Çin Yemeği

Sen, hiç Çin Yemeği yedin mi?

Fergan’ı çiğ köfte almaya gönderdim. Son zamanlarda halini iyi görmüyordum. Tutturmuş bana Çin yemeği yapacakmış. Ulan sen ne anlarsın Çin yemeğinden! Neyse sesimizi çıkarmayalım dedik. Gitmiş marketten iki tane patates, bir tane taze soğan, iki tane yumurta ve bir demet ıspanak alıp gelmiş.

“Fergan, bu ne?”  Ses yok. Çok güzel olacağını düşünüyor. Çin’de insanların bu yemeklere çok para verdiğini iddia ediyor. “Ama zaten bir Yuan yedi Dolar yapıyor, yani genel olarak Çin’de insanlar her şeye çok fazla Yuan verir!” diyorum, nafile!

Patatesleri ince ince dilimlediğini görünce dayanamayıp bu kadar ince doğramayı nereden öğrendiğini sordum. “June öğretti.”  dedi, wok tavaya bir kaşık yağ atıp patates dilimlerini üzerine ilave ederken. Taze soğanların beyaz kısımlarını ayırıp diğer kısımlarını ufak halkalar şeklinde keserek tavaya ekledi ve beş dakika sonra ocağın altını kapattı.

“Oğlum bu patatesler daha pişmedi, midemize oturmasın!” diyorum ama dinlemiyor beni. Neymiş, tadı böyle daha lezzetli olurmuş. İkinci tencereye ılık su koyup ocağa koyduktan sonra aldığı bir demet ıspanağı irili ufaklı anlamsızca keserek tencereye ilave etti. Üzerine biraz şeker ilave edip kaynayan ıspanak yapraklarına iki yumurta kırdı. Suyunu yeterince karıştırdıktan sonra yumurtalı ıspanak çorbasının olduğunu iddia ederek tabağı yemem için önüme koydu.

– Yok Fergan, ben bunu yiyemem. Hatır için çiğ tavuk yenir ama Çin çorbası içilmez. Nereden çıktı bu Çin yemekleri söyle bakalım sen bana?

– Sezen Aksu yeni bir şarkı paylaştı. Aslında yeni bir şarkı değil, eski bir şarkısının daha önce yayınlanmayan versiyonu diyelim. Belki o şarkıyı dinlemeseydim, şu an bu çorbayı içiyor olmazdım ama dinledim işte. Terk edildiğim günü, daha doğrusu sabahı hatırlıyorsun değil mi? İnsan her zaman en mutlu anında yarım kalıyor, en azından benim hep öyle oldu. Her şeyin yolunda gittiği an gideceğini söyledi ve sessizce gitti. Gerçi giderken herhangi bir çaba gösterip gitmesini durdurmaya çalışmadığım için zaman zaman kendimi sorguladım ama gitti işte. Giderken bir daha gelmeyeceğini biliyordum çünkü “Elveda!” bakışıyla bakmıştı bana. Üstelik bu vedanın sadece altı saat öncesinde “Bir gün seni terk edersem, Son Feci Bisiklet’in – Bu Kız şarkısını dinle, çok severim o şarkıyı” diyerek bir sinyal vermiş ve ben bunu anlamamıştım. Anlamadığım başka onlarca gecikmenin neden olduğu karmaşıklıkla bir buçuk yıldır sabah kahvaltılarında yemediğim beyaz ekmeği kendime ısmarladığım karışık omlete banarak yedim.

Bir mevsim, iki doğum günü, üç buçuk ay geçti. Kafamdaki soru işaretlerini tamamen yok ettikten sonra Sezen Aksu çıkageldi. Sezen Hanım’ı haklı çıkarmamak için kafamı dağıtacak ne varsa denedim. Yeni insanlar tanıyıp yetinmeyi istedim. Çin’den bir misafirim oldu, adı June. Tutturdu “Sana Çin yemeği yapacağım.” diye. O Çin yemeği yaptı, ben olanları anlattım. “O değil, sen gecikmişsin aslında” dedi ya da buna benzer bir şey söyledi Şangay şiveli İngilizce’nin Türkçe karşılığı olarak… O an kafama bir şeyler dank etti sanırım, acaba gerçekten geciken ben miydim?

– Oğlum Çinli minli ne ayak? Virüs falan bulaştırmasın bize? Niye sen böyle şeyler yapıyorsun Fergan’ım. Sana anlattım ya, sen her tanıştığın insanı tanıdığın en iyi insanla karşılaştırdığın için böylesin. Kızın suçu yok, sen yeterince değer veremediğin için gitti işte. Sen şimdi gideni bırak, Corona morona bulaşmasın bize?

– Yok be abi, zaten ondört gün kuluçka dönemi geçti, hem öyle bir şey olsa, vampir, burnumu ısırdığında ona bulaşırdı.

– Vampir ne la? Oğlum bu çiğ ıspanak çorbası ve patates kafa yaptı sana, ne dediğinin farkında mısın sen?

– Yok ya, bunlar kafa yapmıyor. Çorba en fazla sindirim sistemini hızlandırıyor o kadar, hem sağlıklıymış. Vampir olayı çok karışık. Sana onu başka bir gün anlatırım, şimdi sen çorbanı iç yumurtalı yumurtalı…

 

 

Şunlar da hoşunuza gidebilir

ISKARTA HAYAT: SON SEFER

Taştan Öte

YAŞAR

ESMAR

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.