Kördüğümün Kanatları’na Takılmak

Kolay değildir birçok türde yazmak. Sadece yetenekle değil büyük bir his yoğunluğu ile mümkündür. Şiir yazacak kadar ruh ahengine, düz yazı yazacak kadar maharete ve dahi bir röportaj yolu ile hakikatin peşinden gidecek kadar cesarete sahip olmak sadece yetenek ile değil bir mücadele, dahası kavga ile mümkündür. Evet, kavga doğru kelime, hele de bir kadın ve yazar iseniz…

Mehtap Altan uzun yıllardır edebiyatın içinde aslında. 1995’te şiir kitabı Beyaz Ağıt yayımlandığında belki de o da nasıl bir yola çıktığını bilmiyordu ama uzun bir ara sonra 2. şiir kitabı da gelince (Çivi/2014) Türk edebiyatı yeni bir şair daha kazandı diye düşünüldü. Hemen bir sene sonra İmgenar Sokağı yayımlandığında ismi şiir, kendi öykü bir eserle tanıştık. Aslına bakılırsa İmgenar Sokağı’nda imgelerle yapılanlar ve derin anlatı, şairliği ile öykücülüğü eşleşen bir kalem ehlinin ne denli nahif bir anlatı oluşturabileceğini gösterdi bizlere. Ancak herkes bilir ki edebiyat bir üretim istikrarını gerektirir. Yazmak, durmadan yazmak… Yazarak büyümek, gelişmek ve yine, durmadan yazmak. Bir varoluş çabası… Sancına kalem sallamak bir anlamda…

Def (2016) ve Es (2017) peş peşe geldiğinde Mehtap Altan’ın kaleminin rengi de ortaya çıktı. Durmaya niyeti yok gibiydi. Ve birçok türü de başarı ile temsil edebilecek yetkinliğe ulaşmış görünüyordu. Ki bu ara dönem Mistik Fısıltılar (2017) ile yeniden öykü mecrasına kaydığında, imgelerin Mehtap Altan kaleminde şiirdeki kadar güçlü bir silaha dönüştüğünü gördü okuyucuları… Bir tarafı giderek öyküleştirdi hikâyesini… İnsan gibi, kadın gibi…

Ve bu yazının konusu; Kördüğümün Kanatları geldi şimdilerde…

Kördüğümün Kanatları 2019 yılının öykü kitaplarından… 16 kısa öykü… A’dan Z’ye İyi Kitaplar  (AZ) yayını olarak çıktı. Güzel, sade ancak bana göre içindeki derinliği yeteri kadar yansıtmayan bir kapakla. Bu kadar çok his ve imge barındıran bir metnin çok daha ayrıntılı bir kapağa ihtiyacı var sanki. Neyse ki öyküler bu açığı kapatıyor.

Lirizm ile gerçeklik kolayca bir araya gelmez. Sahte bir duruşa sebep olabilir. İnce çalışmak, defalarca düşünerek cümleler kurmak şarttır. Bu manada Mehtap Altan daha en başından öykü dizimi ile oldukça temkinli ve dikkatli bir giriş yapmış kitabına. Tığ öyküsü mesela. Deniz, deniz hayvanları ve bir çocuk ile bende garip şekilde bir Kemalettin Tuğcu tadı bıraktı. Hüzün ve çocuk imanı ile asılı kalınan bir final.

Hurma Çekirdeği güçlü bir tasvir ile başlıyor. Bir mahalle öyküsü. Sıcak. Ve her öyküsünde olduğu gibi bir son final. Bir üst kurmaca sanki. “Hey! Ben de buradayım.” demenin başka yolu…

Kördüğümün Kanatları bir Mehtap Altan mührü ile giriyor söz: “…olasılıkların eteklerine asılan intihar çiçeğidir bazen zaman…” Kim bilir belki de öyledir. Öyküde her şey var: mazi, sesler, kokular ve daha bir sürü şey.

Oduncu sürekli hissedilen anne özlemine bir atıf daha gibi. Başka türlü giden bir öyküye çocukluk asmak. Galiba tam olarak bu. Okurken giderek sesi kısılan bir çocuk hüznü seziliyor.

Mehtap Altan zor toplara farklı usullere de yanaşıyor zaman zaman. Öyküden İnsan’da kendini arıyor sanki. Bilinç akışını bir üst kurmaca ile sunarken bilindik bir kurguyu uyguluyor ama işte bir sona varıyor nihayetinde. Ve yine alışılagelen son paragraf: ben buradayım!

Çanak Çömlek Patladı ve Hatıra Bekçileri’nde yine anneli ve anneye özlemli bir akış. Gerçek ama derin bir kırgınlık hissi. Herkese bir pay var sanırım bu öykülerde.

Mehtap Altan’ın Tövbe’si başka bir yönünü anlatıyor yazarın. İnanç çizgisinin en çıplak hâline bir kapı açıyor gibi. Kendine özel bir alan gibi. “Oku ve gör” diyor okuyucuya.

Onun için artık hasretin eteklerini çekiştiren minik bir kız çocuğuydu cümlesi Koku’nun girişi gibi. Ama bence Altan’ın kendini tanımlaması. Okudukça anlıyor insan bunu. Ve bu öykü bir isyan öyküsü bence. Affedilmenin kriterlerini sunan sert bir kadın isyanı.

Bu analiz daha da uzayabilir belki ama her öyküyü tek tek birkaç cümle ile anlatmaya çalışmak kelimeleri iyi kullanan bir yazara ihanet gibi de geliyor. Kördüğümün Kanatları’nı okuyun ve emeğine şahit biri olarak iyi metinlere hasret günümüz edebiyatına şans verin…

Son söz AZ yayınevine… Oldukça temiz ve özenli bir baskı var elimizde. Bu hassasiyet için bir kez de bu satırların sahibi teşekkür ediyor size…

İyi okumalar…

 

 

Şunlar da hoşunuza gidebilir

ISKARTA HAYAT: SON SEFER

Taştan Öte

YAŞAR

ESMAR

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.