Müzik Ruhumuzun Gıdası İse

Değerli okuyucular, benim uzmanlık alanım yazının başlığından da anlaşılacağı gibi “Müzik”. Tabii Müzik veya bize ait bir diğer ifade ile Mûsikî o kadar geniş ve geçmişi insanlık tarihi kadar eski bir bilim ve san’at dalı olduğu için, “-Acaba müzik ile ilgili ne tür bir konuyu işlesem” diye düşündüm. Sizlere anlatacağım hususun sizlere faydası olan bir bilgi ve bir davranış biçimi vermesi gerektiğine inandığım için yazımın başlığında ifadesini bulan konuyu biraz açarak müzik konusuna farklı bir açıdan bakmayı düşünüyorum.
Müziğin tanımı sorulduğunda ilk aklımıza gelen tanım biliyorsunuz “Müzik ruhun gıdasıdır” şeklinde olmaktadır. Evet, bu güzel bir tanımlama ancak biz “ruh” kavramını acaba biliyor muyuz? Ruh nedir? Ruhun gıdası sadece müzik midir? Ruhun başka gıdaları da var mıdır? Eğer başka gıdaları da varsa bu alınan gıdalar birbiriyle etkileşime girmezler mi? Gıdaların iyisi ve kötüsü olabilir mi? Örneğin beslenmemiz için yediğimiz gıdaları bir seçime tabi tutuyor muyuz? Mesela midemize yenilebilecek veya yenilemeyecek her gıdayı alıyor muyuz? Acıktığımız zaman affedersiniz ama hayvanların yiyecekleri olan saman yiyor muyuz?
Yukarıda gıda ile ilgili daha birçok soru aklımıza gelebilir. Bu sorulara vereceğiniz cevapları tahmin edebiliyorum. Elbette midemize her türlü yemek veya maddeyi almayız. İnsan olduğumuz için fıtratımız gereği yani yaradılışımızın bir icabı olarak her aklımıza geleni yemeyiz. Bu yaklaşımda fıtratımızın yanı sıra bizim yaradılış prospektüsümüz olan ilahi emirlerin de hiç kuşkusuz önemi büyüktür.
Peki, buraya kadar anlattıklarımız ile müziğin nasıl bir ilgisi var?
Değerli okuyucularım, nasıl midemizi doldururken seçici davranmak zorundaysak ruh da, midemizden daha önemsiz bir varlığımız değildir. Ruhun mahiyeti hakkında fazla bir bilgiye sahip değiliz ancak ruh bizim ölümsüz olan ve Allahın kendi varlığından bize hediye etmiş olduğu bir cevherdir. Bir ülkenin hükümdarı ne ise ruh da vücut ülkesinin sultanıdır. Yani bizim en değerli varlığımızdır. Ruh bazen kalp olarak bazen de akıl olarak algılanmaktadır. Gerçekte o öyle bir varlıktır ki kalbimize de aklımıza da hükmeder. İnsan ölüp toprak olduğu zaman ruh ölmez, ruh ebedidir. İşte onun için Yunus Emre “Ölen hayvan imiş âşıklar ölmez” diyor.
Ruhumuzun dış dünya ile olan bağlantısı akıl ile yapılmaktadır Aklında önemli yardımcıları gözler, kulaklar ve konuşma gücümüzdür. Ruhumuza giriş yapan unsurlar bu organlarımız vasıtasıyla giriş yaparlar. Gözlerimiz güzel bir şey gördüğü zaman bundan ruhumuz lezzet alır. Tabii bu görüntülerin yasaklanmış ruhumuzu sıkıntıya sokan görüntüler olmaması gerekir. Olursa ruhumuz sanki kafesinde kendini sağa sola çarpan ve yaralayan bir kuş gibi eziyet çeker. Kulaklarımızdan kötü, uyumsuz bir ses veya söz girecek olsa ruhumuz yine feryat eder, çırpınır.
İşte nasıl ki midemize giren kötü veya kokuşmuş bir gıdayı midemiz nasıl kabul etmez ve tepki gösterirse ruhumuz da kendisine gıda olarak sunulan bazı zararlı unsurları kabul etmez ve tepki gösterir. Ruhumuzun tepkisi midemiz gibi mi olur? Daha da kötü olur. Ruh bu kötü ve bozulmuş fıtrata uymayan gıdanın intikamını önce aklımızdan daha sonrada bütün vücudumuzdan alır.
Bizim tasavvuf geleneğimizde çok kullanılan “Elest bezmi” denilen ve ruhların Rabbimiz ile konuşmaları ve O’na “Evet sen bizim Rabbimizsin” diyerek kendilerinden geçmeleri o muhteşem Nevha-i İlahiyi unutmamaları ve her güzellikte Ondan bir güzellik hatırlamaları İnsanları güzelliğe ve sanata yöneltmiştir. Ruhlar güzel bir melodi duydukları zaman, güzel bir yazı veya güzel bir resim gördükleri zaman hep Allahın güzelliğini hatırlar. İşte bu bakımdan bizim inancımızda San’at çok önemlidir. Gerçek san’at bize Allahı hatırlatan, O’nun muhteşem güzelliğini hatırlatan bir unsur olmalıdır. Eğer böyle olmazsa işte o zaman san’at ruhumuz için bir şifa, bir güzellik, bir mutluluk kaynağı değil bir hastalık kaynağı olabilir.
Değerli öğrenciler, işte müzik adı altında kulağımıza gelen her çeşit melodi ruhumuza şifa ve gıda olmayabilir. Bazı müzik türleri vardır ki bu tür müzikleri dinlediğiniz zaman elinizde olmadan agresif bir kişiliğe bürünebilirsiniz. Günümüzde yapılan bilimsel çalışmalarda, beynimizde alfa ve beta dalgaları bulunmakta ve bu dalgaların birisi pozitif diğeri de negatif duyguları tetiklemektedir. Eğer sözleri ve müzik yapısı itibariyle insan fıtratına uymayan kırıcı ve depresif bir yapıda ise negatif duyguları ve insani olmayan davranışları ortaya koymaktadır. Söz ve müzik olarak ahlaki ve ilahi kanunlara ters değilse bu sefer de pozitif ve rahatlatıcı duyguları tetikler ve işte o zaman gerçekten de “Müzik ruhun gıdası olur”.
Japon bilim adamı Profesör Dr. M. Emoto su ile ilgili on bin deney yapmış ve su kristallerinin donarken resimlerini çekmiş. Her seferinde bu resimleri çekerken farklı türden müzikler dinletmiştir. Bu deneylerin sonucunda bazı klasik diyebileceğimiz ve saldırgan olmayan müziklerde su kristalleri çok güzel adeta bir madalyon gibi anlamlı resimler verirken, mesela metal müzik dinletilirken çıkan su kristalinin resmi çok anlamsız ve dağınık çıkmıştır. İşte cansız dediğimiz bir su damlası bile iyi ve kötü müziği seçip algılarken bizim çok daha mükemmel olan ruh ve duygu dünyamızın bu kötü müziklerle ne hale geldiğini düşünebilirsiniz.
Sevgili Öğrenciler, ruhumuz bir çöplük değildir. Allah ruhumuzu ve bizleri güzel ve mükemmel yaratmıştır. Ne olur bu güzellik içine çirkin ve kötü şeyleri koymayalım. Ruhumuzu bu zehirli ve kokuşmuş gıdalarla zehirlemeyelim. Farkında olmadan bizler dinlediğimiz müziğin saldırgan ve kötü imajlarına sahip oluyoruz. Elimizde olmadan, farkına varmadan kaba ve kırıcı olabiliyoruz. Unutmayalım ki cinayet işleyen ve kötülük yapan insanlar daha çok dinledikleri kötü müziklerin ve gördükleri kötü görüntülerin etkisinde kalarak bu kötülükleri yapmaktadırlar. Kulağımıza gelen her melodiyi süzgeçten geçirmeden dinlemeyelim, seçici olalım. Unutmayın ki dinlediğimiz veya sevdiğimiz müzikler bir müddet sonra bizim kişiliğimizi etkilemekte hatta oluşturmaktadır.
Eğer doğru ve geleneğimizdeki değerlere uygun müzikleri dinlemeyi öğrenirsek hem kendi kültür ve medeniyetimizi daha iyi algılamış oluruz, hem de müziğin şifa verici gücünden de faydalanmış oluruz.

Şunlar da hoşunuza gidebilir

ISKARTA HAYAT: SON SEFER

Taştan Öte

YAŞAR

ESMAR

1 thought on “Müzik Ruhumuzun Gıdası İse”

  1. Derginizde bu yazımı yayinladiğiniz için teşekkür ediyorum.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.