına hep bitişecek!

Kendi adıma çok keyifli bir görüşme oldu. Zaman ayırdığınız ve nezaketiniz için teşekkür ederim.Yeni çalışmalarınız üzerine de konuşabilmeyi ümit ediyorum. 🙂

Ben teşekkür ederim Büşra kardeşim, var olun.

 

*Aydın Afacan ile tanışmama ve görüşmeme vesile olan değerli Muharrem Evirgen Bey’in de burada adını anmak ve teşekkürlerimi iletmek isterim.

Şunlar da hoşunuza gidebilir

Fantastik Türk Edebiyatı’nda Yeni Bir Soluk: Son Vâris ve M. Hamza Gürsoy

SEN BENİM KiM OLDUĞUMU BİLİYON MU?

Hilmi Yavuz ile Edebiyat ve Gerçeklik Üzerine Kısa Bir Mülakat

Galip Çağ ile Nurettin Topçu Üzerine Söyleşi

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.