SEVMEYE KIYAMADIKLARIMIZ

– Dur, dökme o suyu!

– Bulaşık suyu bu anne, ne yapacaksın bunu?

– Ver sen bana.

Her geçen gün delirmemek için zor tutuyorum kendimi. Atmadığı eşyaların yüzünden bir gün ev çökecek de alt kattaki Macit abilerde bulacağız kendimizi diye korkuyorum. Mutfak dolabını açıyorum, peynir, yoğurt kutuları seksen iki parça yemek takımından daha kalabalık. Banyoya gidiyorum, temiz havlu almak için dolabı açtığımda üstüme eski atletler dökülüyor. Deterjanların olduğu dolabın kapağını açıyorum, bir sürü deterjan kutusu var ama her birinin içine su doldurulmuş, aradığım deterjanı bulmam hayli zaman alıyor. Çekmeceyi açıyorum eski diş fırçaları dolu, üşenmeden saydım, tam elli sekiz tane. Kitaplığımda da aradığımı bulamıyorum, aramadığımı buluyorum, 1970’lerin moda dergileri, gazete ekleri, hatta abimin nişanında yaptıracağımız çiçeğin modelinin olduğu bir katalog ( abim nişanlanalı on yıl oldu), eski sağlık karneleri, babamın bankada çalışırken gittiği eğitimlerde tuttuğu notlar ki bence bundan babamın haberi yok, bir de bakıyorum bunlarla oyalanırken iki saat geçirmişim. Mazi ilgimi çekiyor ama anıların içinde boğulurken buluyorum kendimi. Her gün de bu işkence çekilir mi diye anneme çatmak istiyorum. Pijamamı bile her seferinde farklı bir yere koyuyor, gardırobu açtığımda abimin ve benim çocukluk kazaklarımızı, annemin gençken giydiği o fosfor renkli gömlekleri, her sene giymediği halde bir kaç kez yıkayıp ütüleyip kaldırdığı döpiyesleri görüyorum karşımda. Güveler de yemiyor ki kurtulsak. Hain planlar yapmaya da korkuyorum, bir gün bütün bu gereksiz eşyaları atacağım diyorum, ya ben ya eşyalarım diyor. Annem eşyalara neden bu kadar değer veriyor anlamıyorum.

Bir akşam dayım uğradı. Annem de dikiş dikiyordu. Elinde bir küçük iğne kutusu var.

– Salih, bunu hatırladın mı?

– Bir yerden tanıdık geliyor ama çıkaramadım, dedi dayım biraz da dalga geçer gibiydi. Kesin elli yıllıktır diye ben de takıldım.

– Anneme 1972’de bir saat almıştık, onun kutusu bu.

– Haaa o mu? dedi dayım.

– Tüh! İki seneyle kaçırdım elli yıllık değilmiş, kırk sekiz yıllıkmış dedim.

– Çok seviyorum bu kutuyu. Çok şirin.

O anda yüzümün aldığı ifadeyi aynaya baksam ben bile anlamlandıramazdım. Bir kırık kutuyu çok sevdiğini söyleyen annem, ne acı ki babamı sevdiğini hiç söylememişti. Orada bir kıyamet koparmalıydım ama yine sustum. Annem bu, eşyalar gibi insanlar da kaybolmaya yüz tutarsa belki kıymetlenecektir diye düşündüm. Şimdiki zamanını bulaşıkları üç kere sudan geçirmekle, çorapları top yapmadan katlayıp üzerinde bir etiketi eksik haliyle çekmecelere yerleştirmekle, beyazları yıkamadan önce çamaşır suyunda bir gün bekletmekle, aynı model çatal, kaşık, bıçakların aynı yerde muntazaman durmasını sağlamakla değerlendiriyordu. Ezkaza bir tencerenin kapağını başka bir tencereye kapatırsan kıyamet kopardı. Tekli koltuğun kırlenti, üçlü koltuğun kırlentiyle yer değiştirirse sanırsın deprem olmuştu. Lacivert tuniğin altına siyah pantolon giyer de üstüne bir de bordo şal takarsan öyle şey mi olurdu? Giydiğin eteğin ütüsü bozulmuşsa karşı komşuya gidemezdin. Yoruldunuz mu?

Biz de çok yorulduk. Hele babam çok yoruldu. Bir gece ani bir kalp kriziyle çekti, gitti. Annem onu halıya sardı, yatağın altına koydu ve yıllarca beklediğim o cümleyi söyledi:

– Bu adamı çok severdim.

Şunlar da hoşunuza gidebilir

ISKARTA HAYAT: SON SEFER

Taştan Öte

YAŞAR

ESMAR

17 thoughts on “SEVMEYE KIYAMADIKLARIMIZ”

  1. Harika bir anlatım..yüreğinize sağlık👏🏻👏🏻👏🏻

  2. Muhabbet bağında bir serap görmüş gibi öyle güzel öyle güzel✨

  3. Güzel kaleminize kuvvet, çok iyi bir yazı olmuş 🌸

  4. Ama harikasinn 👏🏻👏🏻👏🏻 Basarilarin daim olsun arkadaşım

  5. Harikasın arkadaşımm 👏🏻👏🏻👏🏻 Başarıların daim olsun 💐

  6. İnsanlara az, eşyalara çok değer veriyoruz değil mi? Ne güzel bir yazı… Kaleminize sağlık. 👏

  7. Annem geldi gözümün önüne sonuda fantastik değişik olmuş çok beğendim elinize sağlık.

  8. Çok sürükleyici, sonunu okurken keşke biraz daha uzun olsaydı dedim.O zaman devamını bekliyoruz😍

  9. Her kelimede okuyanın kendini, geçmişini bulduğu bir yazi. Kalemine sağlık.Devami gelsin…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.