Yavaşla ve Sesli Kitap Oku

Okuma, hem bilişsel hem de sinirsel açıdan kritik bir beceridir. Kitap okumanın ise sağladığı birçok faydaları var. Okumak elbette stres gidericidir ve empati yeteneğini arttırır. Hafızayı kuvvetlendirir ve yeni kelimeler öğrenmemizi sağlar. Daha birçok yararı olan bu aktivitenin az çok hepimiz, bize neler kazandırdığını biliyoruz. Peki, hızlı ve gözlerle okumayıp yavaş ve sesli okusak ne olur?

Çok hızlı okumanın, kısa sürede birçok kitap bitirmenin yararları elbette çok. Hatta bununla ilgili çeşitli kurslar ve eğitimler de mevcut. Özellikle içinde yaşadığımız yüzyıl bizleri hızlı yaşamaya sevk ediyor. Yeme alışkanlıklarımız, ulaşım araçlarımız ve yaşam tarzlarımız… Artık dünyanın bir ucundan anında haberdar olabiliyoruz. Bu denli süratle ilerlerken gerçekten yaşamayı çoğu zaman es geçiyoruz. Herkes nefes alıyor ama havayı teneffüs etmek başka bir şey. Çok bilinen bir Kızılderili menkıbesinde geçer: Durmaksızın yol alan, aralarında Kızılderililerin de bulunduğu bir grup vardır. Çokça yol aldıktan sonra Kızılderililer kafileyi birden durdururlar. Diğerlerinin şaşkın bakışları arasında sessizce oldukları yerde durmaktadırlar. Ardından biraz zaman geçer ve tekrar yola koyulurlar. Bir müddet sonra kafileyi yeniden durdurup anlamsızca öylece dururlar. Bu olay bir kez daha tekrarlandıktan sonra aralarında Kızılderililerin bu davranışlarına anlam veremeyen yolcular dayanamayıp nedenini sorarlar. “Çok hızlı yol aldık. O yüzden ruhlarımız bize yetişemedi. Ruhlarımızın bedenlerimize geri dönmesini bekledik” derler. Hikâyede kafiledeki diğer insanların Kızılderililerin bu davranışlarını ilkinde değil de üçüncüsünde sormaları dahi bu dönem insanının anlamayacağı bir olgudur. Sabretmek, karşındaki insana süre tanımak ve kendisine de zaman verip çevresini anlamaya çalışmak, hızlı yaşamın bizden alıp götürdüklerinden. Şartlar bizi hızlı yaşamaya zorlasa da en azından günlük bazı alışkanlıklarımızı yavaşlatmak anı daha dolu görmemizi ve hissetmemizi sağlayacaktır. “Büyük işler küçük adımlarla başlar” sözüne binaen kitap okumayı farklı bir alışkanlık hâline getirebiliriz.

Sesli okumanın en çarpıcı kısmı okunulanı duymaktır. Diksiyonu düzeltir ve sesi doğru bir şekilde kullanmamızda bize yol gösterir. Güzel ve doğru konuşmak özgüven arttırır. Özgüveni yüksek insan hayallerine ve hedeflerine giden yolda daha odaklanmış olarak ilerler.  Bu da daha tatmin, mutlu ve psikolojik açıdan daha sağlıklı birer birey olmamıza katkı sağlar. İşte tam olarak buna domino etkisi denir. Ama normal bir domino taşı sıralaması değil. Küçücük hatta önemsenmeyecek boyutlarda bir domino taşı düşünün. En baştaki taşın bir sayfa okumaya tekabül ettiğini varsayarsak yalnızca o bir sayfayı düzenli okumak akabinde edinilen özgüven, diksiyon, sabır gibi erdem ve özellikler ilk domino taşından daha büyük olacaktır. Elbette özgüven taşının hareket etmesi ilk taşa bağlı. Yani o küçük ilk adıma. Atılacak adımı doğru seçmek önemli. İlk olarak yapılması gerekeni belirlemek sonrasında hangi adımlarla devam edileceğini gösterir. Bu açıdan sesli kitap okumak çok iyi ve motive edici bir başlangıç olacaktır.

Oregon Üniversitesi’nde yapılan ve Amerika Birleşik Devletleri Ulusal Bilimler Akademisi’nin resmi dergisinde (PNAS) yayımlanan bir çalışmada yüksek sesle okuma yapan bir grup katılımcı üzerinde bir deney yapılmış. Katılımcıların sesli okuma sırasında semantik, ortografik ve fonolojik beyin bölgelerindeki etkileşimler incelenmiş. Yüksek sesle okumanın bireyin hem semantik yani kelimeleri anlamlandıran hem de fonolojik yani konuşma seslerini birleştiren bölgelerini belli bir dereceye kadar aktif hale getirdiği saptanmış. Ayrıca yüksek sesle okumanın normal okumaya oranla beyinde daha fazla aktivasyona sebep olduğu ve normal okuma ile hareketlenmeyen bölgelerinin sesli okuma ile nasıl aktif hâle geldiği tespit edilmiştir. Katılımcılar düzensiz olarak yer alan kelimeleri okuduğunda beyindeki lateral anterior temporal adlı bir lobda aktivasyon artışı tespit edilmiş. Buna rağmen sesli okumada beynin aşina olduğu kelimeler için daha az aktivasyon sergilediği gözden kaçmamış. Beynin karşılaştığı yeni kelimeler karşısında özellikle bazı bölgelerinde güçlü bağlantılar oluşturduğu gözlemlenmiş.

Bu deney ile görmekteyiz ki bazen sadece okumak yetmiyor. Sesli okumak da gerekiyor. Ayrıca bilineni sesli okumak da yetersiz kalabiliyor. Bilinmeyeni, daha önce duyulmayanı, yeniyi sesli okumak beyin aktivitesini arttırdığı gibi beyin gelişimine de katkı sağlıyor. Yeni bir kitap okumak, yeni bir makale okumak yalnızca bilgi olarak değil fizyolojik açıdan da bize yarar sağlıyor. Ve tabii ki bizi de bir iken on yapıyor. E ne demiş şair; şimdi yeni şeyler okumak lazım!

Şunlar da hoşunuza gidebilir

ISKARTA HAYAT: SON SEFER

Taştan Öte

YAŞAR

ESMAR

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.