Gelişen Dünya

Bak, ağustos da geçti sevgilim
Gençliğimizi yaktık izmaritler gibi.
İlk gülüşlerimiz ve ilk ölüşlerimizin arası
Bir kaç mutlu fotoğraf karesi kadar sürdü.
Hayatı ölümlerle tanıdık,
Ve ölümlerle başladı hikâyemiz.
Sonrası Allah, evren ve insan arasında gelişti
Evren ve insan zulümlere gebeydi…

Dünya hızla gelişti,
Ve özgürlük vaat edildi
Geride bırakılmış tüm az gelişmişlere.
Yani cepleri boş, yürekleri kof insan zümrelerine…
Doğu’ya, Güney Doğu’ya, Ortadoğu’ya;
Güneşin kızıl doğduğu topraklardır buralar sevgilim.
Bu coğrafyada iklim kaosa dönmüştür.
Yazları savaş ve ölüm,
Kışları ağıt ve feryat…
Burada bitki örtüsü mezar taşıdır.
Bak gözümden akanlar, yüreğimin yaşıdır.

Göğün açık olduğu gecelerde
Yani çoğu gecelerde
Kurşun yağmurları yağardı üzerimize.
Kurşunlar bombaları, bombalar savaşları
Savaşlar ölümleri izlerdi…
Ve bir varil petrol için çokça başlar verilirdi.
Yani sevgilim gelişen Dünya’da
Modernleşen devrimler oldu
Ve çağdaş uluslar için gerekli kavgalar.

Bebekler, çocuklar ve kadınlar
Denizin ılık sularında gezinirken zevk ile!
Karaya ulaşmak hiç bu kadar acı olmamıştı.
Yani sevgilim Akdeniz artık ak değil
Bak bu geceden bile kara.
Ve her yanımız lime lime,
Her yanımız devasız yara…

Sevgilim Dünya gelişti
Nükleer silahlar, kimyasal bombalar sardı her yanı
Ve şefkate muhtaç çocuklar
Sessizce can verdi anne kucağında…
Yani sevgilim Hiroşima vardı bilir misin?
70 bin gölge vardı asfaltın üzerinde
Ardından bir ışık gibi yananda Nagazaki
Allah’ın belası gelişen teknoloji.
Özgürlük vaat etti çok gelişmiş devletler
Ve verdiler
Söz verdikleri gibi…

Sırtını insanlığa dönmüş küçük bir çocuk vardı
İsmi Hanzala,
On bin tankla savaştı, elindeki taşla.
Yüreğinde cesaret 1. 5 milyar insan kadar
Orta Doğudaki devlet, bir çıban gibi kanar
Ki ebabiller uçarsa bir gün tepemizden
Korkarım ki taşlar üstümüze düşer.
Sevgilim çareler içinde çaresiz kaldık
Biraz korkak, biraz satılmış, çokça nefessiz kaldık.

Sonra sevgilim bilir misin Halepçe’yi
Gelişen Dünya üzerinde bir yer
Hani üzerlerinden geçerken uçaklar
“Anne elma kokuyor buralar” dedi bir çocuk
Anne! Ölüm kokuyor buralar dedim ben…
Anne?
Çocuklar öldü.

Dünya gelişti ve ardın sıra oldu devrimler
Korkulu, çaresiz, masum binlerce göz
Bosna’dan yüreğimizde derin acılar kaldı.
Sığınmışken güvenilir! bir limana insanlar
-ki limanlar da yanarmış bazen-
Nice masum canı küçük kurşunlar aldı
Tek tek, tak tak, arka arkaya patladı namlular
Hani sormuştu küçük bir çocuk
Biraz çağdışı, çokça cahilce;
“Anne” demişti sessizce,
“Küçük mermilerle mi öldürülür çocuklar?”
Anne! Neden öldürülür çocuklar?
Anne! Anneler de öldürüldü…

Sevgilim, bana anne ol
-Ki bu intiharın en istekli hâlidir.

Şunlar da hoşunuza gidebilir

ISKARTA HAYAT: SON SEFER

Taştan Öte

YAŞAR

ESMAR

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.