Adı Fatma

Adı Fatma. Ayağında spor ayakkabısı, sırtında balıkçı kazağı, başı eşarplı Fatma. Yoldan geçerken sigara isteyen, aydınlık sokaklarda fark edilmeyen, gecenin karalığına mahkûm edilen Fatma. Sahipsiz ve hikâyesi bilinmeyen Fatma.

Öte mahallenin insanıydı, Fatma. Çok karşılaşamazdık, haberi duyulurdu ama. Hani derler ya; kötü haber tez duyulur. Kötü haberleri hep duyulurdu. Duyulsa ne olurdu ki; dinlenip dinlenip susulurdu. Severiz biz dinlemeyi ama sadece dinlemeyi. İcraatsız ve tepkisiz toplumun ağzı bantlı olanlarıyız çoğumuz. Göz göze gelmedik hiç Fatma ile. Sigara isterdi, sigara kullanmayan benden ne hayır gelirdi ki Fatma’ya. İzlerdim onu, insanlardan sadece sigara isteyen biriydi. Sigara yoksa sessizce çekip giderdi. Bir sigara içişi vardı sanırsın ki tüm dünyanın yükü onda, ciğerleri dumanı çekince kan ağlıyordu. Fatma’nın yüzü mü?.. Her içine çektiği dumanda yüzü can çekişiyordu. Çok nadir olsa da, insanların arkasından söylenirdi. Neye, neden, niçin söylenirdi? Bilinmezdi…

Bazen de bazı karşılaştığı yüzlerden kaçardı. Kaçarken de söylenirdi. Kendi söyledikleriyle kendi kendine kavga ederdi. Niyeti, kendi ile kavga etmek değildi. Belliydi, vardı o karşılaştığı yüzde bir alacağı, vardı bir öcü, vardı bir küfrü. Bilinmezdi…

Aydınlıkta fark edilmeyen yüzlerin, karanlıkta çektiği çok acıları, çok sancıları vardır. Hangi karanlık gece, kendi kendiyle kavga etmeyi öğretmişti Fatma’ya?.. Bilinmezdi…

İnsandık ama duyarsızdık. Ah ile vah ile geçiştiriyorduk duyulan acıları, sancıları. Ama maşallahımız da yok değildi; dedikodunun en iyisini yapar, cümleleri mıh gibi çakardık aklımıza. Sahip çıkmazdık, dedikodusu ile insanlık yapıyorduk. Umurumuzda mıydı ki; nerede, nasıl yaşadığı?

Bir gün o karanlığın acısı onun bedenine yapışmıştı. Fatma hamileydi. Karanlığa mahkûm olmak yetmemiş gibi, karanlıkta bir pisliğin tecavüzüne uğramıştı. Cenin yaşayamazdı. Cenin büyümeden, Fatma kürtaj olmuştu.

Gel zaman git zaman… Bir masal cümlesi gibi yazılıyordu ama öyle değildi Fatma’nın hayatı; hiç muradına eremeyen bir kahramandı Fatma. Murat ne demek, onu bile bilmiyordu ki. Sigaraya ulaşmaktan başka bir muradı yoktu zaten. Fatma, bu masalın iyi hal yasası olmayan acılı ve sancılı kahramanıydı. Geçip giden zamanın içinde, Fatma yine hamileydi!..

Görev belli, vazife aynı şekilde aynı şartlar altında tamamlandı. Yine cenin yaşayamazdı. Cenin yine büyümeden Fatma kürtaj oldu. Ama bu sefer bu iş tam olarak bitmeliydi. Kesin bir tedbir alınmalı, rahmi bir cenini daha sahiplenmemeliydi. Fatma, karanlık gecelerde kendi bedeni ile karanlıkların içinde bu şekilde yaşayamazdı. Birkaç hayırlı düşünce ile karar verilmiş, nokta koyulmuştu: Fatma, ameliyat olmalı… Hiç yaşayamadığı, hiç anlayamadığı kadınlığına son verilmeliydi. Üremesi durdurulmalıydı. Fatma, rahim ve yumurtalık nedir bilmeden, vazgeçti organlarından. Peki sorulmuş muydu ona? Meçhul…

Oldu ameliyatını, işlem tamamdı. Ohh be! Fatma kurtulmuştu. Hamile kalamayacaktı artık Fatma. Hayırlı işlerin, hayırlı düşüncelerine sahip olanları kurtarmışlardı Fatma’yı.

Fatma kurtulmuştu değil mi? Fatma ne anlıyordu ki kurtulduğunu anlasın. Anlamadıkları, Fatma’yı yok eden rahim ve yumurtalıkları değildi. Anlamadılar Fatma’yı…  Sadece spermin, rahimle yerleşip cenin olarak döllenmesini engellediler. Fatma, karanlıklarda yine kim bilir nelere teslim edildi; bilinmezdi…

Ahh bee…

Beş dakikalık zevklerin uğruna, kimi rahimin içinde döllenen, kimi sokaklara keyfi sperm atan, kendini bilmeyen illetler. Aklı kendini terk eylemiş, kadından medet uman, kendini bilmez, ahlaksız herifler… Hanginiz o beş dakikalık keyfin acılı keyfini yaşadınız bilmem ama ne çok cesediniz var ortada, ne çok katilsiniz siz… Ceninler bir yana, Fatma bir yana…

Ve yine bir gün, o gün artık son gün… “Fatma öldü” dediler. Ne güzel de söylediler, üzüldüysem şerefsizim. Anlık cız etti yüreğim, sonra yüreğimin dili aklıma seslendi. “Kurtuldun be Fatma” Kurtaramazlardı bunlar seni, gökyüzü kurtardı seni.

Canım acıya acıya sordum kendime: “Niye öldü” dedim?

Sustum.

Susmuştum.

Bilinmezdi…

Ne hak ile konuşayım ki; yaşarken sahip çıkılmamış canın, öldükten sonra uçup giden ruhun arkasından ne denirdi ki?..

Huzurla uyuyacaksın,

Mekânın da cennet olacak,

Burada seni koruyamayan insanlardan uzak,

Seni gökyüzünde meleklerin koruyacak;

Biliyorum…

Sen artık ‘bilinmezdi’ye emanet değil, ‘biliyorum’ dediklerime teslimsin…

Sokaklar bilinmezlerle karanlık. Sokak lambaları sadece var olan yerin aydınlığı. Bir de bir yerler var ki; oralar hep karanlık, hep acı, hep sancı…

Bir yerlerde ne çok sessiz çığlıklar var…

Fatma gibi.

Ezgi Günaydın

HAYAT ; CÜMLELER KURDURUR,
VE BAZI CÜMLELER TOKAT GİBİDİR.

Şunlar da hoşunuza gidebilir

ISKARTA HAYAT: SON SEFER

Taştan Öte

YAŞAR

ESMAR

2 thoughts on “Adı Fatma”

  1. Çok beğendim 👍👏 anlatım dili çok akıcı hikayenin içine girmemek imkansız Fatmayla tanıştım sayenizde beyin hayalle gerçeği ayırt edemezmiş gerçekte ki Fatmaları görmezden gelmek adetimiz huyumuz böyle hikayalerde severiz Fatmaları ve nicelerini 👊

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.