Perva

Sabahlar; ömrümüze emanet edilmiş, ucu bucağı sınırlanmış, göğün parlaklığıyla sınanmış, bunca koşuşturmanın arasında ulu orta insana sunulmuş bir dizi umut tarlası…
Bağrında nice yeni şeyleri barındıran bir an dilimi.
“Kaç bahar ona uyanacak yürek evim?” diye geçirdi içinden bu sabah da uyanır uyanmaz, hep aklının bir kuytusunda yer alan ismi fısıldadı kendi kendine. Unutulmaya yüz tutmuş onca ismin arasında bir tek o hatırında yeşerip durmaktaydı, gün geçtikçe yeni filizler boy süren dallar misalince kaplıyordu tüm kalbini.
Saçları dağılmış zamanları her daim o isme uyarlıyor, bunu yaparken zamanı boşlukta kürek sallayan bir kayıkçı gibi hoyrat kullanmaktan çekinmiyordu.
Uzandığı yerden hafifçe doğrulup pencereye yöneldi, tüm bunlar zihnini yerli yersiz meşgul ededururken.
Pencerenin kolunu hafiften çevirmesiyle odayı tüm hoşluğuyla bahar kaplamış, rayihalar aklını başından almıştı.
Hem öyle bir almıştı ki göğsünü saran heyecanla kuş olup çırpınan umudu, aşkı, vefayı sırtlanıp yol hayalleri kurmaya başladı. Bu devinim aklını başından almıştı bir kere… İçinden sokaklar caddeler boyu koşmak, şehirler aşmak ve denize coşkun akan ırmaklar gibi o yürek evini çağıldatıp aktıran isme ulaşmak geliyordu, hatta bu zamana kadar tek yapmak istediği belki de buydu; bunca hayat hengamesini bir tek bu amaç uğruna göğüslemişti.
Tüm cesaretini toplayıp karşısına çıkıp onca yıl içinde biriktirdiği, birikip çoğala çoğala kendi benliğini terk ettirdiği o isme çoğul acılarını, hüznün kül rengini, aşkı, sevdayı ve yirmi dört ayar vefa borcunu sunacaktı. Tüm bunları yaparken baharı o isme uyarlayacaktı ki o adı baharla anılan, yollarına baharda cemre olup düştüğü kadim bir sevdanın kalbine oyalanmış yanıydı.
Bir an önce yola revan olmalıydı ki bunca senedir içinde biriktirdiği o isim hasrete yılgın düşmemeliydi.
İnsan bunca fanilikte yüreğinin telini titreten prelüdü  arıyor, nicedir
sevdaların yongası özlem…
Yusuf’u kuyudan tahta yol bulduran, benim yolumu böyle bir aşkla kesiştiren gönlümün, imtihanının ağırlığından kalplerin kararacağı gün, her bahar eksilen yanımızı; çiçeklerin moruna yamayalım.

Şunlar da hoşunuza gidebilir

ISKARTA HAYAT: SON SEFER

Taştan Öte

YAŞAR

ESMAR

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.