Beddua

Ey insanlar, ey insan taklidi yapanlar, ey insanoğlunun hatalı sürümleri; ölün artık! Ey körler, ey sağırlar, ey yılanları bin yıl yaşatanlar, ey yaşarmayan gözlerin kelleleri, ey hissetmeyen gölgelerin gövdeleri, ey aynalardan aksi silinmiş bin bir suratlı vampirler, ey iblisin dölleri, ey var olduğunu sanan yokluk elçileri, ey şirazesi kaymış katliam sanıkları, ey yalnızca menfaatinin tanıkları; bir çocuğun, açlıktan ölen bir çocuğun, tecavüz edilen bir cennetin, zorla dilendirilen bir meleğin, kanatılan bir masumiyetin, sonsuza bakan tarifsiz gözlerinin karanlığında, ölün artık!

Ey hırsızlar, kan emiciler, talancılar; ölün artık!
Ey başkasının olanın sahipleri, ey emanet pazarlayıcıları, ey güven duygusunun üstüne çöreklenmiş kara bulutlar, ey silah tacirleri, ey kandan beslenen sivrisinek sürüleri, ey ölenin cesedinden saltanatlar devşiren ölü soyucuları, ey kahpeliğin kitabını kahpeliğiyle yazmış sözde beyefendiler, hanımefendiler, haramzadeler; evine ekmek götüremeyen bir babanın çaresizliğinde, atanamayan bir öğretmenin intiharında, çöplerden rızık çıkaran ellerin kokusunda, yetimlerin, öksüzlerin yalnızlığında boğulun! Ölün artık!

Ey siyaset müptelaları, ey şakşakçılar, goygoycular, ey kralcılar, saray sofrası köpekleri, yağma devri artıkçıları, ey kendi eliyle put yapanlar, ey kendi eliyle yaptığı puta tapanlar, ey kendi eliyle kendini yiyen sülükleri besleyenler, ey kendi eliyle kendi cehennemini kazanlar, ey beynini kiraya vermiş beyinsizler ordusu, ey baldırı çıplak soytarılar, ey canavar besleyen insan kıyıcıları, ey konuşturmayanlar, düşündürmeyenler, bir avuç suda binlerce hakikati boğmaya yeltenenler, ey han-ı yağma neferleri; yıkılan ikbalin ağırlığında, yakılan fikrin feryadında, isyan isyan büyüyen mağdur yüreklerin çığlığında, gerçeğin güneşten de sıcak aydınlığında geberin; ölün artık!

Ey şairler, şair geçinenler, palavra makinaları; ölün artık! Ey baldır bacak tasvircileri, ey ırz düşmanları, ey namus düşmanları, ey kabiliyet düşmanları, ey tanrı sövücüler, ey yalakalıkta çağ açıp çağ kapayan mukaddes fatihler, komutanlar, ey lanetliler, laneti hak edenler, ey kalem hainleri, ey yalanın binlercesini doğrunun başına musallat eden sahtekâr kalpazanlar, ey şeytanın ağzını bir karış açık bırakan kibir abideleri, ey poz kesen papağanlar, ey mısra mısra çürüyen, çürüten, afyonlayan, naylonlayan, yaldızlayan eli kanlı katiller; bir kelebeğin kanatlarındaki desenlerin gerçeğinde, edebin, haysiyetin, şerefin kasırgalarında, dilsiz şeytanlığın zindanlarında, benliğinizin gün yüzü görmemiş makberlerinde doğranın, dilim dilim, ince ince… Ölün artık!

Ey cehalet fanatikleri, kitap düşmanları, karanlığın laf anlamaz bekçileri; ölün artık!
Ey serseriler, ey köşe başlarının işsiz güçsüz ayak takımları, ey baba parasıyla yiğitlik taslayanlar, ey tembelliğin zirvelerinde karizma arayan yarım akıllılar, ey görgüsüzlüğe övgü düzenler, ey saygısızlığı başlarına taç eden küfürbazlar, ey ilim kapısının taşlayıcıları, ey kendini zeki zanneden şark kurnazları, ey her şeyi bilenler, her şeyi anlayanlar, her şeyin uzmanları, ey nasipsizler, hadsizler, fikirsizler; tarihin tükürüklerinde, medeniyet kürsülerinde, kalemin dünyaları kesen keskinliğinde, zarafetin ve kibarlığın mahzeninde, uygarlığın beşiğinde tükenin, eriyin, bitin! Ölün artık!

Ve ey insanlar, ey insan taklidi yapanlar, ey insanoğlunun hatalı sürümleri; ölün artık!
İnsan gibi yaşamadınız; insanmışçasına, sanki gerçekten yaşamışçasına, sanki tüm kötülüklerin oyuncağı olmamışçasına ölün! Az biraz insan taklidi yaparak, az biraz insanlaşarak, az biraz insan gibi ölün!
Ey zamanın fareleri, ey sürüngen tıynetli yer cüceleri, ey evlatlarının hakkının gaspçıları, ölüm hepinizin müjdesi, hepinizin kurtuluşu, hepinizin insan olma şansı.
Kazık da çakmadınız zaten bu yalan yüzlü âleme; topunuzun, topunuzun canı cehenneme!..

* Şükrü Erbaş’ın “Köylüleri Niçin Öldürmeliyiz?” isimli manzum nesrinden mülhemdir efendim…

Şunlar da hoşunuza gidebilir

ISKARTA HAYAT: SON SEFER

Taştan Öte

YAŞAR

ESMAR

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.