PARMAKLIKLAR ARDINDA

Şuhûr ölebilir,
Ocak’ta on iki kız öldürebilirim,
Ölebilir, öldüresiye sevebilirim seni…
Peştemalini bağlarım belime,
Kızımın ince beline yahut
Yahut esmer bir oğlum olur iki güne
İki saat içinde büyütür mektebe yollarım,
Bir gün sonra ergen olur oğlum.
Saçları kırmızı ve yanakları solgun…
Kızım henüz altı aylık
Fakat şimdiden örgü örüyor,
Biri kandil için diğerini ise hücrede verecek sana
Parmaklıklar ardında…

Mucizâtlı sahifeler
Kaldırım şâkirdlerinde bir korku ayaklanmakta…
Âziz gülüşünün vefasızlığı,
Şu an mavi sisin validesi
Gözlerin hanım hanımcık,
Gözlerin öldürebilir kızımızı, oğlumuzu
Cânip sustu, kesti boğazımızı
Köy meydanı boş
Ayyaş garibanlar dolduruyor sokakları
Hayâsız kadınlar kapı pencere ardında
Muhtar pişkin, dilenciler sokağı bahşiş derdinde.
Öyle ya onlar edepli, onlar namuslu!
İki kişi hayâsız, bir ordu karşısında!
Ordu en hakikatli olanı
Ölümü doğuran da onlar.
Ölüm ipe girsin, gâvur konağına ateş düşsün!
Akşam oluyor, ölüyorum!
Ölüyorsun, ölüyorlar, öldürüyorlar!

Öleceksin bugün sen
Gülmek derdinde asrâ koğuş geren dudakların,
Bel bağlanmış ayakların boynumdaki celb ipe
Soyu soykırım olan servete tüküreyim!
Pişdâr kalıbına sığmayan ellerim,
Ellerim beraberinde kitap ağlatıyor.
Memnu mecmualar ayaklarının altında
Düş peşime sevgilim
Çocuklarımız bekliyor seni bir papatyanın on iki beyaz yaprağında.
Akabinde mağara olalım seninle
Akabinde taş, akabinde toprak
Güneş’e kurşun atsınlar can alarak…
Mahiyeti bizim olsun bu Dünya’nın belasının ölüm sessizliği…

Bizim olsun.

Şunlar da hoşunuza gidebilir

Taştan Öte

ESMAR

AYNALARIN İHANETİ

Çoklu Karanlık

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.