Mağlup

Neden gelir bu şehrin tüm duvarları üstüme?
Neden karanlık, ıssız ve şüpheci tüm tavırlar?
Sanki hiç rastlamamış gibi sarhoş bir gönüle…
Yokluğuna bir sitem ise dayanılmaz ağrılar,
Neden gelir bu şehrin tüm duvarları üstüme?

 
Bırakılmış kuytu bir köşeye âh yalnızlığım…
Hakkım olan bu değil, hep harap edilmiş ruhum…
Kuşatılmış korkuların azâde düşü gibi,
Siner gök kubbelerden çağlayıp, inen her ahım,
Bırakılmış kuytu bir köşeye ah yalnızlığım…

 
Ellerin kiri; gönül çeşmem gözlerimde yıka…
Vaktinden önce solmuş güller, sonra hayâllerim,
Adımlar gizler vazgeçişi ve geri dönüşü…
Kavrulmuş en kızgın çölleri dinginler hâllerim,
Ellerin kiri; gönül çeşmem gözlerimde yıka…

 
İntikam duygusuzluğu bugün rüyâlarında…
Yorgun yıllar cenk ettiği her düşte pâyidardır,
Gecenin hissi var, hani vadettiğin gündüzler?
Bir gelenden sor; o ülkenin her sokağı dardır…
İntikam duygusuzluğu bugün rüyâlarında…

 
Sen ve ben; hakkâniyet ordularının bozgunu;
Nice seferler âşk tutup, doğruları gark ettik…
Sonra boğulduğumuz sonsuz kirli bir ummandı,
Erken olan her ölümü belki biz geç fark ettik,
Sen ve ben; hakkaniyet ordularının bozgunu…

 
Neden gelir bu şehrin tüm duvarları üstüme?
Neden boğar gibi kahramansız masallar beni…
Güneş tuğun tepesinde sıkılır ve sönerken,
Bak gör hudutlarında mağlup başını eğeni,
Neden gelir hâlâ şehrin duvarları üstüme…

Şunlar da hoşunuza gidebilir

ISKARTA HAYAT: SON SEFER

Taştan Öte

YAŞAR

ESMAR

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.