Muamma Üzerine Bir Deneme

Hâlime bir başlangıç, hâlimden bir başlık. Kulağımdaki müzikte aradığım ilham parmaklarımdan aktı akacak. Beni bu kimlik aklamayacak. Dönelim muamma. İçimiz dediğimiz yerlerden dökülelim. Dışa döktüklerimizi toplamaya yetmeyecek bu eller. Sevgili Tanrı’dan af dileyelim. Bilir ki severiz O’nu. O’nu annelerimizden de çok severiz.

Dönelim muamma. Anlatamaz derdini Mualla. Hız çağında kulak verdiğimiz hâlden ne düşer payımıza. Hız diyorum sana, seni bile aşmış bu hız çağından açalım bahsi. Duyduğun sayısız sesten, gördüğün sayısız suretten hallice bu bahsi çağ. Hâlim karmaşa içinde, hâlin de öyle. Yapamıyorum hâlâ. Dönemiyorum. Sıyrılamıyorum. Sıyrılamıyorum seslerden, yapışan üstüme gürültülerden. Biliyorum artık dönüş yok bu çağdan. Atlamaya cesaretim mi yok dünya(r)dan? Sen de dokunmaya kalkma. Sendeki gürültülerle benimkiler hiç iyi anlaşamaz Mualla. Deli gibi her yanımız temaşa. Deli gibi de sevdim her yanımı, işbu muamma. Elimde Tanrı’dan ödünç bir kılavuz, önümde bunca muamma; nasıl övünç duyayım kafa kâğıdımla?

Gelelim sana hey gidi İlham Amca. Sana da güvendim denilmezdi de yine de sırtımı bazen dayamıştım çağrına. Çok gelmedin ama az da değildin hani; dokundun insan yanıma: “Kal” dedin, “kendinle baş başa.” “Düş” dedin, “içinde bir yerlere” Her şey bildiğin gibi İlham Amca; düşünce(ler) gebe içe düşe düşe. Sonra al bu fikri besle büyüt kolaysa, kaldır ayağa. Bildim en büyük nasip kalmak kendi başınla. Yaşımı başıma karıştırma, bildim; var zihninde bakla. Hem uyumdan hem karmaşadan bir film diyorsun, izleniyor asırlarca. Acaba tufanlardan önceye de asırlar mı deniliyordu o fosil amcalarca?

Tanrı’m ben senin verdiğin zihni çok fazla kurcaladım ama ulaşamadığım yerlere koymamışsan bazı yarattıklarını, sözüm düşmez tabi buna. Dilim, zihnim her yanım muamma. İsmet Amca da demişti ama “veren sendin yanılma payını” Mualla kuluna.

Lütfen bana kızma. Kalbimde herkese yetecek sandalyelerden bir oda yaptım, sen istedin diye, o gül kokusunu alamadığım yaptı diye. Ve bence her şeyin kutsal kılavuzu sevmekti diye yaptım bunu. Belki hayranı olsaydım kendimin, acizliğim farkı yerine; insanları şuraya koyardım, buraya ve sınırlar ötesine koyardım. Kanlarına bakıp doğduğu topraklara bakıp almazdım tabi kalbime. Aldım Tanrım herkesi kalbime ve hep sana inandım. Duygulanıyorum burada, “Aferin” diyor İlham Amca.

Bunlar hiç utanmadı şahlanıp aktı gibi parmaklarımdan. Sus diyorum aramızda kalsın Mualla. N’olacak bunca muamma? Çoğu kez olmadı bence ve yazık oldu canlara. Anlaşılmasın isterim biraz da döktüğüm taşlar eteklerime ama neden döktüm büsbütün istemedimse de? İlham Amca çoktan anladı, Tanrı’m zaten anlattırdı, kısa ve öz; insanlık varlık avucuna bırakılmış muamma. Yani şimdilik cahilce zihnimden ithafla. Ahseni takvime de esfeli safiline de yol var bizim yolcu adımlarına ümidi kuşansa. Kızma Mualla, elimden gelenle gelmeyen karışmış fikrim boyunca. Ne olur anla, hâlimin sonu da başı gibi muamma. Tanrı’m sen bizi yarlığa.

Şunlar da hoşunuza gidebilir

ISKARTA HAYAT: SON SEFER

Taştan Öte

YAŞAR

ESMAR

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.