Kelepçe

Yeter yaşadıkların, durma öl dedi Suzan,
Durmadım öldüm işte, çözülsün diye bu zan.
İster başucumda dur, ister yanıma uzan,
Yorgun ayaklarına mezarım sedir anne.

Neden diye sormadan çarçabuk harıl harıl,
Darıldığımı affet, affettiğime darıl.
Sabırdan kelepçe ol, bileklerime sarıl,
Dostuma düşmanıma maşallah dedir anne.

En son ayrıldığımız şehiri koy kenara,
Gözyaşıma biçtiğin mehiri koy kenara,
Her gece boğulduğum nehiri koy kenara,
Her sabah penceremde beliren nedir anne?

Soldu menekşelerim, papatya ek uğruna.
Hüseyin’i süsleyen beyaz gömlek uğruna,
İçi kanımla dolu dokuz çömlek uğruna,
Süründüğüm Kerbela, düştüğüm Bedir anne.

Yılan boyun eğdikçe, kendini yıldırana,
Aklımın meclisinde, çıldıran çıldırana…
Ram olacak olursa her namaz kıldırana,
Kes, pişir bu yavrunu, kuşlara yedir anne!

Sustum, ipek sesine ses vermeyi ar sayıp,
Sustum, her bildiğimi, bildiğini varsayıp,
Bugün kaybettiğimi yarınıma kâr sayıp…
Kabul edemediğim hakikat budur anne.

Şunlar da hoşunuza gidebilir

ISKARTA HAYAT: SON SEFER

Taştan Öte

YAŞAR

ESMAR

1 thought on “Kelepçe”

  1. Harika, tebrikler…

    Hecenin ve kafiyenin şiire kattığı güzelliği tekrar hatırlattığınız için teşekkürler… Sanki beş hececilerden ya da Necip Fazıl’dan bir şiir okuyorum zannettim.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.