Beynim Bilgiye Aç

İnsan beyni yemeye karşı gösterdiği açlığı ve açlık ile değişen vücut fonksiyonlarını bilgiye karşı duyduğu açlıkta da sergiler. Çünkü doğuştan üst düzey merak duygusuna sahiptir.

Beynin anahtarı olarak bilinen merak, insanın kendini geliştirmesini ve dolayısıyla bilimin gelişmesini de sağlar. Merak, zihinsel faaliyetleri arttırıcı ve keşfetme duygusunu ortaya çıkaran muazzam bir güçtür. Enerji ve keyif verdiği gibi açlık ile birlikte insanların isteyerek rahatsızlık hissetmelerini sağlayacak kadar güçlü olabilmektedir. Bu duruma örnek olarak kimi zaman uykusuz, kimi zaman aç, günlerinin çoğunu bilgi edinerek geçiren ve elde ettikleri bilgiler ile yenilerini ortaya çıkarmaya çalışan bilim adamlarını ve mühendisleri gösterebiliriz. Günde yirmi saat çalışan, bilerek ve isteyerek uyumayan, az uyuyan, yemek yemeyi unutan bu çılgın insanları duymuşsunuzdur. Bu insanlar merak duyguları üst seviyede, beyinleri bilgiye ve keşfetmeye aç; aslında tanıdığımız, gördüğümüz insanlar. İbn Sina, Hezarfen Ahmet Çelebi, Aziz Sancar, Canan Dağdeviren, Albert Einstein, Feryal Özer, Leonardo Da Vinci, Elon Musk, Jeff Bezos ve adını henüz duymadığımız binlerce bilgiye aç insan.

Açlık, vücudun gereksinim duyduğu şeye karşın gösterdiği istektir. Merak ve açlığın benzer özelliği risk alma davranışını tetiklemesidir. İngiltere ve Japonya’daki çeşitli üniversitelerden bir araya gelen beş bilim insanı bir çalışma yapmışlar. Yaptıkları araştırmalara göre merak ve açlığın aynı şekilde işlediğini keşfetmişlerdir. Öyle ki merak edilen çok küçük bir şey dahi olsa fiziksel bir ağrı riski oluşturduğunu ortaya çıkarmışlardır. Araştırmanın ardından yapılan deneyde katılımcılara illüzyon gösterisinin yapıldığı bir video ve bir adet yemek fotoğrafı gösterilmiştir. Sonrasında ise iki seçenek sunulmuş; illüzyon gösterisinin nasıl yapıldığını öğrenmek mi yoksa fotoğraftaki yemeği mi yemek istedikleri sorulmuştur. Yüzde yetmişi illüzyon numarasını öğrenmek istedikleri yönünde puanlama yapmıştır. Deney sonucunda bilgi açlığının yemeğe karşı duyulan açlığa baskın geldiği görülmüştür. İnsanoğlunun temel ihtiyaçlarından olan yemek yemek, bilgiyi elde etmenin ve ona duyulan merakın gerisinde kalmış ve bilgi sahibi olmanın, yeni bir şeyler öğrenmenin açlık gibi ne kadar elzem olduğu tekrar altı çizilmiştir.

Albert Einstein tutkulu bir şekilde merak etmenin aslında özel bir yetenek olduğunu söylemiş ve kendisinin bir yeteneği olmadığını yalnızca meraka karşı bir tutkusu olduğunu belirtmiştir. Çünkü başarılı insanları diğerlerinden ayıran en önemli özellik zekâ değil meraktır. İnsanlar meraklı doğar ancak çok azı merak duygusunu geliştirir ve yaşamı boyunca sürdürmektedir. Keşfetme alışkanlığını koruyanlar daha başarılı ve yaratıcı olma eğiliminde olurlar. Ancak merak duygusu maalesef düzenli egzersiz yapılmadığında körelen zihinsel bir kastır. Sürekli beslenmesi gereken bir alışkanlıktır. Bu alışkanlığı beslemenin en iyi yollarından biri kitap okumaktır. Belki okuduğunu sesli okumak, sesini başkalarına duyurmaktır. Bu şekilde diğer insanlara vesile olmak hatta bu insanlarla sohbet etmek ve fikir alışverişinde bulunmak, alışkanlığı geliştirmenin bir yoludur. Farklı kültürden, farklı dilden ve farklı ırktan insanlarla tanışmak merak duygusunu besler. Yeni yerler görmek, imkânlar dâhilinde farklı ülkelere seyahat etmek, yaşanılan şehri keşfetmek merak duygusunu tetikler. Sosyal medyanın gücünden de yararlanarak ilginç, ufuk açıcı ve yaratıcı içeriklere sahip sayfaları takip etmek keşif arzusunu açığa çıkarır.

Merak etmede önemli olan bir diğer nokta ise istemektir. Beyinde isteğin geldiği, o itici motivasyon duygusunun oluştuğu alana “striatium” denir. Merak ve istemek eş anlamlı olduğu için merakın beynin bu bölgesinde açığa çıkması hiç de şaşırtıcı değildir. Bilgi çağında yaşıyoruz ve bilgi edinmek için can atıyoruz. Çoğu zaman bilgi deryasında boğulabiliyoruz. Beynimiz bilgiye aç ve açlığın giderilmemesinden de hoşnutsuz. Merak etmeyi istemek hoşnutsuzluğu giderip öğrenmeyi sağlayacak. Öğrenmenin sonucu olarak beyinde salgılanan dopamin ile mutlu, tatmin olmuş, kendini geliştiren bireyler ortaya çıkacak. Açlık bilgiye olduğu sürece insanlık ilerlemeye devam edecektir.

Şunlar da hoşunuza gidebilir

ISKARTA HAYAT: SON SEFER

Taştan Öte

YAŞAR

ESMAR

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.