İkinci El Şevrole

– Alo!

– Alooooovv!

– Alo!

– Aloooooovvşş!

­­- Alo! Beyefendi merhaba, ben ilan için aramıştım.

– Yanlış aramışsın gardaş, ilan bürosu değil bura.

– Satılık araba ilanı sizin değil mi?

– Ha öyle desene gardaşım, ilan milan deyince şaşırdım. Bir aydır var o ilan, ilk arayan siz oldunuz.

– Satılık araba ile ilgili aramıştım. Biraz bilgi verir misiniz?

– Valla atalarımızdan kalan bir araba var. Bak araba benim diye demiyorum. Hiç boya yok arabada.

– O derece temiz yani?

– He çok temiz, çizik boya yok(!) Boya falan kalmamış arabada. En son İnönü zamanında çalışmış,  bir daha kontak bile vurulmamış.

– Antika o zaman.

– Doğru konuş hemşerim, antika ne demek!

– Eski, kıymetli manasında beyefendi.

– Ha, tabi en son babamın dedesi binmiş rahmetli. Subaymış. İyi adammış valla.

– Beyefendi dedenizi niye anlatıyorsunuz ki, mevzuya gelelim lütfen.

– Dedem değil gardaş, babamın dedesi. Benim dedem, babamın babası oluyor. Yani babamın dedesi benim dedemin babası oluyor.  Sen ne iş yapıyon ki gardaş?

– Öğretmenim beyefendi.

– E nasıl bilmiyon bunları,  çocuklara ne öğretiyorsunuz? (Şapırt, şupurt, şapurt, şupurt)

– Beyefendi, siz bir şey mi yiyorsunuz?

– He, gardaş. Bizim hanım kalburabasmış.

– Geçmiş olsun,  kalbura bir şey olmuş mu?

– Yav, sen hoca olduğuna emin misin Hoca? Kalburabastı bizim yörede bir tatlı, bizim hanım çok güzel yapar. Hoca bizim hanım benim eşim oluyor yani. (Muhahhaa, muhahhaa, muhahaha) Hoca, sen akrabalıkları karıştırıyorsun ya ona mahsuben güldüm he, kusura bakma.  Benim gülüşümü rahmetli Erol Taş’ın gülüşüne benzetirler gardaş! (Muuhahahaa…)

– Kim benzetiyor beyefendi?

– Gahveden arkadaşlar,  Bakkal Hüsnü olsun,  Berber Aynalı Salih, Fırıncı Müslüm…

– Beyefendi yahu, bana ne Erol Taş’tan, Fırıncı Müslüm’den… Mevzuya gelelim artık lütfen.

– Dedemi mi anlatayım, orada mı kalmıştık? (Şapırt, şupurt) Valla çok güzel olmuş gardaş bu kalburabastı. Bana bak gardaş canın çektiyse gel daha var, tepsiyle yapmış hanım. Hanım dediysem hoca karıştırma ha,  benim zevcem. (Muhahahaaaaa…)

– Beyefendi rica edeceğim artık şu ilana gelelim mi?

– Gelelim gardaş.

– Evet!

– Evet!

– Eee?

– Eeeeee?

– Beyefendi araba diyorum?

– Babamın dedesinden kalan mı?

– Başka arabanız var mı?

– Yok gardaş, ne gezer, Kalburabastı var bir tepsi.

– Beyefendi başka araba yoksa, olanı anlatın(!)

– Gardaş çok gerginsin yav, bir şaka edelim dedik.

– Buyrun dinliyorum!

– Gardaş, (Şapırt, şupurt…) Araba 1950 model eski bir Şevrole.

– Çalışıyor mu peki?

– Hakaret kabul ederim gardaş, yerinden hiç kıpırdatmadık ama çalışıyordur herhalde(?) (Şapurt, şupurt…) yani kesin eminim, inşallah sanırım(!)

– Beyefendi araba yürür durumda mı?

– Araba yürür mü hiç gardaş? (Muhahahhaa…) Yok koşuyor, takla attığını görenler de var! (Muhahhaaa!..)

– Beyefendi satıcı değilseniz kapatalım mı?

– Yav Hoca iki şaka yaptırmadın, boğazıma dizildi kalburabastı. (Şapırt, şupurt…)

– Buyurun devam edin, lütfen?

– Hoca araba 5 vitesli. Debriyajda sorun vardı, söküp çıkardım. Vites çubuğu kırılmıştı attım. Onun dışında egzozu da kırılmıştı, attık.

– Beyefendi egzoz yok, debriyaj yok, nasıl çalışacak bu araç?

– Hoca, eşek değiliz herhalde bir çözüm bulduk. Egzoza bir hortum taktım oradan da tepeye bir soba borusu ile bağladık, egzoz dumanı üstten soba borusundan çıkıyor.

– Peki vitese nasıl geçiyor Beyefendi, debriyaja çözümünüzü merak ettim?

– Debriyaj balatasını da cam sileceklere bağladık. Silecekleri birinci kademeye getirince birinci vites, ikinci kademe ikinci vites, üçüncü kademe de üçüncü vites. Dört ve beş yok. Üç vitesi çalışıyor!

– Beyefendi olur mu öyle şey, sileceklerden vites mi olur?

– Olur gardaş, niye olmasın, öyle bir kaide mi var yani?

– Peki araç için ne kadar istiyorsunuz?

– Hoca seni sevdim, gerçi espriden ve akrabalık ilişkilerinden anlamıyorsun ama (Muhahhaa!..) 30 kilo patates ve 30 kilo soğana bırakırım sana.

– Nasıl yani?

– Patates ve soğanları getir kontağı al götür, hayrını gör. (Şapırt şupurt…) Oh çok güzel olmuş bu kalburabastı Hoca, bitmeden gel bak!

– Beyefendi patates soğanla araba mı satılır?

– Hoca patates soğan diye geçme, her yemeğe lazım nimetler.

– Oldu beyefendi teşekkür ederim. Ben vazgeçtim sağ olun.

– Gardaş bak emmioğlum 25 kilo patates ve 25 kilo soğan teklif etti vermedim. Emmioğlu dediğim, babamın kardeşinin oğlu oluyor Hoca. (Muhahhaa, muhahhaa!..)

– Beyefendi!

– Efendim gardaş?

– Sizin hanım helva da yapabiliyor mu?

– He vallah Hoca, bir fıstıklı helva yapar parmaklarını yersin. Niye sordun?

– Umarım en kısa sürede helvanızı yapar da yeriz inşallah!

– Hoca patatesten helva olur mu ki?

– Olur olur…

– (Şapırt şupurt…) Hoca tarifini gönder de bizim hanım yapsın gardaş, canım helva çekti vallah! (Şapırt şupurt…)

– Allah müstehakını versin e mi, tünele girdim çekmiyor(!) Alo… Alo…

Şunlar da hoşunuza gidebilir

ISKARTA HAYAT: SON SEFER

Taştan Öte

YAŞAR

ESMAR

1 thought on “İkinci El Şevrole”

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.