Şeker Hanım’a Mektuplar 3

Âşıksın işte! Bal gibi âşıksın. İnkâr etmen neyi değiştirecek, güçlü görünmeye çalışarak kime neyi kanıtlıyorsun? Ağladığın geceleri sadece sen biliyorsun diye, güçlü müsün söylesene!

İçinde boğulduğun o koca denizi senin gözyaşların doldurmadı mı? Güçsüz, acınası görünmeyeyim diye kahkahalar atmıyor musun? Öldün, sen biliyorsun bunu sadece evet! Peki, kime ne faydası var söylemediğinin!

İnsan içeceği kanlı zehri kendi elleriyle hazırlar mı?

İnsan en acılı ve zehirli hançeri elleri arasına alır da kendi göğsüne saplar mı?

Şeker Hanım; acının tarifini o acıyı çekmeyen yapamaz. Senin acını, senin çektiğin acıyı çekmeyen anlamaz. Senin gururun yok sanıyorlar; var, senin kalbin acımaz sanıyorlar; acır.

Senin gözyaşın yok zannediyorlar; sen de ağlarsın.

Senin ateşin sönmüş değil; belki en çok sen yanarsın.

Biliyorsun; şiddetle sevdiğin her ne ise, hak etmiyor hissettiğini. Yüreğindeki o devasa yangın, eksik sevilmeden. Ama ne geliyorsa elinden yaptın, sevilmek için. Ne tuhaf değil mi Şeker Hanım; sen de sevemiyorsun seni çok seveni.

Kaçıp duruyorsun, susup uzaklaşıyorsun.

Öldürüyorsun yaşamak isteyeni…

Sevmek en çok insanlara basit geliyor oysa. Yaşamak denilen meselenin içinde en az yeri sevgi kaplıyor. Bazen hiç umursanmıyor hatta bir tatlı söz, bazen hiç önemsenmiyor bir ufak bakış. Ne kadar değerli olduğunu unuttuk kalbin. İnsan denen yaratığı bir mekanizmadan ne ayırır; unuttuk. Unutulmuş eskiler arasına, maalesef sevgiyi de biz, kendi ellerimizle koyduk.

Sen yapamıyorsun bunu Şeker Hanım. Senin için en önemli mesele sevmek, gerisi asıl hissedilmesi gerekeni; “Sevgiyi” süsleyen ufak yapı taşları. Senin için hâlâ böyle; sevecek insan kalmamış olsa bile.

Biliyorum, Tanrı’nın her insana bir hediye verdiğine inanıyorsun. Belki ödül olarak gördüğün bu “Şey”ler; lanetleridir insanların. İnsanlar kendilerine verilen hediyeler içinde cefa çekerler. İnsanlar kendi cennetleri içinde yanarlar. Senin cennetin kalbin, senin cennetin kalbin ve sana ait bu kalp; senin en büyük cehennemin!

Bir serseri çukur içinde öğrendin yanmak ne demek. Bir sonsuz umut içinde kapıldın bir çift göze; öldüğünü bildin de bile bile yürüdün, kanaya kanaya yürüdün seni sarsıp solduran ateşin içine. Işık zannediyorsun, etme; yakacak seni!

Sen hiç dinlemedin ki beni…

Şunlar da hoşunuza gidebilir

ISKARTA HAYAT: SON SEFER

Taştan Öte

YAŞAR

ESMAR

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.