MİDYE TAVA!

Sosyal medyanın hayatımıza girmesiyle herkesin her konuda uzman olduğu ve her konuda ahkâm kestiğine hepimiz şahit oluyoruz. Şiirden anlamayan şairler,  yazıdan anlamayan yazarlar, ekonomiden anlamayan ekonomistler, tarihten anlamayan tarihçiler, toplumu tanıyamayan sosyologlar…
Ne ararsan bulunur, derde devadan gayrı. Aslında bu durum geleneksel olarak da hayatımızda her zaman vardı. Mahalleden komşuları hatırlayın, her konuyla ilgili bir kişi hatırlarız mutlaka. Eskiden günümüze kadar kısmen değişerek gelen o tutumlar halen devam ediyor.

Herkes her şeyi bilir, bilmiyorsa biliyormuş gibi yapar:

-Merhaba abi, Kiraz Sokak nerede biliyor musunuz?”

-Kiraz sokak… Hımmm, Kiraz Sokaaakkk hımmm… Şu noterin oradaki sokak değil mi, hani cami var, orasını diyorsun sen!

-Bilmiyorum ki beyefendi bilsem size sormazdım!

-Sen şu sokağı takip et, meydana çıkar, orada sor gösterirler!

***

Mutlaka tanıdığı bir esnafı vardır ve selam ile iş görür:

-Hüsnü Abi sen oradan almayacaktın, bak bana sorsaydın en iyisini alırdın.  Bak etin her tarafında sinir var, kandırmışlar resmen seni. Bak büyük postanın orada benim askerlik arkadaşım Kasap Muhittin var, oraya gidip benim selamımı söyle, adamın işin kompetanı abi. Bak sen beni dinle, et yerden alınmaz, avuçla para veriyoruz sonuçta, neden kötü mal alalım değil mi? Bak İnsanın tanıdığı olmalı, bu işlerde güven önemli. Sonuçta midemize gidiyor değil mi? Bak… Bak…Bak…

***

Ankara’da bir tanıdığı vardır:

-Senin tayin işini onlar yapamaz, bizim köyden Topal Salih’i hatırladın mı? Adam kaç yıldır mecliste odacı. Odacı deyip geçmeyecen, yeri geliyor bakanın halledemediği işi hallediyor. Cumhurbaşkanımıza nasıl yaptıysa kendini çok sevdirmiş, Cumhurbaşkanı bazen, “Bedo’yu çağırın da bir çay içelim!” diyormuş. Bizim ilin milletvekili listesini ilkin Bedo’ya sormuşlar. Sen şimdi yarın gidip bilet al Ankara’ya, ben Bedo’yu ararım. Ver evraklarını, haftaya tak işin tamam,  boşuna araya başkasını koyma. Hem Bedo çocukluk arkadaşım, sözümden çıkmaz!

***

Herkesin tanıdığı çok iyi bir doktoru vardır:

-Ay Mualla Abla, senin doktorda iş yok, kaç aydır gidiyorsun hâlâ bir teşhis koyamadı, benim kaynanam da aynı senin gibiydi, diz ve bel ağrısından inliyordu kadın, hangi doktora götürdüysek çare bulamadık. Bu bizim doktora bir girdik, adam kaynanam içeri girer girmez, “Bu kadında bel fıtığı var ameliyat lazım!” dedi. Daha film, röntgen, emar neyin çekmeden şıp diye anladı. Sen oraya git, benim selamımı söyle. “Zülfüye’nin gelini beni yolladı.” de hemen ilgilenir. Sen beni dinle, boşuna eziyet etme kendine kız Mualla Abla”

***

Kendi geliştirdiği bir yemek formülü vardır:

-Kız Hanife Abla o pilavı öyle yaparsan tabii ki böyle bulamaç gibi olur. Ben bir pilav yapıyorum,  komşular bayılıyor,  “Nasıl başarıyorsun böyle allasen!” diyorlar.  Oturup tek tek pirinçleri sayabiliyoruz diyorlar. Geçen ay bizim Arife Abla’nın kayın babası vefat etti, cenaze evine yaptım pilavı, herkeşler gelip Arife Abla’dan tarifini istemiş. Sen tut bu Arife Abla cenaze evinde beni ara, tarifi istiyor. Kusura bakma valla dedim, onca yıldır kendi denemelerimle bulduğum bir formül sonuçta,  kimseye veremem. Cenazeniz var, başınız sağ olsun ama tarifi veremem kimse kusura bırakmasın. Ama senin bu pilav hiç olmamış kız Hanife abla!

***

Devlet işleriyle ilgili kimsenin bilmediği bir sırrı vardır:

-Beyler o işler sizin bildiğiniz gibi yürümüyor. Şimdi bunlar yapay bir gündem oluşturup sizi oyalıyor,  siz o gündemle meşgulken gizli kapılar ardında bir sürü antlaşmaya imza atılıyor, tabii siz şimdi göremiyorsunuz büyük fotoğrafı. Bizim eniştenin kardeşi Mit’te çalışıyor, çocuk bir şeyler anlatıyor ki aklın durur. İşin içinde CIA var, Mossad var. Uluslararası örgütler bu işin taşeronu. İsrail ise baş aktör… Beyaz Saray ve Tel Aviv görünen kısmı işin ama bütün iş İllümati, Tapınak Şovalyeleri ne isterse o oluyor. Adam bir haber yayıyor hoop dolar fırlıyor,  petrol,  altın oynuyor yerinden. Ekonomi çok hassas, Ankara’da uyuyan çok, meclisin yarısının haberi yok bu olanlardan.  Uyanık olun, paranızı elinizde tutun, her an kriz olabilir, ben diyeyim size de sonra olunca kafanızı duvara vurmayın. Büyük fotoğrafı görmüyorsunuz!

***
Herkesin psikoloji uzmanı olduğu bir vakıa vardır:

-Bence Jülide’nin öyle davranmasının altında çocukluktan kalma bir psikolojik sorun yatıyor olabilir. Ben akşama kadar izliyorum; psikoloji videosu paylaşan uzmanları Nazmiye Abla. Kesin bu Jülide’nin çocukluğuna inersek annesinden gördüğü travmatik baskı çıkar. Freud diye bir adam var, bu adam davranışları başka türlü açıklıyor çok hatırlamıyorum ama “Elektra Kuramı” ile açıklıyor bu komplex davranışları. Hem kalemin arka tarafını da sürekli ağzına sokuyor, muhtemelen küçükken annesi emzirmemiş, bak gitsin bir psikoloğa, psikolog bunu muayene etsin, idrar testi falan yapsın bak dediğim çıkıyor mu çıkmıyor mu kız Nazmiye abla!

***

Herkes çocuk yetiştirme uzmanıdır:

-Benim çocuğum da ders çalışmıyordu, psikolojisini bozmadan ders çalışmasını sağladım tabii benim çocuk biraz özel bir çocuk, akranlarına göre çok zeki. Öğretmeni, “Sizin çocuk süper zekâlı, bunu daha özel bir okula gönderin.” dedi de, anne sevgisinden mahrum olmasın diye göndermedik. Ben de ayıramam çocuğumu kendimden çünkü özel bir çocuk,  size de yazayım eğitim sürecinde neler yaptığımızı siz de uygulayın, sonuçta çok kitap karıştırdık. Tabii bizim çocuk çok zeki ve özel olduğu için sizin çocukta bu uygulamalar tutar mı bilmiyorum,  yine de deneyin ama bizim çocuk çok özel çok! İnanmazsınız telefonumu alıp şifresini giriyor ve oradan Youtube giriyor, evrenin gizemi belgesellerini izliyor,  geçen gün de soğuk füzyon ile ilgili bir şey izlerken yakaladım, çok özel çok!

***

Herkes din ulemasıdır:

-Bununla ilgili ayet var Fikri Abi, sadece kendimizi düşünürsek büyük günah, mezhepler bu konuda iki görüş belirtmiş ama bana göre midye yemenin günahı yok, sonuçta bununla ilgili bir ayet, bir fıkıh kuralı bir mezhep görüşü yok. Ne demiş Ebu Hanife, “Denizden babam çıksa yerim.” Adam kocaman mezhep imamı, babasını bile yerken günah değil de midye mi günah!  Din öyle hurafeler kaldırmaz,  ben okudum bu konuya hâkimim, mahallenin imamı bile camide bana sorar hep. Benim dedem hacıydı, annem de 5 vakit namaz kılardı. Benim işlerden dolayı vaktim olmuyor namaza ama bayram namazlarını hiç kaçırmam, sonuçta vacip. Bir midye tava daha yer miyiz Fikri Abi?

Şunlar da hoşunuza gidebilir

YAŞAR

KLASİK YONTMA

Tarifsiz Adımlar

HÜZÜN İSTASYONU

1 thought on “MİDYE TAVA!”

  1. Yazıyı kimin yazdığını görmesem de bunu Hikmet Kızıl hocam yazmış derdim .. yine her zaman ki gibi çok hoş.. kaleminize yüreğinize sağlık…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.