Felek Usta

Her hayat başladığı yerde biter daima
Ve bir giden olur her zaman gözleri hançer!
Söyle Felek Usta, hayallerimi çalan mevsimler
Hangi yârin gözlerinde sır olup gittiler?
Beni mecnun eden şu dünya çölünde,
Gönlümü oynatan ipin ucu nerede?
Sözlerin bittiği yerdeyim, anlat hadi;
Bu perdeler ardında sakladığın esrar ne?

Bir kirpiğin gölgesinde uzanıp,
Sıcak bir gözde uyandığım günler yok artık.
Eski bir aynada kül olurken resimler
Her yaradan geçtim de usta,
Bir sevda yanığı geçmedi yüreğimden.
Yüzümde eksilirken annemden kalan son bakış
Öğrendim, ağlamak yaşatır insanı, gülmek ziyan…

Ben yaşarken oldu olanlar usta,
Yaşarken vurdu ay şakağıma.
Apansız çalındı masallar, gördüm
İnanıp bir serabın işveli karasına
Ben yaşarken atıldım aşk kuyusuna.
Çok zaman sonra anladım ki dünyada,
Yalnızlık daha doğmadan yazılırmış alnımıza.

Her güzelliğin ardında intihar,
Her visalin sonrası kayıp…
Hiçbir kalp değmiyor kalbime artık,
Kanı akmayan yaralarım var.
Nereye gidersem gideyim
Yüreğim yangın yeri, gözlerim kara
Dalıp dalıp çıkıyorum kordan yangına
Suçsuzum desem boşuna,
Affa yüzüm yok.
Sevsem gurbet, kaçsam hasret,
Sözüm yok.
Her gün bir cenaze kalkıyor yüreğimden.
Hep ölen benim usta, hep ağlayan ben.
Söyle bana yok muydu ölümün de bir sırası?

Ah izini bir bulabilsem!
Yüreği umman, gözleri şahbaz,
Kitaplar dolusu, kaleme sığmaz,
Sıcak gölgesinde sabahlar edilen
İnsanlar yaşardı bu şehirde eskiden.
Sokaklar dar, gönüller geniş
Sofralarda kuru aş, umutlar ki yemiş
Ve sevdalar en güzel elbisemiz.
Şimdi nerede o mevsimler usta,
Nasıl kayboldular böyle sessiz…

Sevmeyi unutmuş bu şehirde
Yaşamaktan yoruldum usta.
Yoruldum sevda umuduyla avunmaktan.
Yüreğim viran düşlerim hazan
Zehirli bir gölge gibi peşinde hicran
Ne düş kurduğum gök ne doğduğum toprak,
Hiç bir sır kalmamış, çözülmüş her hecem
Sorular taş gibi, cevaplar soğuk
Anladım usta, inandım, ölüm var!
Ölenler yeniden doğacak; gerçek
Peki, bizi öldürenler nereye gömülecek?

Kafdağı’nı bile çözerken insanda fikir
Bir tarafımız tutsak şimdi bir taraf kir.
Saçlarımızı ağartan bu takvimler,
Yaprak yaprak döküldüğümüzün delilidir.
Zaman değilmiş usta insanmış akan,
Kum saatinin ince belli boşluğundan…
Maziye çekip çekip yorgun akşamlarımızı
Yola atma n’olur suçlarımızı,
Dünyada herkes kendinin gurbetidir.

Vurma artık gönül tellerine usta,
Yaşadığımız bu hayat bizim değil nasılsa
Ve bize ait olmadı hiç dünya dediğin.
Hep kayıpken sevdiklerimiz
Ve aşk hep yalanken
Gözyaşı bekleme bu ölüler şehrinden,
Yaşımız kurumaz olmuş hiçbir omuzda.
Tüm şehir bir ağıt gibi usulca sokulup
Geçerken saatlerin üzerinden,
Belki de tüm insanlar son uykuda.

Gölgeler ardında sallanırken ömrüm
En harlı yağmur şimdi boynumda hüzün
Her gün aynalarda bir başka yüzüm
Bir hayal bile ağır geliyorken yarına
İnanmıyorum usta,
Koca bir ömrümüz olduğuna.
Yalanız işte, tüm bildiklerimiz yalan
Beyhude aratma artık, gelmez kaybolan.
İnsan bir ölür usta, sonrası ölüm olmaz.

Bir gün şu meczup başımı
Uzatıp bir taş üstüne,
Uzun uzun yanacağım, söz.
Ve son sözümü de susup anlatacağım.

Anlat bana Felek Usta
Kukla mıyız hepimiz dünyada?
Dedikleri gibi senin ellerinde mi yüreklerimiz…
Oyun bittikten sonra
Bizleri koyacağın o sandıkta,
Saklı mı gerçekten her sahnemiz?

Şunlar da hoşunuza gidebilir

ISKARTA HAYAT: SON SEFER

Taştan Öte

YAŞAR

ESMAR

1 thought on “Felek Usta”

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.