Angut Mahmut 2

Angut Mahmut diyerek tiye aldığım, şiir dünyasının parıldayan güneşi, kelimelerin efendisi, teşbihlerin üstadı, imgelerin şövalyesi, sevgili angut Mahmut kardeşim, her zamanki gibi özelime yazıp, sonra benim cevap vermeme fırsat vermeden, gariban hesabımı yeniden engelleyerek, bana “dejavu”nun ne olduğunu bir kez daha öğretmiştir. Kendisine, tüm edebiyat âlemi gibi müteşekkirim.

Sevgili üstad hazretleri yazdıklarımdan son derece rahatsız olmuş ve beni yüce Türk adaletine havale etmeye karar vermiş. Vatana, millete hayırlı, uğurlu olsun! Üstelik bunu, sevenleriyle birlikte yapacakmış. O adliyenin önünde oluşacak insan selini; ellerinde pankartlarla, dillerinde şahsımı hedef alan sloganlarla, kızgın ve onurlu duran, kutsi bir davanın mahşeri kalabalığını düşününce uykularım kaçıyor, aman Allah’ım!

Ben şimdi nasıl uyuyacağım, nasıl korkularımdan kurtulacağım ve angut kardeşime kendimi nasıl affettireceğim? Ha, bir de sevenlerine tabii! Artık beni prangalara mı vururlar, tabutluklara mı koyarlar, giyotinle sefil kellemi kesip angutlara yem mi ederler? Hayır, pek sevenim de yoktur hani. Üç beş facebook fenomeni, üç beş de şair ceketli adam! Yazık değil mi bana?!

Dizlerimin titremesine engel olamıyorum. Çenem kıkırdak kısmından kopacakmış gibi inanın!
Bir lanete tutulmuş gidiyorum. Yahu, herifçioğlunun yerini yurdunu da bilmiyorum. Şöyle kapısına dayansam, elimde bir buket gül!!! Yok ya gül olmadı, kız istemeye mi gidiyoruz, tövbe tövbe!
Bir tepsi baklava alayım yanıma, hem yanlış anlaşılmaz, hem de tatlı yer, tatlı konuşuruz mesajı vermiş olurum. Ne de olsa imaj çok önemli. Kapıyı açtığında, en yakışıklı jönlerin yanında çirkin kalacağı yüzüyle bana baksa, gülümsese, “demek pişman oldun ha dese!” Sonra atılsam ayaklarına, o mübarek ellerini öpsem. Yalvarsam, yakarsam olmaz mıydı? Açaydımmm kollarımı, gitme diyeydimm, yok bu replik buraya uymadı, pardon angutcuğum!

Hayır, mübarek Kadir gecesi, hangi duanın arasında ben düştüm bu zırtapozun aklına bilmiyorum ki! Artık biri mi ispiyonladı, aptala malûm mu oldu, hay bin kunduz! Yani beni engellemese, belki bu kandil günü hürmetine kendimi bağışlattırabilirdim. Bağışlattırabilmek… Ne zor kelime yahu, angutçuğum okuyamaz şimdi bunu, kıyamam… Ya en azından, amatör şiirlerimden birini hediye ederdim zat-ı şahanelerine, belki yumoş görmüş havlular gibi yumuşacık olurdu benim tosunum, şansım yok ki!

Ah ben! Çatallı dilimle, aziz bir kişiliğe değdim. Ölsem toprak kabul etmeyecek günahkâr cesedimi, kalsam darağaçları ve boynumda urganlarla sürülecem Mahmud’un ilenmesine! Aklım neredeydi, biraz efendi olsam ne olurdu, ah eşek kafa ah! Şimdi böyle dövün dur, oh olsun sana!

İyisi mi, bir kutu uyku hapıyla intihar edeyim ben. Evet evet, en doğrusu bu. Angutların en şanlısının gazabından ancak böyle kurtulabilirim. Ama bi dakika, bende ülser var. Asit denizinin içinde hemen buhar olur o haplar, en fazla şöyle birkaç saat uyumuş olurum. Başka bir yol bulmak lazım. Bir köprüden atlayayım o zaman. Mahmutçuğuma yaptığım kepazeliklerimi koynuma alıp, bırakayım kendimi boşluğa. Ama bu da olmaz ki! Bende, üstünüze afiyet, yükseklik fobisi var. Düşemeden bayılırım oracıkta. Kiralık katil tutayım o halde? Bak angutum, nasıl fikir? Hımmm, haklısın, dolar almış başını gidiyor, bende de cimrilik var, hayatta anlaşamayız cani heriflerle. Çaresiz, mahkemeye, bir mücella şahısla yüzleşmeye çıkacağız desene!

Yalnız Mahmutçuğum, hakimin karşısına çıktığımızda, Mahmut olduğunu ispat ederken değil de, angut olanın sen olduğunu ispat etmeye çalışırken, seni izleyip çok güleceğimi bilesin!
Hayır, angut olduğunu ispat edersen, sana angut dediğim için bir ceza almayacağım, angut olduğunu ispat edemezsen, angut sözünü sana söylediğimi de ispat edemeyeceğin için ben yine ceza almayacağım. Yok, basmadı kafan değil mi?

Bak şimdi, sen angutsan, ben sana angut Mahmut diyorum ya hani… Ohooo balatalar yandı bile! Çok geçmiş olsun sevgili kardeşim, acil şifalar dilerim. Bezelye kadar beyninin bunu kaldıramayacağını nereden bilecektim ki, affet!

İşte, yüce Türk adaleti! Angut Mahmut’un tasallutundan böyle kurtarılır. Vesselam…

Şunlar da hoşunuza gidebilir

ISKARTA HAYAT: SON SEFER

Taştan Öte

YAŞAR

ESMAR

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.