Farkhunda Sadece Bir Kadın

“Bir kadına ne verirseniz verin, onu daha da büyük hâle getirir. Ona sperm verirseniz, size bir çocuk verir. Ona bir ev verirsiniz, size bir yuva verir. Ona sebze verirsiniz, size yemek verir. Ona bir gülücük verirsiniz, size kalbini verir. Ona bir şarkı söyleyin, size konser verir. Kendisine verileni çarpıp çoğaltarak geri verir. Bu yüzden ona çamur atarsanız, karşılığında bir bataklıkta boğulmaya hazır olun.”

|Aziz Nesin

Kuru kalabalıklar, ruhsuz sloganlar, bilinçsiz milyonlar, öfke nöbetleri, bağırışlar, bağırışlar, bağırışlar… İnsanlığını kaybetmiş, fikir yapısı kirli, vicdanları küflü, hiç düşünmemiş, düşünme ihtiyacı hissetmemiş bir dünya. Neresinden tutsak elimizde kalan bir çağ…
Dünyadaki en büyük suç, hakikati savunmaktır. Hakikat iki ucu keskin kılıç hatta iki ucu boklu değnektir. Bu gerçeği acı şekilde öğreten en iyi örneklerden birisi de Farkhunda Melikzade… 27 yaşındadır henüz Farkhunda. Hakikatin farkında olsa da, dünyanın farkında değil. Öğretmen adayı olan bu Afgan kadın zamanın en büyük cürmünü işleyerek doğru bildiği bir şeyi anlattı. Ne büyük cüret!..
Bir cami önünde çocuk sahibi olmak için muska satın alan kadınları görünce bunların dinde yerinin olmadığı söyler. Bunun üzerine muska satıcısı olan mollayla aralarında bir tartışma başlar. Bir “kadının” sözleri üzerine afallayan ve ezildiğini hisseden mübarek(!) mollamız “Bu kadın Kur’an yaktı” diye bağırmaya başlar. Ne büyük bir hayal gücü… Bir kadının bir molla karşısında şansı ne kadar olabilir? Hiç… Farkhunda’nın etrafı hemen çevrilir dinin aziz koruyucuları tarafından. Sesi duyan kim varsa toplanır. Böyle büyük bir günah cezasız kalmamalıdır ne de olsa. Farkhunda her ne kadar “Ben Müslümanım, Müslümanlar Kur’an yakmaz” dese de duyulmaz. Duyulmasına da gerek yoktur zaten. Bir mollanın sözünden sonra bir kadının sözüne kimse itimat etmez çünkü. Taş ve sopalarla dövülür Farkhunda, tekme atarlar, üstünde zıplarlar ama ne yapsalar da içleri soğumaz. Civardaki birkaç insanlığını kaybetmemiş insan, Farkhunda’nın çığlıkları karşısında sessiz kalamayıp polis çağırır. Polislerse bir din düşmanını kurtarmaya gerek duymaz, ibret olsun diğerlerine diye düşünerek sadece izlerler. Ne derin bir düşünce biçimi… Cezasını çekmelidir kâfir sonuçta. İyice dövmelerine rağmen hızını alamayan SÜRÜ, yerlerde süründürürler Farkhunda’yı. Yetmez! Bir çatıya çıkarıp aşağı atarlar. Yetmez! Üstünden arabayla geçerler defalarca. O da yetmez! Bir dere kenarına götürüp orada dövmeye devam ederler, çoktan ruhunu teslim etmiş olan kadını. Üstüne kocaman taşlar fırlatırlar, tekmelerler ama ne yapsalar da yetmez! En son üzerine benzin döküp yakarlar. Ve hamdolsun dünya üzerinden bir din düşmanı daha eksilmiş, dinin izzeti korunmuş, dinin bekçiliği yapılmıştır artık. Tüm bu yaşananlar videoya çekilerek de kayıt altına alınmıştır… Böylece başkalarına da ibret olmayı hedeflemiş olabilirler, kim bilir. Ne heybetli bir gözdağı! Farkhunda’nın babası aranıp, “Kızın günah işledi, gel al” denir. Babası kızından utanacak hatta ona lanetler edecektir bu zihniyetsiz zihniyetlere göre. Ama düşündükleri gibi olmaz… Yıllardır süregelen düzensiz düzene karşı bir kıvılcım olur Farkhunda, bir yangının başlamasına vesile olur. Yakılmış, parçalanmış, ezilmiş bedeni binlerce Afgan kadının öfke seline dönüşür. Yıllardır ezilmiş, horlanmış, örselenmiş, alınmış, satılmış, tecavüz edilmiş, had bildirilmiş kadınlar, ülke genelinde protestolar yaparlar Farkhunda için. Cenazesi kadınların sırtında taşınır. Ve kızını lanetlemesi beklenen baba, kızına sahip çıkarak soyadını Farkhunda olarak değiştirir.
Ardından başlayan mahkeme süresince 26 kişi tutuklanır, 13 polis açığa alınır. Molla dâhil 4 kişiye idam kararı çıkar, sonra karar iptal olur 20 yıl hapse dönüşür.
Tutuklulardan bazıları kısa süreli cezalar alır, bazılarıysa serbest kalır. Geriye ölü bir kadın, yozlaşmış bir adalet, kavuran bir öfke kalır. Farkhunda bir isimdir. Diğer milyarlarca isimden sadece biri. Diğer milyarlarca kadından sadece biri.
İşte böyledir. Düzen böyledir, dünya böyledir, hüküm böyledir. Hakikat güneş gibidir ve yarasalar ışıktan hoşlanmaz. Düşünce toprak gibidir, yarasalar toprağa basmaz. Bu dünyada adalet çoktan ölmüştür. Eşitlik ölmüştür, insanlık ölmüştür, vicdan ölmüştür, sevgi ölmüştür, merhamet ölmüştür. Toprağı yararak çıkan nefret vardır, üstünlük vardır, güç vardır, güce tapanlar vardır. Kurulan isimsiz hiyerarşinin her noktasındaki yegâne argümansa; kadınlar zayıftır!..
Bu düzende, biyolojik olmasa da sosyolojik olarak dünyada insanlar, bitkiler, hayvanlar ve kadınlar vardır. Kadın eksiktir, kadın külfettir. Düşünce hakkı sınırlandırılmış, cinsel bir objeden gayrı nedir? Erkeğin bembeyaz namusunun ortasına düşen kapkara bir lekeden gayrı ne? Farkhunda sadece bir isim, Farkhunda sadece bir örnek. Farkhunda sadece bir kadın…
Kadın hakları ve kadının kıymeti dünya edebiyatında ve hukukunda çok büyük yer tutar ama dünya yaşamında çokça yumruk. Ülkemizde de dudak tiryakiliği yapan sözler vardır mesela bu konuda. Kadına el kalkmaz, kadın hassastır, kadınlar annelerimizdir, kadınlar çiçektir. Çiçek… Koparılan, soldurulan, kurutulan çiçekler. Bizim memlekette çok kapı vardır mesela, hep çarpadurur kadınlara. Kadın dövmeyi meziyet sayan hatta bununla övünen, hava atan canlılar. Ki gezegende eşine şiddet gösteren tek canlının insan olması ne garip. (Çiftleştikten sonra erkeğini yiyen karadul bundan müstesna.) Yola çıktığımız yerle olduğumuz yer arasındaki mesafe korkunç. Geçen onca zamana, verilen onca hakka, kurulan onca sisteme karşı toplum şiddete dönük, kısır ve sığır bir hâl aldı. Kadını, çocuğu, masumu, mazlumu koruyaman acziyet. Adaletin kolları cılız, sesi kısık kaldı. Adamlık, şiddetle aynı oranda arttı; Netice, saçmalık…
Kadın zayıf, kadın hassas, kadın nahif. Korunmaya ihtiyaç duyan bir yaşam formu değil mi? Hayatını erkeğinin üzerinden idame ettirip sadece ona söylenenleri yaparak sürdürmeli değil mi; değil işte. Amerika’da siyahi direnişin başlamasında ve tarihe Montgomery Otobüs Boykotu olarak geçecek isyanın kıvılcımı olan Rosa Park bir kadındı. Afganistan’da binlerce kadını ayağa kaldıran Farkhunda Melikzade kadındı. Radyoaktiviteyi keşfeden ve iki kez Nobel Ödülü’nü alan Marie Curie kadındı. Binlerce insanın hayatını kurtaran Rahibe Teresa kadındı, Kurtuluş Savaşı’nda cepheye mühimmat götüren kadınlardı, Nene Hatun kadındı, ülkesini dağılmaktan kurtaran Indira Gandhi kadındı. Anna Frank, Benazir Butto, Jeanne d’Arc, Eleanor Roosevelt, Florence Nightingale, Rosa Luxemburg, Fatma Aliye, Sabiha Gökçen… İsimlerini yazamadığım sayısız isimleri de ekleyebilseydik buraya, anlardık empoze edilen tüm yalanların ardında saklanan gerçeği; kadın bu dünyadaki en güçlü canlıdır.

Şunlar da hoşunuza gidebilir

ISKARTA HAYAT: SON SEFER

Taştan Öte

YAŞAR

ESMAR

1 thought on “Farkhunda Sadece Bir Kadın”

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.