Matematik Sanatı Hakkında

Jerry P. King, Matematik Sanatı, Çev.: Nermin Arık, Tübitak yay., 1998.

Bu kitabı okumadan önce sanırım belki de birçok kişinin vereceği tepkiyi verdim/verirdim ilk bakışta: Matematik ve Sanat mı? Esasen evet; matematik ve sanattan, ilkokul sıralarımızdan beri bir şekilde bir arada söz ettiğimiz zamanlar olmuştu. İlk gözümde canlanan şu oldu: Matematik kitaplarında gördüğümüz kar tanelerinin resimlerine verdiğimiz şaşkınlık ve hayranlık tepkisi. Daha sonra geometrik desenler ve mimaride de matematiğin sanatı pek yabancı gelmiyor evet… Ama dürüst olmak gerekirse “matematik” kelimesini duyduğumuzda hatta kitap kapağında m,a,t,e,m,a,t,i,k… harflerini görmeye başladığımızda devamındaki sözcüğün anlamıyla çok fazla (belki de maalesef hiç) ilgilenmeyeceğiz. Aklımıza gelir gelmez ulaşılamaz ve yolunu çok çetin bir ütopya olarak kabul ettiğimiz bir şeydir çünkü matematik. Ve yine çünkü biz çoğunluk olarak matematiksel düşünme yeteneğine sahip olmayan insanlardık. Zihnimizi ve algılarımızı tıpkı kumandanın “off” tuşuna ışık hızıyla basmamız kadar çabuk kapatıyoruz matematiğin dünyasına, bundan dolayı da matematik denildikten sonra aklımıza matematiğin ancak tecrübe ettiğimiz ve bize gösterildiği kadarıyla sanata yansıyan kısmı gelebiliyor. İlkin, kendim dâhil matematik talihsizlerinin (öyle olduklarını düşünenlerin) gayet geçerli bir tesellimiz olduğunu düşündük. Çünkü tabiri yerindeyse bizim dahlimizin olmadığı bir kaderin kurbanıydık. Fakat “bize gösterildiği kadarıyla…” ifademiz sanırım biraz konfor alanımızı sarsacak gibi hissettiriyor değil mi? İşte bu kitap benim biraz rahatımı kaçırdı evet fakat bu gerekli olduğuna inandığım bir rahatsızlıktı. Jerry P. King, kitabında çoğu kez esasen amacının bu olduğunu da dile getiriyor.

Matematiğin, mazeret ile bu denli birleşmiş çeperlerle düşünülüyor olmasını hakikate bir haksızlık olarak görüyorum. Bir şeyin hakikate uymaması o şeyin yalnızca yanlış ifade edilmesinden kaynaklanmaz her zaman. O şeyin gizlenmesi de hakikate aykırıdır. Hakikat, biz insanların asırlardır ulaşmaya çalıştığı, ulaşmaktan haz duyduğu yegâne odağımızken bu güzelliğin açığa çıkmasına engel olmak yahut açığa çıkması için bir yol açmaya zahmet etmemek bizzat hakikatin kendisine haksızlık değil de nedir? İnsanın kendisine de haksızlık olduğunu düşünüyorum. Hakikat bütüne yayılmıştır; onun sadece şurada, burada ve şu derecede olduğuna inanmıyorum. İnsanların bir kısmı ona erişirken bir kısmının erişmemesi gibi bir durumu da kabul edemiyorum. Bu kez hakikatin kendisi parçaları, bütün anlamları kendisinde toparlayamamış hatta belki anlamı kalmamış olur. Kitabın sebep olduğu tefekkürden kitabın ne anlattığına değinmeyi unutmayalım tabii.

Öncelikle baktığımızda bu kitap bir ders kitabı niteliği taşımıyor gibi. İçindekiler kısmına şöyle bir baktığımızda da diğer matematikten söz eden kitaplarda aşina olduğumuz kavramlara denk gelemiyoruz.

Mesela birinci bölüm: Beklenmedik. Evet, tam da beklenmedik bir başlangıca ismiyle müsemma bir bölüm. Devamındaki bölümler şu şekilde verilmiş: Pür Matematik, Sayılar, Uygulamalı Matematik, Estetik, Aristokrasi, İki Kültür, Yüce Şeyler, Son Söz.

Doğal Sayıları, belki de ilk defa doğal sayıların kendi dünyasından yola çıkan bir anlatımla düşünmeye çalışıyoruz. İnsanın doğada karşılaştığı nesneler ve onlardan yola çıkarak sayma sayılarına doğru uzanan bir bakış açısı kazanıyoruz. Esasen doğada karşılığı olmayan 1,2,3… gibi matematiğin soyut dünyasına ait olan sembollerle başlamadık rotaya. Önce nesneler, önce somut olanla çünkü insanın ilk tecrübesi doğayla oluyor. Daha da ilk’e gidecek olursa 2 ve 3 gibi rakamlardan bahsetmemiz bile abes olacaktır çünkü görünen dünyada bunlarla karşılaşmıyoruz. İlkin sadece, bir adet bir nesne. Daha sonra bu bir olan nesneyle ortak paydada birleşen özelliklerin tekrarına bir değer atfediyoruz. Bunları da “2” ya da herhangi bir çizgi, çubuk, harf olsun; bir sembolle ifade ediyoruz. 2 ve 3, 4… şeklindeki sembollerimiz buradaki tekrarların ifadesi olmuşlardır.

Yazarın özellikle belirtmek istediği noktalar Estetik, Matematik Dünyası ve bazı kültürel kavramlardan oluşmakta. Matematikte geleceğe ilişkin teorilerin çoğunlukla bilgisayarlar ile kolayca elde edilecek olmasını hoş karşılayan bazı matematikçilerin düşüncelerine yer verirken Jerry P. King, kendi düşüncesini de şu şekilde dile getirmiş: “Anladığım kadarıyla çok hoş karşıladıkları bir gelecek bu. Ancak ben öyle hissetmiyorum. Çünkü bu, zarafetten yoksun, çarpık bir matematik olur. Doğruluk böyle bir dünyada yaşamayı seçebilir; ancak güzellik bunu istemez. Orada matematiğin sanatsal yönü, Prospero’nun ruhları gibi uçup gider. Öyle bir ‘cesur yeni dünyada’ sihirbazlar parmaklarını şıkırdatırlar; matematikçiler de şair olmaktan çıkıp marangozluk yaparlar.” (sf. 82)

Yazar, sanat ile matematiğin ortak yönlerinden hatta neredeyse ortak olmayan yönünün olmadığından, bunları bir düşünebileceğimizden uzunca bahsetmiş. Bilhassa değindiği nokta şu oluyor: “Matematiği başka türlü anlatmayı denemekten bir şey kaybetmeyiz!” Bir güzellik olarak ele alındığında belki de matematik dendiğinde aklımıza mimariden fazlası gelecek. Neden olmasın? Bunun için bazı fikirler öne sürüyor yazar. İlk yapılması gerekenin öğretmenlerin matematiği severek ve heyecanla anlatması/aktarması olduğunu dile getiriyor. Daha sonra öğretme yöntemlerinin irdelenmesi ve son olarak da matematiğe daha önce ilgisiz olanların matematik hakkındaki bakış açılarında olumlu bir değişim olması gerektiğini belirtiyor. Bu kitabın bizimle buluşma amacı da işte bizlerin bu olumlu bakış açısını kazanma eğilimimiz.

Kitaptaki esas konu, matematikle sanatın ‘bir’ ifadesinin gerekliliği. Matematikçiler hakikate giden yolun matematik sanatıyla olduğunu, evrenin/anlamın dilinin matematik olduğunu düşünüyorlar ise hakikatin yalnızca ulaşılamaz bir uzaklıkta kalakalmasından ziyade şairlerin de ressamların da matematiği bir şekilde öğrenmesi gerekmektedir. Bir yol olmuyorsa başka bir yol denenmelidir. Burada en büyük iş matematikçilere düşüyor anladığımız kadarıyla. Gerçekten istekle matematik yapıyorlarsa bunu istekle anlatma ve ifade etme yoluna gitmeliler. Mümkün olur mu bilemiyoruz fakat Jerry P. King’in ümidine biz de tutunuyoruz. Çünkü Lord Russell’a da hak veriyoruz: “…arzu edilen şeyin sadece yaşamak olgusu olmayıp, yüce şeyler üzerinde düşünerek yaşamak sanatı olduğunun hatırlanmasında yarar vardır.”

Yazarın bakış açısını kitabın tamamına nasıl yansıttığından uzunca bahsedilebilirdi fakat belki başka vakit. Burada çok değinemesek de asıl temanın yanında ayrıca değindiği birçok nokta tefekkür edilesiydi. Sadece matematik ile ilgili değil diğer alanlarda da düşünce dünyasına bir şekilde dâhil olduğumuz yazarlardan farklı bir yer ediyor bizde Jerry P. King. Çünkü dostane üslubunu ve doğaya gerçekten sevgiyle bakışlarını, doğayı yaşadığını hissedebiliyoruz. Hakikatten bahsederken kavgasız, kaygısız ve dostane oluşu farklı bir etki bırakıyor zihnimde. Onunla aynı hisleri paylaşarak sonlandırmak istiyorum yazımı: Umarım aklımız ve zarafetimiz birbirini terk edemeden devam ederiz bu güzel yolda.     

Şunlar da hoşunuza gidebilir

ISKARTA HAYAT: SON SEFER

Taştan Öte

YAŞAR

ESMAR

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.