Va(s)ziyet

Aslında,
Çok ihtimâl arasında bir ihtimâl daha vardı;
“O da ölmek mi dersin?”di
Bir yaşamak daha varken.
Bir ihtimâl arasında çok ihtimâl daha vardı
“Beni Mecnun edersin”di
Çöle bir ömür sığarken.
Aslında,
Bütün yaraları kanamalı
Bir kısmı ağır enfeksiyonlu
Önemli ölçüde sızısı ütopya
Karşılığı “yok”.
Bazı sevdalar pek bir sosyal kınamalı
Ama çokça yamalı
Bol primli
Az emekli
Sermayesi kurtarmaz
Faturasız
Ama illa ki bir miktar illegal.
Aslında,
Koca bir sırrı bölüşmek
Ve kazananı olmayan bir harpte
Sevile sevişe ölüşmek
Ama illa ki
Yârin yanağından gayrı
Yârin dudağına yakın.
Lakin,
Yâr dediğin bir sonraki istasyon;
En uzağı ne kadar yakınsa

Ve mümkünse
Beni o civarda bırakın.
Yani,
Kuşları cıvıltılı
Cıvıltıları sahte
Gözleri bir pavyon sıcaklığında;
Işıltılı
Ve ne idüğü belirsiz bir saatte
Hicri yıldan habersiz
Miladisiyle küs,
Ama illa ki ne dayatıldıysa takvim diye
Onunla savaşan
Onunla sevişen
Onunla yaşayan
Onunla ölen.
Yani,
Cenazesi şatafatlı
Bol siyah gözlük
Az hüzün
Çok reklam barındıran.
Hâsılı,
Çok ihtimâl arasında bir ihtimâl daha vardı
“O da ölmek mi dersin?”di
Bir yaşamak daha varken.
Bu yüzden,
Dirimiz beş para etmedi bizim
Ölümüz gömülmesin.
V a ( z ) s i y e t i m d i r.

Şunlar da hoşunuza gidebilir

ISKARTA HAYAT: SON SEFER

Taştan Öte

YAŞAR

ESMAR

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.