Dinemis

Saçımda iplik demeti yaldızlar,
Özleşme duygumu engelleyen ,
Sakıncalı bir zaafsın sen!

Bir tren hayatımın yarısına çarparak,
O içinden çıkılmaz kalabalığa karıştırdı beni.
Bölük bölük dağılmış çehrelerde gönlüm kalırken,
Sapkın bir güç beni acıyan içime yönlendirdi.
Ahirete o kadar uzun bir zaman vardı ki,
Ben uygarlıkların köşesinde soluk alabilmek için,
Yüzüme çarpan buzulların erimesini diledim.
Susuzluktan katliam siperlerini aştım,
Zerreler içinde dağılan kalbimin,
Toparlanması namütenahi idi.

Bulutların arasından kayboluşunu seyrettim,
O infaz edildi, o yaşayacaktı…
Kendi erdemi ile el değmemiş,
Bir belirsiz hileyi öldürüyordu.
Bu ihtişamlı kayboluş ve silinme arzusu,
Ebedîyen beni tutsak eyledi.
Fakat ardından mum yakacak bir el olmayacaktım,
Yaşatıp,gölgesinin vurduğu zemin olacaktım…
Sen uzak bir Çerkez köyündesin,
Civarını dâhi düşünsem;
ipimi boynumda ölçerlerdi biliyorsun..
Ama bunların dışında bir telaffuzu vardı yaşamın,
Aramızda görülmez bir bağ vardı.
Bunun zamanla bir alakası yoktu.
Bilir,gülümserdik,doğaüstüydü,
Temasa lüzum yoktu…
Peşine düşen günlerin istirahat vakitlerinde,
Suretin başka bir siluet ile çıktığında karşıma,
Dokular kaybolur,
Hiçbir tüy uçmazdı etrafta,
Günler soluk ve sarımtırak çölleri beslerdi…
Çekip kendimi inzivaya,
Başka türlü intibahları sezdirmezdim.
Biliyorum ki
Hücrenin içinde bin hücre olarak çoğalacak kalplerimiz.
Gizem dolaşacak prangalarımızdan paçalarımıza…

işkenceler ve istikrarlı zabitler içindeyim
Hür ve yalnız düşlerim var!
Yolumda pek zıplayarak yürüdüğüm,
Sızlayan;
Iskalanan mavzerler ile yarışan ayaklarımdı.
Tüm bu zelzelenin sancısıydı.
Varlığımı tümör şiddeti ile gıdıklayan
Ve fısıldayayarak bana anlatan,
Bahtımdı..

Bir parça nan hasreti gibi akınca,
Nefes borumdan ismin
Anımsıyorum el de olmayanı
Gelmeyen zamanın hışmını…

Zedelerken ellerimin derisinde kalan izlerini,
On parmağımı geçiyor yaş mevzusu…

Şunlar da hoşunuza gidebilir

ISKARTA HAYAT: SON SEFER

Taştan Öte

YAŞAR

ESMAR

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.