Bir Varmış Bir Yokmuş

Bir kadın ağlıyor, yanaklarında
şeffaf inciler
Sessiz veranda da oturmuş.
Saçlarında bembeyaz aklar,
Kar yağmışçasına sükûttalar
Gözlerinde anlamsız bir ifade,
Söyleyemediği sessiz cümleleri var.
Zaman labirentinde hapsolmuş duygular
Yüzünde çizgiler, dilinde ahlar
Çorak toprağa dönüşmüş elleri var.
Beli bükülmüş, yorgun bedeni
Kimsesizlik yakar içini,
Her yanından yalnızlık damlar

Bir kadın ağlıyor, yanaklarında
şeffaf inciler
Zihninde uçuşan kelimeler,
Bir görünüp kaybolan yüzler
Koca bir boşluk yüreğinde,
Dans eder; hayaller ve gerçekler
Bahçesinde çiçekleri rengarenk
Zambaklar, erguvanlar, sümbüller
Geçmişin gölgesinde bir çınar,
Düşlerinde eski kalabalık sofralar var.
Mazide kaldı hürriyetin sevinci,
Özlem dolu günler hatıralarında yaşar.

Bir kadın ağlıyor, yanaklarında
şeffaf inciler
Bir yudum sevgiye muhtaç.
Ruhu çocuk, kocamış bedeni bitap
Vedalar bırakır, agusuna derin acılar,
Çatlamış dudaklarında buruk bir tat
Gençlik baharı bitmiş, açmaz çiçekler.
Hercai mevsimler hep kış, geçmez saatler
Yaşam serüveninin sonu,
Ölüm meleği kapıda bekler.
Bir kadın ağlıyor, yanaklarında
şeffaf inciler
Sessiz veranda da oturmuş,
Seyrettiği manzara geçmişi
Bir varmış, bir yokmuş…

Şunlar da hoşunuza gidebilir

ISKARTA HAYAT: SON SEFER

Taştan Öte

YAŞAR

ESMAR

1 thought on “Bir Varmış Bir Yokmuş”

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.