MUNCH’UN ÇIĞLIK TABLOSU

Günlerdir bir buhranın içinde, kıvrılan bir sancı, hançerce… Boyunu aşmış meselelerim, ruhumda bir sarmaşık olmuş. İnsanların kalleş bakışlarıyla vurulmuşum her gün.

Varoluşsal bir ızdırabın dışa vurumu muydu bu ruh hali? Gün batımında, o her gün iş dönüşü geçtiğim yolda bir melankoli dalgasına kapılırken, gökyüzünün kızıl bir renge büründüğünün çoğu zaman farkına varamıyordum. Yine aynı ruh haliyle, Galata Köprüsü’nün parmaklıklarına yaslandım birden.

Artık anlam veremediğim bu evrende, zavallı bir insan gibi görüyordum kendimi. Arkamda karanlık gölgeler, adım adım beni takip ediyordu. Ben Galata Köprüsü’nün parmaklıklarına dayanmıştım, kaçmıyordum. Yorgun düşmüştüm, kaygılarımdan. Beni karanlıklar içine çekmeye çalışan gölgelerden korkmuştum.

Ne kadar da seviyordum kendime acımayı. Mutsuzlukla beslenmeyi, kedere gark olmayı. “Dertler, derya olmuş bense bir, bense bir…” Neydim ki? Benimki, arabesk türkü formatında bir hayata koşullanmışlıktı. Sıyrılmak istesen de pençesine kendini kaptırdığın bir hayata koşullanmışlık.

Galata Köprüsü’nün parmaklıklarına dayanmış öyle uzaklara dalmışken mendil satan bir çocuğun yanıma yaklaşıp bana seslenmesiyle kendime geldim:

“Abi, bir mendil alsana!”

Cebimden elime geçen bozuk paraları çıkarıp uzattım çocuğa. Üşümüş ellerinden aldığım mendil temizler miydi hayatımı? Ayaz vurmuş kirli yüzündeki kızarmış burnundan akan sümükleri koluyla silmeyi tercih eden bu çocuk, ruhumdan akan gözyaşlarımı silmemi istercesine bir mendil uzatmıştı bana. Henüz dökülmemiş, içimde biriken gözyaşlarım için bir kağıt mendil.

İşte o an tabiattaki o sonsuz çığlığı hissettim. Tıpkı Munch’un Çığlık tablosundaki gibi. Avuçlarımla yüzümü kapatırken kimliksizleşmek istedim. Ardımda gölgeler, izlerken beni, kaybolmak istedim bir anda. Korkularım huzursuzluğum bir kara gölge misali peşimde. Gözlerim, benden uzaklaşan küçük adımlarda.

Hayat aslında ne kadar da basit, onu karmaşıklaştıran bendim. Gün batımındaki kızıllık, ruhumdaki sıkıntı… “Aman boş ver.” dedim. Bir mendil çözüverecek her şeyi. Bir kâğıt mendille silinen gözyaşları, alıverecek içimdeki tüm karamsarlığı, hüznü. Nasıl olsa kâğıt mendil, kullan at, kurtul git.

Git gidebilirsen!

Şunlar da hoşunuza gidebilir

YAŞAR

KLASİK YONTMA

Tarifsiz Adımlar

HÜZÜN İSTASYONU

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.