Necib Asım, Kitap

Necib Asım, Kitap.
Hazırlayan: Ali Yıldız.

Evet, kitabımızın adı ‘Kitap’.
Türkçede, konusu kitap, kitabın tarihi olan tek telif eser olma özelliğine sahip olduğunu belirtmeliyiz.
Öncelikle elbette bu yegâne eserin müellifinden bahsetmek lazım gelir.
Necib Âsım Yazıksız, 1861 senesinde Kilis’te doğmuştur.
Askerî rüştiyelerde ve Harbiye’de Türkçe, Fransızca ve Tarih öğretmenliği yaptığı bilinmektedir.
Kendisi Türk Dili ile ilgili çalışmalarıyla tanınmış ve Dârülfünûn’da Türkoloji’yi kurmuştur.

‘Kitap’ın, II. Abdülhamid devrinde eser vermeye başlamış bir Osmanlı müellifinin düşünce dünyasını, meselelere yaklaşım biçimini yansıtması bakımından ayrı bir değeri vardır.’ (Ali Yıldız.)
Bu eser, asıl hâline müdahale edilmeden, günümüz Türkçesi manaları da belirtilerek Ali Yıldız tarafından hazırlanmıştır.
Yazar, biz okuyuculara kitabın tarihini, hatta kâğıdın ve yazının tarihini detaylı bir şekilde sunmuş.
Kıymetli kitabımızın müellifi tam manası ile bir kitapseverdir ve kitaplara duyduğu sevgiyi bir âşığa mahsus samimi üslup ile dile getirir.
Kitabın tarihi, tarihteki meşhur kütüphaneler, kitapseverler ve kitap mecnunları, yazma eserler, kitapların te’lifi ve hangi kitapların okunması gerektiğine dair birçok bilgi bu gibi başlıklar altında okuyucuya sunulmaktadır.

Peki yazarımız bize ne diyor?
‘Kârî! Sen[in] de, benim gibi, kitap muhibbi olduğuna şüphem yoktur. Mahbûbda iştirâkimiz, bizi birbirimize rakib etmez; takrîb eder.’
‘Kârî ‘ yani ‘Okuyucu!’ diyerek bizlere sesleniyor ve kitaplardan ‘mahbûb(sevgili)’ şeklinde söz ederek bizler arasında, kitabın bir rekabete, anlaşmazlığa sebebiyet vermemesi ve ortak bir şeye olan sevginin verdiği dostlukla, insanları birbirine yakınlaştırması gerektiğini ifade ediyor.

‘Kitap Meraklıları’ isimli başlık altında İngiliz ve Alman kitap muhiblerinin aralarında aldıkları bazı kararları paylaşalım.
‘Yatakta okunmayacak,
kenarına haşiye yazılmayacak,
yapraklar içeri kıvrılmayacak,
sahifeleri kolaylıkla çevirmek için parmaklar ıslatılmayacak,
kitabın levhaları üzerine el yazısı yazılmayacak,
kitaplara yüz sürülmeyecek…’
Bakınız dikkatimizi çekecek bir kural daha;
‘Kitap arasında çiçek, yaprak kurutulmayacak.’
Açıkçası insan bu cümleleri okurken sayfaları çevirmekte bile çekinebiliyor.

Necib Asım bizlere tarihteki kitapseverlerden bahsettikten sonra sözü Mecânîn-i Kütüp yani kitap delilerine getiriyor.
‘İkinci asr-ı milâdîden beri kitapların adedi çoğaldıkça kitap delileri de artmağa başladı.’
Eserde öyle isimler ile bizlere misaller verilmiş ki hayret etmeden okunmuyor.
Misal, ‘Barselona kitapçılarından Don Vensant isminde birisi, yegâne zannedilen bir kitabın müzayedesi münasebetiyle refîkine sûikast etmiştir(1842).’
Yine Kont İstre isminde bir kimsenin 52.500 cilt kitaba sahip olduğu halde, okuma-yazması olmadığı Saint-Simon hâtıratında beyan edildiği belirtilmiştir.

Görüyoruz ki kitap deliliği diye bir şey sahiden var. Bir kimsenin okuma bilmeden kitaplar ile ne işi olduğunun mantıksızlığı ile günümüzde dergilerin, kitapların isimlerinin kafelere verilip ticari bir getirim ürünü haline gelmesinin arasında bir fark yok, hatta yığınların kitaba olan saygısının vakit geçtikçe ayaklar altına alınmasının göstergesidir.
Kitap, insanın anlamı ve ilminin yolu olarak kalsın isterdik biz. Rengârenk devasa reklam panolarında sırayla teşhir edilirken bizlerin gönüllerini değil, dünyayı para suretinde görenlerin ceplerini ve dahi kimliklerini, benliklerini tatmin ediyor, doyuruyordu.
İlim tahsil etmek, kitaba ulaşmak ne yığınların fuar alanlarında çıkan izdihamları arasında anlamlıydı ne de bir sonraki fuar tarihine kadar yeni kitabını yazabilme telaşesindeki yazarların imza kuyruğundaydı.
Burada Sait Faik gibi ‘Dünya değişiyor dostlarım!..’ demekten öteye geçemiyoruz sanırım.
Fakat Nâzım Hikmet de insandan ümidimizi kesmememiz için, ümidi diri tutmamız adına kulağımıza fısıldıyor gibi sanki:
‘Kararmasın yeter ki
Sol memenin altındaki cevahir!’

Şunlar da hoşunuza gidebilir

ISKARTA HAYAT: SON SEFER

Taştan Öte

YAŞAR

ESMAR

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.