Deliriş

. . _ _ / . . _ _ / . . _ _ / . . _

Hani kış rüzgarının ıslığı çarpınca cama,
Hani bir korku duyarsın; gecenin bir yarısı.
Patlar aklındaki cüzzamlı, dikişsiz bu yama;
Başlar ifritlerinin beynine başkaldırısı…

Hani gök gürler evin penceresinden ateşe,
Loş sokaklarda hayâletler adımlar izini.
Köprü altında sevinç, sisli mezarlıkta neşe,
Cinlerin şavkı yakar izbelerin dehlizini!..

Hani titrer ya büyük korkuların mum ışığı,
Hani yağmur bile bir çığlığa damlar şaşırıp;
Karışır yokluğa, isyan dolu bir çay kaşığı,
Eski bardakları öfkeyle kırıp, hınçla kırıp…

Hani bir gölge siner pencerenin sağ gözüne,
Sanki dâvet dileyen vampire benzer bedeni,
Akseder aynaların isle kapanmış yüzüne;
Belki aslında budur, intiharın tek nedeni!

Hani parklarda donan kuşları okşar ya zaman
Kimse bilmez, bu cinâyetlerin ardında ne var?
Kaldırımdan, beşerin mahşeri kaybolduğu an,
Çıplak evsizlere yorgan uzatır bir canavar…

Hani kart iskeletin bağrını dişlerse sızı,
Ağlaşır küflü kabirlerde; devâsız ve sefil…
Aç köpeklerle ulur, martıların en yağızı
Dilin ağzında kururken, uyumak elde değil.

Bir sokak, bir oda, korkmuş bir adam, bir beliriş…
Vakit akşam da değil; bir gecenin kör karası.
Hafakanlar dokunur, can çıkarır her deliriş,
İşte hep böyle olur, dert çekenin manzarası…

Şunlar da hoşunuza gidebilir

ISKARTA HAYAT: SON SEFER

Taştan Öte

YAŞAR

ESMAR

1 thought on “Deliriş”

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.