Angut Mahmut

Ben de biliyorum kardeşim senin bildiklerini ve belki daha da fazlasını. Basitliği, herkesin yapabildiğini yapabilmeyi ben de biliyorum. Derinlemesine düşünmeden yüzeyselliği, popüler kurgulara ve konulara yönelmeyi…

Ben de biliyorum kardeşim, ‘al’ la ‘gül’ le kafiye yapmayı, 100 kelimeyle şiir yazmayı, hecede koşmadan, aruzda gazelden şaşmamayı, 6 ile beşi toplayıp ve hatta altıda durup beşe seğirtmeyi, bunu yaparken de sadece bütünlüğün bozulmamasını önemsemeyi, daha sonra da bir mahlas yumurtlayıp bayburdî, Şemmamî, hayvanî falan diye ünvanlı şövalyecilik sahtekârlığını ben de biliyorum…

Ben de biliyorum imgelerle boğmayı metni. Mazmunların papağanlığını yapmayı. (Bilmeyenler için söyleyeyim, mazmun hece veya aruz şiirinde kalıplaşmış söz öbekleridir.)
Yârin kaşını hilale, kirpiğini oka, yüzünü aya, diğer organlarını bilumum meyvaya benzetmeyi bilmeyecek ne var? Ben de biliyorum oturma organından kelime ve tasvir üretmeyi. İşkembeden sallamayı. Kafadan atmayı. Ne yani sadece size mi has kolay yolun keyifli yolcuğu? Hiç yani!

Ben de biliyorum kardeşim, inanmadığın şeyleri, yaşamadığın şeyleri yazmayı. Sözde, tüm dünyayı kurtaracak partilerinize, ideolojilerinize, kliklerinize yaranmayı. Para için, mevki için bir sürü bi halta yaramayacak melanet için kalemimi, karakterimi, onurumu satmayı, beynimi kiraya, dostumu icraya vermeyi ben de bilirim! Tövbe estağfirullah, şöyle bir düşündüm de tamam, haklısınız, bunu pek bilmiyorum…

Ben de bilirim emeksizliği yahu, tembellik evrensel değil mi? Okuyucunun birkaç dakikada öğütüp geğirdiği bir şiir için, bir buçuk ay kafa patlatmaya, fikir çilesinde azap çekmeye ne gerek var? Ne gerek var, binlerce kitap okumaya, akademik makaleleri, tezleri didik didik etmeye ne gerek var? Alırsın eline zavallı kalemini, önüne her gelene döşersin güzellemeni, oh mis! Bu falanca lider, yaz gitsin. Bu falanca şehir, yaz gitsin. Bu falanca gün, yaz gitsin. Bu falanca öküz…

Ben de bilirim, köşe başlarını tutmayı, çok mu zor! Üç beş yalaka tavır, üç beş sahte iltifat. Üstünde olana yaltaklanma, altında olanı pataklama, bol riya, bol karaktersizlik. Ben de bilirim, facebookta önüme geleni azarlamayı. Cıvık şımarıklıklarla soytarılık yapmayı. Küçük dağları ben yarattım havasıyla kasım kasım kasılmayı, çalım çalım edalanmayı. İnsanlıktan çıkmayı bilmek, zaten her insanın bildiği bir hayvanlık değil mi?

Ben de biliyorum kardeşim vücudun alt katmanlarını. Şehvetin, bohemin peşinde koşmayı, böylece farklı görünmeyi. Küfretmeyi, bel altı aforizmalar üretmeyi, onun bunun namusunu diline dolamayı, kısacası bu sanal âlemin de edebiyat mahfillerinin de anasını ağlatmayı, ben de bilirim.

Ama tüm bunları yaptıktan sonra, nasıl yaşanır, nasıl uyunur, nasıl insan kalınır, işte onu bilmiyorum…

Sen biliyon mu Mahmut? Angut Mahmut?

Şunlar da hoşunuza gidebilir

ISKARTA HAYAT: SON SEFER

Taştan Öte

YAŞAR

ESMAR

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.