Tanrım Beni Mi Çağırıyorsun?

Işıklı caddeleri duyuyorum
Kendilerini onarmış plastik ruhları
Bağırtılar çarpıp dönüyor
Ahşap bir bumerang gibi
Kedileri kırıp geçen bağırtılar
Duyuyorum
O seslere ait değilim
Biliyorum.

Kuşlar odama girse ağlarım
Balkondalarsa el sallarım
Her şey bitiyor sanırsın
Ölümden sonra yaşamak tekrarı
Ölünce anlarsın/yaşarsın.

Güneş dördüz binalara vurur
İnsanlar gölgeleriyle yürür
Sırtlarında sabah dokuz akşam beş saatleri
Ömürlerini bir kaşık kahvede yüzdürür…
Akşam eve sekizde dönerler
Saçlarında ben ölecek yaşta değilim renkleri

Günahlarımız henüz genç
Fakat hormonlu yiyip çabuk büyürler
Gölgelerimizi küçülten aynadaki
Oysa siz hep sanki bir başkasıymış gibi…
Ayaklarınızda prangalar yok
Yine de koşmazsınız bizim gibi.

Sizin de uçurtmalarınız vardı
Kimse çıkıp da vurmadı
Siz gülünce de bahar gelirdi
Yine de satılık yazdınız düşleri
Daha geniş odalar için
Unuttunuz pembe mavi evi
Rüyalarınızı kiraladınız
Herkes bir bakıp çıkardı
Siz kimsiniz?
Ben çıkaramadım
Oysa sadece bölmem kötüdür sanırdım.

Durup göğe de baktım
Ama sanırım geldi zamanım
Daha yüzme bilmiyorum(diyecek kadar biliyorum.)
Hiç Arapça kitap okumadım
Camiler rüyama girdi de
Ben camilere gitmedim mi
Bildiğim her şeyi biliyorsun
Bilmediklerimi bildiğin gibi
Yine de
Tanrım beni mi çağırıyorsun?

Benim içinde güneş doğudan doğuyor
Belki artık benim için doğmuyor
Yağmur onlar kadar beni de ıslatıyor
Sevdiğim renkler var yine onlar gibi.

Galiba duymazlıktan geliyorum
Bu ay hiç son sayfaya varamıyorum
Çamaşırlar kurumuş beklesin
Tanrım beni mi istersin?

Hikâyemin sonu virgülle bitsin isterim
Belki yüzme bilmiyorum ama
Ölünce astronot olabilirim
Henüz vakit erken değil
Anladım
Tanrım
Beni çağırırsan

Buradayım

Şunlar da hoşunuza gidebilir

Taştan Öte

ESMAR

AYNALARIN İHANETİ

Çoklu Karanlık

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.