Popüler Kültür ve Okuma Uğraşı-II

Bir Okuma Tembelliği Olarak Popülerden Kaçmak

Yakın zamanlarda çokça duyulan bir sorun oldu popüleri oku(ya)mamak. Ve bence yine okuma elitistliğinin, kendini özelleştirmenin çok yanlış bir yolu. Ama haksızlık etmemek adına bu tavrın sahibine, çift taraflı bir bakış da adil bir yaklaşım elbette.

Başlayalım o vakit.

İletişimin çok geliştiği ve bilgiye ulaşmanın çok kolaylaştığı bir zamanı yaşıyoruz. Eskiye nazaran tanınmışlık halinin sağlanması çok daha kısa zamanda mümkün. Yani popüler hale gelmek ile tanınmak eşleşik bir noktada. Okuyucu profilinin değişmesi ile bu kavramların manası da değişmekte. Yani eskiden iyi bir metnin beğeniye bağlı ve en az onun kadar önemsenen eleştirileri ile desteklenen/tasdiklenen niteliği, şimdilerde daha çok, PR ile mümkün. Bu da popüler olanın aslında çokça beğenilip yaygınlaştığı düşüncesine zarar vermiş durumda. Özetle sadece çokça reklam ve lüzumsuz övgü ile sağlanan rağbet, vasatın gereksiz kıymetlenmesine sebep oluyor ki bu yazının başında ifade edilen popüleri okumama durumu da biraz buradan kaynaklanıyor. Bu, elbette işin bir tarafı…

Okuyucu profili değişiyor demiştik. Şimdilerde iyi okuyanın yerini çok okuyan aldığı için imrenilen şey iyi/nitelikli/anlamlı/verimli okuma değil çok okuma olmuş durumda. Şimdi böyle olunca, kendini iyi bir okur olarak niteleyen, görece de yukarıda bahsettiğim niceliğe bağlanan okuyucudan kendini ayıran okuyucu tipi, popüler olanı kendi dışında gördüğü bu tüketici okuyucunun alanı olarak görüyor. Kendi içerisinde kibir de barındıran bir bakış belki de. Ama sonuçta ilk durumla benzer bir hal kaçınılmaz; popüler olanı okumaya konulan mesafe.

Bir de bu popülerlik denen ve her şekli ile sentetik kalan durumun yaratıcıları noktasında getirilmesi gereken bir eleştiri var adil olmak açısından. Okuyucu tanımı kitabın barındırdığı anlam ile birlikte zaman içerisinde diğer bir çok kavram gibi değişti, dönüştü ve büyük oranda da dejenere oldu. Yani okuma fikri ya da eylemi çoğunlukla doğrudan kitaba bağlandı. Çok kitabı olmak, çok kitapla yaşamak gibi… Halbuki okumak bunun çok ötesinde bir uğraş, bir sayfada yazanlardan çok çok fazlasını görmekle alakalı. Zamanla kazanılan bir erişkinlik hali. Hatta belki hiçbir zaman tam manası ile de gerçekleşemeyecek bir serencam. Dolayısıyla kendini, olmadığı, erişmediği bir hal ile eşleyen bireyin (okuyucunun) salt kendi beğeni kriterine göre geliştirdiği dünyada, sonuna kadar hak etse de bir metne dair belirttiği fütursuz beğeni ve ısrar o esere karşı gelişecek olan menfi tavrı da tetikliyor gibi. Ve sonuç yine okuma noktasında, okumamaya dair ve yine kibirden beslenen bir tembellik hali.

Ve bir de okuma cahilliğiyle beslenen bir değerli olanı popüler bilmek sorunu var ki bu en kötüsü.  Herkesçe malumdur ve çoğu zaman, bence yanlış olmakla birlikte, klasik olarak adlandırılan metinler var ki onların durumu popüler olmaktan öte ölümsüz olmakla, zamanı aşmakla alakalı. Kürk Mantolu Madonna, Tutunamayanlar, Aylak Adam, Karamazov Kardeşler bunlardan ilk akla gelenler. Bu metinlerin herkesçe ve her vakit okunma sebebi popüler olmanın ötesinde. Bazen bir nitelik göstergesi olarak bazen de artık vaktidir diyerek okunabilir bu metinler. Bir PR çalışmasına ya da övgüye ihtiyacı yoktur. Sentetik bir nitelendirmenin de muhatabı olamazlar. Zira zaten okumanın bir bütün olarak varlığı bu metinler üzerine kurulmuştur. Ama okuma olgunluğuna ulaşamamış bir bireyin bahsettiğimiz bilinirlik ya da ölümsüzlük halini herkesleşme kaygısı ile popülariteye bağlaması ve anti popülist bir tepkiye dönüştürmesi çoktan okuması gereken çok iyi metinlerden onu uzak tutabiliyor. Tabii bunu fırsata çevirenler de yok değil. Örneğin bin küsür sayfalık Karamazov Kardeşleri, Anna Kareninan’yı, yedi yüz sayfalık Tutunamayanlar’ı sırf bu vehme, bilinçli olarak kurban edenler çokça rastlanılası.

Elbette bu soruna dair tekliflerimiz de var.

Sabahattin Ali’nin Ankara ikameti sırasında, evine zaman zaman gelen misafirlerinin ondan okumak için kitap isterken “Tanınmış” yazar talep etmelerine verdiği cevap manidar, “Tanınmış yazar yok, bir kitabı ve yazarı siz tanırsınız.” Anlaşılan o ki okumak konusunda ciddi bir tembellik ile karşı karşıya iken bu anti popülist bahane ve dürtülerle kitaplardan uzaklaşmak büyük bir hata. Kaldı ki okumayı kitaptan önce başka bir muhataba bağlamak, tavsiye almak için dahi gerçekleştiğinde bir noktadan sonra sorunlu. Elbette deneyim/tecrübe doğru seçimler için çokça faydalı. Ama bir noktadan sonra kendi yolunu çizecek düzeye ulaşamamış bir kitap ilişkisi kolaycı ve gelişmemiş bir sürece işarettir. Tanınmış olanı değil tanımak için okumayı kendine şiar edinmemiş bir okuyucunun bir noktadan sonra popüler olana karşı geliştirdiği görece elit tavır aslında başka bir popülizmi besler. Bunun en büyük delili popüler olanı okumuyorum diyenlerin giderek popüler olması galiba.

Bu yazının özde bir gayesi var; okumanın önündeki bir bariyeri kaldırmak ya da buna dair tespitini ortaya koymak. Tüketim çağında popüler olmak çoğu zaman çabuk tüketilen bir hali karşılıyor, bu doğru. Ancak kitaba dairlerin durumu bu kadar sığ bir bakışa kurban edilemez. Popüler olan ile kötü olanı eşlemek de genel itibari ile tümüyle yanlış bir bakış. Çünkü popülerin kaynağı çoğu zaman ya yazara ya da okuyucuya duyulan antipatiden çokça besleniyor. Bu durumda da yukarıda belirtilen birçok yönden daha kitaba ulaşamamış bir zihin ile o kitap arasındaki bariyer güçleniyor. İşin kökü bir yerden sonra aydınlanmacıların yüzyıllardan beri karşı durduğu edilgenlik haline dayanıyor ki okumak neresinden bakılırsa bakılsın bir erişkinlik ve etken olma haline dairdir. Seçme hakkı sonuna dek bağımsız bir durumdur. Bu durumda görece popüler olana bir tavır gibi gelişen okumama direncinin tamamen edilgenleşmiş bir okuyucu profili yarattığı iddiası çok mu mesnetsiz.

Dostlar okuyunuz, popüler olanı da olmayanı da. Hayatın bir diyalektik düzlem üzerinde var olduğu düşüncesi bile tek başına popüler olana gösterilen direncin bir tembellik hali olduğu gerçeğini destekliyor. Bir düşünün derim!

Ankara, 17.05.2020

Şunlar da hoşunuza gidebilir

ISKARTA HAYAT: SON SEFER

Taştan Öte

YAŞAR

ESMAR

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.