Hayatın Adı

Aslında Siyah Gülüm,

Bu hayatın adı ‘bekleyiş’ diye değiştirilmeli.

İçinde büyüyen çocukluğu susturamayanlar, karşılıksız sevilen duygular, söylenemeyen sözler, tamamlanmayı bekleyen satırlar, yarım kalmış sevgiler, öksüz kalmış yürekler; hep bir bekleyiş içinde.

Hayat diye yaşadığımız her şey, “elbet bir gün” diye içimizde büyüttüğümüz umutlar, bir bekleyişten ibaret değil miydi?

Hiç bıkmadığımız bir yorgunlukla, satırlar arasından “elbet bir gün” sesini duyma ümidiyle ömür tüketmek, bir bekleyişten ibaret değil miydi?

Bitirdiğimiz bekleyişlerin bile bir bekleyişi vardı. Hakkımızda yazılanı, Rabbimizin emrini bekledik, bekliyoruz. Hayata bekleyiş diyebilmeyi seninle öğrendim siyah gülüm. Bir bekleyiş içinde geçirdiğimiz ömrümüzün bir nefes kadar bereketli olması dileğiyle…

Şöyle göz göze gelmeli seninle, hiç bıkmadan, yorulmadan dalıp dalıp gitmeli.

Doya doya seyretmeliyim seni, saçlarından kirpiklerine kadar, doya doya…

Saçlarını okşamalıyım sonsuz bir sevgiyle, kıyamadan.

Hasret ile sevgiyi sığdırdığım bu ömründe şöyle içime çeke çeke koklamalıyım.

Özlemimi anlatmalıyım. Özlemek öyle anlatmakla da geçmez ki. Sen sardıkça nefesim kesilmeli, kendimi kaybetmeliyim, gözlerim dönmeli.

Sonra arkadan şarkımız çalınmalı, mırıldanmalıyız notalarını…

Ah karam benim…

İnat etmiş gibi geçmiyor zaman ama her nefeste ciğerlerime sen çekerken, kapatınca gözlerimi geceye sen düşerken, gülerken kaybolan gözlerinde ben kaybolurken, o güzel yüreğinde yer kurmuşken; güneş batıdan doğsa ne olur!

Seninle sevmeliyim, seninle özlemeliyim bizi. Gayrısı umurumda değil…

Şunlar da hoşunuza gidebilir

ISKARTA HAYAT: SON SEFER

Taştan Öte

YAŞAR

ESMAR

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.