Pirus Zaferi

Ben hiç yenilmemiştim, hiç kaybetmemiştim girdiğim savaşları. Hiç yüzükoyun devrilmemiştim. Hiç kanamamış, hiç kanatılamamıştım. Nasır tutmuştu dermana küsen ayaklarım ama hiç kesilmemişti parmak uçlarından ve tuz basılmamıştı sinir köklerine. Hiç esir düşmemiş, hiç prangaya vurulmamış, hiç kırbaçlanmamıştım çılgınlar gibi. Daima başım dikti, daima burnum havada, gözlerim öfkeliydi bakışlarından. Ben hiç eğilmemiştim yani, hiç burnum sürtülmemiş, hiç gözlerimin öfkesine batırılmamıştım. Eyvallahım yoktu evelallahım dururken. İtaatim yoktu, evrilmemiş çınarlar gibi göklere doğru ölecektim güya. Kuruyacak ama kimseye göstermeyecektim. O kadar da gururluydum, gururum parça parça çiğnenmeden evvel isli şarkılarda…

Yani ben, nasıl anlatsam bilmiyorum ama hiç kırılmamıştım. Çatlamıştım tam orta yerinden geçip giden fırtınalara belki. Ancak kırılacak, çatır çatır kırılacak kadar ince değildim. Çünkü ben hiç savrulmamıştım. Sırtım yere gelmemişti. Pes dedirtilmemişti pes demeyi bilmeyen hırsıma. Gözyaşlarım olmuştu tamam ama hiç kanamamıştı o çiğ taneleri. Hiç süzülmemişti kızıl bir denize ırmaklarım. Sabır taşım orta yerinden ayrılmamış, kafama geçirilmemişti böyle…

Ben hiç kaybolmamıştım doğduğum yollarda. Hiç yitik kalmamış, hiç yitirmemiştim bildiklerimi. Adım adım izlerdim ayak izlerimi, ezber etmiştim güneşin batıdan doğuşunu çünkü. Hiç kuzeyden başıma doğan bir güneş görmemiştim. Hiç kopmamıştı kıyametim. El olmamıştım tanıdık yüzlere. Biliyor musun, çıkmaz sokaklar bile duvarlarını açardı yoluma, labirentler bile çıkışını gösterirdi. Kısacası, hiç pusulam, yön duygum, feleğim şaşmamıştı…

Ben hiç korkmamıştım hayatımda. Hiç titrememişti ayaklarım. Hiç kalbimin atışıyla başedemediğim olmamıştı. Yanardağlarda da yanmıştım oysa, ejderhaların karşısına da dikilmiştim, cehennemlere de sürülmüştüm. Fakat hiç yanmamıştım inanır mısın? Hiç geri adım atmamıştım karanlıklarda ve hiç azap denen gayyada yuvarlanmamıştım sonsuzca. Koca koca beylik laflar dökülürdü ağzımdan. Lâl olmanın zehrini, sükût denen zincirin kıvrandırışını tatmadığımdanmış meğer…

Ben hiç ölmemiştim. Her gün öldüğüme inandırmışlardı beni. Salaklık işte. Ölmenin yavaş yavaş bir böceğin etini kemirmesinden beter olduğunu anlatmamıştı kimse. Hiç katilim olmamıştı karşımda. Bıçaklanmamıştım zağlı hançerlerle kirpik kirpik. Kurşunlanmamıştım şahi topu mermileriyle, asılmamıştım boğazımdan, ağzımın kuruluğuyla. Hiç girmemiştim ölümsüzlüğün kabrine, hiç çakılmamıştım etten tabutuma, hiç kefenlenmemiştim mumyaların laneti koynumda ve hiç gömülmemiştim kendi tenimin toprağına, canlı canlı…

Seni tanımadan önce…

Şunlar da hoşunuza gidebilir

YAŞAR

KLASİK YONTMA

Tarifsiz Adımlar

HÜZÜN İSTASYONU

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.