İtirafçı

Siz bakmayın köpürmesine denizimin ve durulmasına bazen

Çok korkuma, azıcık cesaretime.

Bakmayın giden rengime, hep griliğime

Ya buğulu hüznüm, olmayan neşem?

Bakmayın işte tatsız tuzsuz hallerime.

 

Siz bakmayın ağladığıma, sonra güldüğüme

Küstüğüme ve barıştığıma,

Alıp başını giden delikanlı yaşlarıma

Ve sövüp saydığıma, anasına avradına alayının

Bakmayın işte savurduğum galiz küfürlere, belden aşağı laflarıma.

 

Siz bakmayın kasıla kasıla dolaşmalarıma yeryüzünde,

Zafer ilan edişlerime; daha yarışa girmeden…

Ve yenilgiyi kabullenemeyen haysiyetsizliğime

Ve çok güzel kaybedişlerime

Bakmayın işte yitip giden sersefil ömrüme.

 

Siz bakmayın siperde durduğuma kahramanca,

Cigaramı çekerken; köküne kadar ciğerlerimin…

Bakmayın şafakta çalacak hücum borusu ile ölüme gideceklerin en korkağı olduğuma.

Ve bir savaş esirinin yüzüne çökmüş utanç ile dolaşmalarıma yeryüzünde,

Bakmayın işte hayatta kalmanın sızısına yüreğimin.

 

Siz bakmayın rüzgârın sevgiyle okşamasına tenimi, saçlarımı…

Savurmasına ruhumu karanlıklar içine,

Bakmayın bir daha dönmeyeceğimi söylediğim yoldan döndüğüme.

Yarısını söylediğim şarkıya,  yarıda bıraktığım resme ve tamamlayamadığım şiire,

Bakmayın işte arkamdan yükselen çığlıklara.

 

Siz bakmayın yıktığım hayallere,

Çaldığım umutlara ve işlediğim günahlara…

Bir mahkûm gibi elleri kelepçeli, tutsak

Gece ağacının altında kendimle hesaplaşmalarıma,

Bakmayın işte bir avcının vurduğu ceylanın karnındaki yavru kadar masum olduğuma!

Şunlar da hoşunuza gidebilir

ISKARTA HAYAT: SON SEFER

Taştan Öte

YAŞAR

ESMAR

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.