Bütün Çiçeklerin Öğretmeni Gururla Sunar 

 

1.​ Dünyanın Bütün Çiçeklerinin öğretmeni, sevgili Ramazan Teker; bize biraz kendinizden bahseder misiniz?

İsmim Ramazan Teker. 93 yılının bir yaz günü Denizli’nin kenar mahallelerinden birinde dünyaya yan yattım, o gün bu gündür kalkmaya çalışıyorum. Dünyayla ve içerisindekilerle olan mücadelemi dört yıldır Şırnak’ta bir sınır köyünde “bütün çiçeklerin öğretmeni” olarak sürdürüyorum.

 

2.​ “Dünyanın Bütün Çiçekleri” adlı öğrencilerinizle hazırladığınız kitap çalışmanızdan ve yine dünyanın bütün çiçekleriyle (öğrencilerinizle) hazırladığınız diğer çalışmanız olan “21. Yüzyıl Bilim İdollerimiz” eserlerini bize anlatabilir misiniz? Basında da geniş yer verilen öğrencilerinizle hazırladığınız bu eserlerin ortaya çıkışı nasıl oldu?

Sıradan bir din kültürü ve ahlak bilgisi öğretmeni imajından her türüyle uzak durmaya çalışıyorum. Bende ne varsa edebiyat, tiyatro gibi onları öğrencilerime de aşılamaya çalışıyorum. İlk olarak okulda geniş katılımla yaptığımız şiir ve öykü yarışması sonucu 22 öğrencimin şiir ve öykülerinden oluşan “Dünyanın bütün çiçekleri” isimli bir kitap çıkarttık, yazabilme yeteneği olduğunu fark eden birçok öğrencim oldu, bu bize yeter. Diğer kitabımız” 21. Yüzyıl bilim idollerimiz” yine 31 öğrencim 31 yaşayan Türk bilim insanımızın hayatlarını başarılarını araştırıp yazdı bu kitap sayesinde onlarla tanışma imkânı buldular ve kabuklarından bir nebze olsun çıktılar, daha ne isterim. Basında yer bulma konusu ise, basın o kadar çok çer çöpe yer veriyor ki orada yer alması artı mı eksi mi artık kestiremiyorum.

 

3. ​”İçimizde Kalmasın” atanma daha doğrusu atanamama sürecinizi anlatan bir düz yazı eseriydi, ardından “İşte Dünya Böyledir” adlı oldukça güzel bir şiir kitabı yazdınız. Aslında eserlerin türleri farklı olsa da içlerinde ki duygular birbirine oldukça benzer… Okuyucuyla dertleşmiş olduğunuzu düşündüğümüz bu eserlerinizin yazılma sürecinden bahseder misiniz?

İçimde Kalmasın romanı benim ilk göz ağrım. Atanamadığım demeyelim de atamamın yapılmadığı süreçte kendi boşluğumu yaratmışken ortaya çıkardığım bir eserdi. Bir nevi” eğer hayatınızda ters giden şeyler olursa ve buna karşı yapabilecek hiçbir şeyiniz yoksa başınıza ne haltlar gelebilir” isimli 318 sayfalık bir kompozisyon olarak düşünebilirsiniz. Şiiri hep yazıyordum ama kitap olması pek düşündüğüm şey değildi “işte dünya böyledir “ kitabıyla bir açıdan kendimi yenmiş oldum. Duyguların yazdığım şeylerde birbirine benzemesi ise; ben hissetmediğim hiçbir şey yazmıyorum, hissettiklerim de her yerde birbirine benziyor. Yazdıklarımın en ufak bir şekilde kabın şeklini aldığını fark edersem her şeyi bırakabilirim.

 

4. ​Coğrafya kader midir? Şırnak’ta öğretmenlik yapan biri olarak gayet başarılı, örnek çalışmalar yürüten, idealist bir öğretmensiniz. Hiç zorlanıp, pes etmeyi, müfredatta ne varsa anlatıp eve gitmeyi tercih eden bir öğretmen olma ikilemine düştünüz mü?

Coğrafya; bu coğrafyanın doğası bu, değiştirmeye dönüştürmeye çalışmak boşuna diye düşünenlerin olduğu yerde kaderdir. Ben sözü sorunun ilk kısmı için babama bırakıyorum; “olmak istediğin yerlerin hayaliyle vakit kaybetmektense, olduğun her yeri hayallerini kurduğun yerlere çevir!”

Sorunun ikinci kısmına gelecek olursam: yaptığım şeyin idealistlik kisvesi altına bürünmesi beni ilerisi için endişelendiriyor. Aslında yaptığım sadece olması gerektiğini düşündüğüm öğretmenlik. Burada fırın işletip ekmek çıkarmıyoruz ki pes edip gidelim; insan yetiştiriyoruz. Müfredatlar, sayılar, sözcükler çocuğu mutlu bir ana götürmüyorsa benim için zerresiyle boştur.

5.​ Tiyatroya olan ilginizi biliyoruz. Öğrencileriniz yazdığınız tiyatro eserlerinizi sahneledi. Ardından bu tiyatrolar ve daha niceleri youtube kanalınızda yayınlandı. Öğrencilerinizle olan tiyatro yolculuklarınızın anılarını dinleyebilir miyiz?

Tiyatro benim içimde hep bir ukdeydi, ben de ortaokuldayken hep içindeydim ancak sonra devam etme şansım olmadı, atanır atanmaz bu hayali öğrencilerimle devam ettirmek istedim. Gelir gelmez ilk işim “dünyanın bütün çiçekleri “ isimli bir tiyatro ekibi kurmak oldu zaten. Bulunduğumuz yerde ilk etapta hazır oyunu sahnelemek konusunda bile çok sıkıntılar çektik ancak daha sonra büyük şehirlerin büyük üniversitelerinden davetler almaya başlayınca herkesin bize olan bakış açısı değişti, şunu öğrendik: Dünyanın en iyi işini yap bu iyi pazarlanmıyorsa hiçtir. Onca zorluklardan sonra tiyatro yolculuklarında beni en çok etkileyen söz öğrencim Samet’in ilk uçak seyahatinde hisleriyle ilgili onunla röportaj yaptığımızda söylediği “sen korkmazsan korku yok, biz onca zorluğu aşmışız bu mu zor gelecek Allah aşkına” sözüydü. Çok farklı şehirlere gittik hepsinde inanılmaz deneyimler yaşadık diyebilirim.

 

6.​ Eserlerinizde sürekli ithaflarda bulunduğunuz, “Baba” figürünü sizin için oldukça baskın kılan nedir?

Baba benim için kahramandır, idoldür, yaşama tutunma azmidir, pes etmemek ama aynı zamanda kendini defalarca mağlup hissetmektir, yenilgiyi belli etmemektir, üstünü silkeleyip tekrar koşmaya devam etmektir. Babamla büyüdüm, yazdıklarıma ilk inanan, öğretmen olacağıma ilk inanan, bana ilk inanan kişidir. Şiir; “dur şunu da yazayım” olayı olmadığı için yazarken mutlaka baba geçiyor içinden.

 

7. Okurlarınız olarak yakında yeni bir kitap çıkar mı diye de merak ediyoruz?

O kadar çok fikrimin, taslağımın, hazıra yakın dosyalarımın içinde Yakında çıkar mı bilmiyorum, hatta kitap çıkarır mıyım onu da bilmiyorum. Benim için bir sabah uyanıp hiçbir şey yazmamaya karar vermek çok olası.

 

8. Sizin son olarak buradan şiir severlere ve tabii ki öğrencilere söylemek istediğiniz bir şey var mı?

Şiir severlere tavsiyem yok şiir sevmeyenlere serzenişim şu; nasıl şiir sevmezsiniz abiler?

Şu anki öğrencilerime ve meslek hayatım boyunca öğretmeni olacağım tüm öğrencilerime hep şunu söyleyeceğim: Kendinize inanmazsanız kimseden size inanmasını bekleyemezsiniz. Size inanmasını istediklerinizi, kendinize inandığınıza inandırın.

 

Şunlar da hoşunuza gidebilir

Fantastik Türk Edebiyatı’nda Yeni Bir Soluk: Son Vâris ve M. Hamza Gürsoy

SEN BENİM KiM OLDUĞUMU BİLİYON MU?

Hilmi Yavuz ile Edebiyat ve Gerçeklik Üzerine Kısa Bir Mülakat

Galip Çağ ile Nurettin Topçu Üzerine Söyleşi

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.