Pilar

Senin olmadığın neresi varsa, yurt diyorlar adına. Yoksun, olmayan öyle çok şey var ki… Sen yoksun ve senin yokluğunda güneş doğmuyor buralara. Yoksun ve ben; sınırları belli bir coğrafyanın, ıssızlığını yaşıyorum.

Tüm bu olmayanları sırtıma yükleyip, güneşi doğurtmak üzere yola koyuluyorum. Gelen mektuplarımızın bırakıldığı posta kutusunun çelimsiz ayaklarına bağladığım bisikletimi, hürriyetine kavuşsun diye kapısı açılan kafesteki bir kuş misali çözüyorum. Aydınlanamayan havaya inat, yolları bisiklet lambaları aydınlatıyor. Hâsılı kimse doğacak güneşin keyfini beklemiyor. Sabah ayazından dolayı derim çatlamasın diye ellerime yün eldivenlerimi geçiriveriyorum. Bisikletime atlayıp bir sağ pedalı, bir sol pedalı hızla çeviriyorum. Yola henüz çıkmışken ışıklara takılıp kalıyorum. Fırsattan istifade, kulaklığım yardımıma koşuyor. Işıklar yeşile dönerken, ben de çiçeğimin sesini işitiyorum.
Bisikletimin tekerleklerine nispet, dünya olanca hızıyla dönüyor. Tüm bu keşkemeşin içinde kendimi, ‘‘Piedra Irmağı’nın kıyısında oturup ağlayan Pilar’’ gibi hissediyorum. Tıpkı o kadim efsanedeki gibi; nehrin suyuna düşüp taşlaşan kuşlara, böceklere ve sevgiliye verilmek üzere yazılıp asla verilmeyen ve nehre atılan mektupların arasında olduğumu hissediyorum. Etrafımdaki her şey bir sebeple Piedra Irmağı’na düşmüş de taşlaşmış gibi. Giden araçlar, koşan çocuklar, yerde yuvarlanan kurumuş bir tek dal… Evrende hacmi olan her şeyin ruhu varsa, ben de çölde su arayan bedevi misali; kör, sağır ve dilsiz yaşadığım bu uzaklarda yaşam emaresi arıyorum. Yol kenarında çiçek satan Asyalı kadının yanından geçerken, tanıdık bir koku duyuyorum. Çiçeği burnunda, nazlı sümbül… Tüm kâinat, sanki bir anda İzmir gibi kokuyor. Gözümden akan tek damla yaş havanın ne denli soğuk olduğunu iliklerime kadar hissettiriyor. Pusulası şaşmış bir tanecik sümbül bana seni hatırlatıyor.
“Coğrafya kaderdir” derdin. Peki, söyle bana ey yârenim; “Bir daha hangi ana doğurur bizi?”
Yarınlar aydınlansın diye ışık yakmak üzere devam ediyorum pedal çevirmeye. İşte şimdi, gerçek dünyanın kapısındayım. Bisikletimi demirleyip ayaklarımı yere basıyorum. Tanıdığım, tanımadığım, yoldan geçen tüm yabancılara gözlerimle selam veriyorum. Kurs binasının gıcırdayan demir kapısını güç bela açıp içeri giriyorum. Sınıfa doğru yürürken, kulaklığıma da veda vakti geliyor. Çiçeğim Mabel, kulağıma son sözlerini fısıldıyor. Ben de ona bağıra bağıra eşlik ediyorum;
“Kaldır kafanı bak; kimler can çekişiyor cennette
Kim çoktan ölmüş, kim diri kendi cehenneminde
Sustur bütün yerli yersiz havlayan köpekleri içinde
Bu karanlık sokaklar yalnız onların değil.”

Binada yankılanan sesimi yanıma alıyorum. Bir daha o eski aydınlığa dönemeyecek olmanın verdiği umutsuzlukla, sessiz dünyanın kapısından ümitle giriyorum…

Şunlar da hoşunuza gidebilir

YAŞAR

KLASİK YONTMA

Tarifsiz Adımlar

HÜZÜN İSTASYONU

5 thoughts on “Pilar”

  1. Kaleminize, yüreğinize sağlık.Çok güzel ifade etmişsiniz hicret duygunuzu ,sıla özleminizi..
    Yaşanmışlıklar size bu kadar hicranlı cümleler yazdırıyor ,belli ki .

    Ama kalemin de hakkını vermişsiniz.Tekrar tebrik eder ,kaleminize kuvvet dilerim.

  2. Yine benden yine yaşadıklarımı anlatan yine geçmişe götüren yine ne yazsam da bu güzel yazının değerini anlatamam dediğim bir deneme olmuş👍🏻Kaleminize sağlık bize bizden hayatımızdan olan bir deneme hediye ettiğiniz için🙋🏻‍♀️Yazılarınızın devamını merakla bekliyorum😊

  3. Gözümde canlandı o soğukta eldiven giyişin pedal çevirişin.. betimlemen, seni tanımasam da hayal gücüme yardımcı olmak için elinden geleni yapmış.
    Belki bir saatlik bir anı nasıl özlemle kaleme dökmüşsün, Asyalı kadının kokusu hasret sıla kokusu değil mi? Kim bilir bizim birkac dakikada okuduğumuz yazıyı kaç gün ard arda yaşadın..
    Amin Maalouf bir kitabında “Tünelin ucunda ışık göremesek de bir ışığın var olduğuna er ya da geç görüneceğine inatla inanmamız gerekir” diyor “yarınlar aydınlansın diye ışık yakmaya devam ediyorum” sözün bana bunu hatırlattı. İzmir Alaçatı’da vuslatın yazısını da mutluluk göz yaşları ile yazmanı istiyorum 💚

  4. Yazınız gerçekten yine yüreklere dokundu. Söylemek istediğimiz ama bir türlü kelimelere dökemediğimiz hislerimize tercüman oldu. Çok teşekkürler, kaleminize sağlık.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.