Had ve Hadsizlik Arasında : Fikir Özgürlüğü

7 Ocak 2015’de iki Müslüman, Fransa’daki ‘Charlie Hebdo’ karikatür dergisinin binasını basmıştı. 12 kişiyi öldürürken 11 kişiyi de yaraladılar. Bu iki kardeşi insanları katletmeye iten “düşüncenin” arkasında; derginin sistematik olarak özellikle Katolik, Yahudilik ve İslam ile ilgili “kutsallarına” saldırma, onlarla alay etme üzerine çizilmiş karikatürler yayımlamalarıydı. Bardağı taşıran son damla ise; Hz.Peygamber’i çirkin temalı karikatürlerle çizmeleriydi. Sözü geçen karikatürler tüm dünya Müslümanları tarafından nefretle kınandı. Gösteriler düzenlendi. Dergiye yaptıklarının yanlış olduğuna dair tepkiler gönderildi. Ancak onlar aynı tarz yayınlarına devam ettiler. Ve sonunda da bu saldırıya uğradılar.

Yukarıda da belirttiğimiz gibi Charlie Hebdo saldırısını düzenleyenler bunu bir “dünya görüşüne” binaen yapmıştı. Tıpkı 15 Mart 2019’da, Yeni Zelanda’daki Christchurch terörist saldırısı sonucu içinde çocukların da olduğu 51 Müslümanı hunharca katleden câni gibi. Bilirsiniz böylesine eylemler spontane gelişmez. Mutlaka arkasında bir “motive” ve plan vardır.

Bu saldırıyı kınamak üzere dört milyona yakın insan Fransa’da bir araya geldi. 40 tane ülkenin liderleri de aralarındaydı. “Hepimiz Charlie’yiz” dövizleri ile dünyaya mesajlarını ilettiler. Ancak ilginçtir; kendisi prestiji oldukça yüksek olan Yale Üniversitesi’nden mezun olmuş bir başka karikatürist olan Garry Trudeau saldırıyı yapanlarla “empati” kurmuş ve şu sözleri dile getirmişti:

Karikatürden ziyade graffitiye (dolayısıyla zihinsel vandalizme hizmet eden) benzeyen,  içeriği  insanların kutsallarına saldırı mahiyetinde olan son derece aşağılayıcı ve alaycı çizimleriyle Charlie Hebdo nefret suçu işlemiştir.

Özgürlük her zaman için sorumluluk alma yönüyle tartışılmalıdır, hayata geçirilmelidir. Özgür ifade salt “istediğimi istediğim şekilde söylerim” anlayışı içinde uygulanırsa çocukça ve ciddiyetten uzak bir şekle bürünür. Bu da kendi fanatiklerini doğurur. (10 Nisan 2015)

Bütün bunları neden anlattım?

Sizi toplumsal barışın devam edebilmesi için  “fikir özgürlüğü ve fikrini özgürce ifade etmenin de koşulları vardır” önermesi üzerinde somut bir örnekle düşünmeye davet etmek için.

Önemli ya da önemsiz yeryüzündeki herkesin hayata dair bir fikri vardır. Her düşünebilen birey, hayatı anlamdırma ve açıklama saikiyle fikirler üretir. Bu bireyin en temel hakkıdır. Ancak bir fikrin olgunlaşması için gereken şartlar da vardır:

– Doğru (authentic) bilgiyle desteklenmiş olması (bu noktada ‘bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olunmaz’ önermesini hatırlayalım).

– Anlaşılabilir (sarih) ve toplumun “öteki” kesimlerini yaralayıcı, aşağılayıcı bir dilden uzak olması.

Bu iki ana temele dayanan fikirler daha kalıcıdır. Toplumun iyi yönde ilerlemesi için hayati öneme sahiplerdir. Son tahlilde toplumu oluşturan bireyler ne kadar çok doğru bilgiye dayanan fikirler üretip, bu fikirleri saygın bir üslûpla yaymaya çalışırsa, o toplumun sosyal refah seviyesi de doğru orantılı olarak artacaktır. Böyle bir iklim otoriter rejimlerde gerçekleşemez. Çünkü, otoriter rejimlerde fikir özgürlüğü var-mış gibi yapılır. Hükümetlerin sınırlarını çizdiği ve uygun gördüğü kadarıyla düşünebilir ve konuşabilirsiniz. Bu da insanları kendileri olmaktan uzaklaştırır. Kendisi olmaktan uzaklaşan bireyler önce kendilerine yabancılaşır sonra da her gün biraz biraz özgünlüklerinden yitirirler. Böyle bir toplumda ise düşünce, felsefe, sanat ve hatta fen bilimleri bile gelişemez. (Bakınız Kuzey Kore)

Her ne kadar fikir özgürlüğünün handikapları varsa da (düşüncenin şiddete ve çeşitli açılardan zarar vermeye götüren sürecin başlangıcı olması hasebiyle -Christchurch terör saldırısı gibi-), bu özgürlüğün sağlanması ve yaşatılması son derece önemlidir. Bunu ilkesel düzeyde hayata geçirebilmiş toplumlar yaratıcı ve her alanda üretken bireylere zemin hazırlamış olurlar. Eğitim sisteminden, hukuk sistemine, siyaset kurumundan sağlık kurumuna kadar izdüşümlerini görebileceğimiz bir etkiye sahiptir.

Şunlar da hoşunuza gidebilir

ISKARTA HAYAT: SON SEFER

Taştan Öte

YAŞAR

ESMAR

2 thoughts on “Had ve Hadsizlik Arasında : Fikir Özgürlüğü”

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.