TANIŞIYOR MUYUZ?

Hiçbir şeyin kendisi, düşüncesi kadar değerli olamadı. Ne kadar güzel şeyler yaşarsam yaşayayım; günlüğümde yazanlar, yaşadıklarımdan daha etkileyiciydi. Aynı şekilde kimi seversek sevelim, akıldaki hâli gerçeğine oranla kusursuz oldu hep.

Hangisi gerçek olan? Gördüğün mü yoksa hissettiğin mi? Görülen mantıklıdır ama gerçek olduğuna hiçbir zaman emin olamayız, olmamalıyız. Her şeyi, bir yere kadar görebiliriz. Tamamını görmek sınırsızlık ister, tarafsızlık ister; fanilikten uzaktır. O zaman aklımızda oluşan şekildir esas olan. Ne olurdu, en iyi ihtimalle 80 yıl yaşayacağımız, şu dünyada her şeyi kafamızdaki hâliyle yaşasak? Mesela seninle henüz konuşmadık bile. Tanışmıyor sayılırız değil mi? Belki farklı dünyaların insanları bile sayılırız. Ya aynı şarkıyı dinliyorsak şu an; ya da aynı kitabı okuyorsak? İşte, artık tanışmışız sayarım ben bunu. Belki o kitabın aynı sayfasını kıvırıp (bu konuda hassasiyeti olanlardan değilsen)italik yazılmış cümlenin altını çizdik. Aynı olaylara direnmiş, aynı haksızlığa çıkarmış olabiliriz de sesimizi.

İkimiz de inandık bir gün dünyaca tanınan bir insan olacağımıza, profesyonelce ilgilendiğimiz hiçbir alan olmadığı hâlde. Sonra da dileyecektik dünya barışını… Hatta dünyayı kurtaracaktık; hani hiç yoksul kalmayana dek çalışacak, ağlayan çocuk kalmayana dek gülümseyecek ve anneleri de ölümsüz kılacaktık ya! Bunu hatırlarsın işte.Aynı hayallerle ayakta duruyoruz. Yılmadan, yıkılmadan… Yine de zaman zaman düşünceli… Yalnız olmadığımızı bilsek, çok farklı yaşardık oysa hayatı. Peşinden gitmeye korkmazdık o hayallerin; düşüncesi dahi ne büyük lütuf!

Tıpkı Erbaş gibi, ‘‘hayalin gerçeğe değdiği yeri’’ sevmeyi sürdürürsek, sana söyleyeceklerim var. Tanışmadığımızı düşünmeni istemem çünkü. Ortak noktalarımız çok, yani öyle olmasını umuyorum. Tanısan seveceğin şarkılar biliyorum hem. Göz göze gelsek aklımdan geçecek bestelerim de var benim, sarılsak kesilecek nefesim de…

Sevdiğimi hissediyorum ben ve de sevildiğimi. Nasılını sorma. Güzelliğine on üzerinden on iki vermek gibi masum. Rüzgârda ipini sıkı bağlamadığın balonun ufka kavuşmak için, ona ulaşamadan patlayacağını bildiği hâlde, keyifle uçması gibi umutlu. Umarım böyle uçup gitmezsin hatırımdan. O zaman bir gölgeden farksız olurum senin için… Görüyorsun ama fazlası yok; aklında yokum, kalbinde yokum: Yalnızca gölgeyim. Yalnız bir gölgeyim ben.

Ama sevdiğimi hissediyorum ve de sevildiğimi.

İnsan birini tanımadan nasıl sevsin?

Bir gün beni görürsen, tanıştığımızı anımsa; bana gülümse ki, bu yalnız gölge vücut bulabilsin.

Şunlar da hoşunuza gidebilir

YAŞAR

KLASİK YONTMA

Tarifsiz Adımlar

HÜZÜN İSTASYONU

2 thoughts on “TANIŞIYOR MUYUZ?”

  1. Bir şeyin hayali, gerçekleşme ihtimali ne kadar zayıfsa o denli değerlidir. Bulunduğumuz yeri düşünde dahi göremeyen insanlar varken, iflah olmaz bir açgözlülükle, bitmez tükenmez keşkelerimize yenilerini ekleyip, yolun sonuna birkaç adım kala bile vazgeçemeyiz düşüncelerimizle dünyayı yeniden şekillendirme hevesimizden.
    Şekil budur oysa, bu kadardır dünyamız. Bize bahşedilen değil, bizim tercihlerimizin tezahürüdür, yaşanır ve biter birgün…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.