ÖZLEMEK

İçinde ciltler dolusu kitap yazmaya yetecek kadar cümle mevcutken elinde kalem öylece kalakalmakmış özlem. Arayışlarını yanıtlayamamak, haykırışlarını duyuramamak, tek sözüne muhtaçken bir tuşa basamamak, nasılsın diye soramamakmış. Her gece onu düşünerek uykuya daldığın halde rüyanda görememekmiş. Bir zamanlar çıldırasıya hesap sorarken şimdi merhaba dahi diyememek, ihtiyaç duyduğunda yanına gidememekmiş.

En zoru da unutmaya çalışmak, bunun imkânsızlığını bile bile kendini zorlamak, boş yere çabalamakmış. Yediğin yemekte, içtiğin suda, öptüğün çocukta, yaslandığın omuzda, güldüğün şakada, attığın adımda kısaca hayatının her anında o varken onu yok saymak, görmezden, duymazdan, bilmezden gelme hususunda diretmekmiş özlem. Onca kırgınlığın, kızgınlığın, gözyaşının, çekilen sıkıntıların üstüne bir gülüşüne, tatlı sözüne hasret kalmakmış. Özlemek eşittir sevdaymış. Açılmadan kanamak, düşmeden acımakmış. Korkmakmış adın gibi bildiğini zannettiğin suretten. Kaçmakmış bir zamanlar koşa koşa gidip, sevinçle kapısını çaldığın evden.

Ellerin bağrında çaresiz kalmakmış. Yanaklarından süzülen yaşın dudağında bıraktığı tuzu öpüp başına koymakmış. Nimet bilmekmiş dokunuşlarının canında uyandırdığı sızıyı. Yarım bırakmakmış onu gömmek için kalbinde başlattığın maktulü belli o derin kazıyı. Yaktığın yangına koşmakmış bir seher vakti dilinde dualarla. Söndüğün yerden tutuşmakmış düçar olmak uğruna yine aynı belaya. Unutmakmış ezbere bildiğin sesin sahibini hatırlayamamak uğruna kendini. Kurutmakmış bin dereden su getirerek büyüttüğün nehri, sırf bir daha yaşamamak adına aynı hissi.

Üstüne sinen kokusu kaybolmasın diye yıkamaktan vazgeçmekmiş giydiğini. Senden başkası görmesin, bilmesin diye sır gibi gizlemekmiş sana onu anımsatan her izi.  Bazen öfkenin o sert duvarlarına çarparak maziyi yeniden hatırlamak ve karşı koymak; bazen de kuruttuğun çiçeğin yaprakları arasında ona yeniden teslim olmakmış özlem.

Baktığın gözlerde onun bakışlarındaki sıcaklığı aramak sonra pişman olmak, tuttuğun ellerde bulduğun güvenin ona ait olduğunu sanmak ve yanılmakmış. Onsuz yaşayamam artık derken ilk fırsatta kendini onun mahallesindeki sokağa atmakmış. Sessiz ve yarım hıçkırıklarla sarsılmak, güçsüz ve çaresiz adımlarla yeniden uzaklaşmakmış.

Gide gide vardığın yolun sonunda sol yanını bir bıçak gibi ortadan ikiye kesen, tanıklık ettiğin o hayal kırıklığının da ötesindeki manzara var ya artık sığmıyor inan ki sözlükteki hiçbir tanıma. Sığındığım uzletin salıncağından düştüğüm günden beri kovamaz oldum etrafımı saran melek çehreli iblisleri. Kanım, canımdan bezdiğim noktada dolmaya başlıyor damarlarıma; ruhum ilikleri donduran bir ayrılıktan geriye kalan anıları yağmalama çabasında.

Okuduğum kitaplarda yazmıyor ki öğreneyim ne illet bir derttir özlemek. Reçeteler de geçmiyor ki başa çıkma yöntemini öğreneyim günde kaç öğündür, kaç ölçek. Kelimeler; kâğıdı yorgan, yastık belleyen acının ritmiyle ninni havasında uyuyan ve büyüyen birer bebek. Muska misali aklıma takılan rengârenk kelebekler de nihayetinde tırtıl demek.

Velhasıl içinde yakutlar biriktiren Yakup’a şifadır özlemek. Zira bir mil gibi gözlerine çekilen her ilmek Yusuf’tan gelecek gömleğin habercisi demek. Bilinir ki yangın yerine de dönse yürek, en kızgın ateşler İbrahim’e serinliktir. Ve asıl mesele hakikate ermeni engellemek için her fırsatta karşına dikilen o cismani heykelleri aşkla bilediğin baltayla devirmektir. Çünkü özlemek her şeyden önce direnmek demektir.

Şunlar da hoşunuza gidebilir

YAŞAR

KLASİK YONTMA

Tarifsiz Adımlar

HÜZÜN İSTASYONU

1 thought on “ÖZLEMEK”

  1. Bilemezsin onunda ne düşündüğünü
    Belki küçük bir selam bekliyordur
    Tutunmak için hayata
    Koyamamıştır yerine kimseyi
    Sarılamamıştır annesine bir daha
    Bir çocuk öpememiştir mesela
    Koşup gidememiştir Kemal babasına
    Derdini anlatacak birini bile tutmamıştır yanında
    Hissetmiştir canının yandığını güldüğünü ağladığını soramamıştır nasılsın diye
    Ne senin yaranı ne kendi yarasını saramamıştır sana sarılarak
    Sana belki arada vurmuştır hasret ama
    O hiç bir zaman ŞAD olamamıştır mesela
    Hiç aldatmamıştır seni kandırmamıştır şakadan dahi olsa
    Tek isteği belkide güzel gülen gözlerinden mesela
    İşlemediği suçu üstlenip yıllarca sürgün yemiştir
    Seni unutmak için değil seni yaşamak için ölmemiştir mesela

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.