Highway

İmdb: 7,6
Tür: Dram
Yönetmen: İmtiaz Ali
Oyuncular: Alia Bhatt, Randeep Hoodaa

 

Stockholm sendromunu duydunuz mu? Duymadıysanız kısaca bahsedeyim. Sendroma adını veren olayda; 1973 yılında başarısız bir soygun girişimi sırasında rehin alınan dört kişi, ilk başta rehin olma durumundan şikâyetçi olsalar da sonradan rehincilerle yakınlaşmaya başlamışlar. Sonrasında bu durum rehin-rehinci olaylarındaki yakınlaşmaları tanımlamak için kullanılan bir deyim olarak psikoloji de yerini almıştır. Filmimizde de bu sendroma yer verildiğini görüyoruz. Rehinemiz; ünlü iş adamı Manek Tripathi’nin kızı Veera Tripati(Alia Bhatt). Zenginliğin içinde hapiste yaşayan, bunun yanında hayat dolu biraz da saf birisidir. En büyük hayali bir dağ evinde yaşamak, kendi yemeğini yapmak, kendi evini temizlemek… Rehincimiz ise Mahabir Bhati(Randeep Hoodaa) sıradan bir soygun çetesi üyesi. Sert, kaba, hayata öfkeli, bu kişiliklerinin yanında anne özlemiyle yanan birisidir.

 “Her zaman söyledim kaçıp gitmek istiyorum. Şehirde yaşamak istemiyorum diye. Herkes böyle söylemiyor mu? Ama kaçı gidiyor? Mahabir beni kaçırmasaydı bende yapmazdım ya.”

      Veera düğününe günler kala nişanlısı Vinay ile tenha yollara dolaşmaya çıkar. Tüm düğün gelenek göreneklerinden sıkılmıştır ve temiz hava almak istemiştir. Mola verdikleri benzinlikte bir soygunun ortasında kalırlar ve Veera kaçırılır. Sıradan bir soyguncu olan bu çete kaçırdıkları kişinin Manek Tripathi’nin kızı olduğunu öğrenince telaşa kapılır. Çoğu onu serbest bırakmayı düşünür. Fakat Mahabir’in zengin ise ne olmuş düşüncesi, geçmişteki yaraları onu rahat bırakmaz. Veera’yı teslim etmemekte kararlıdır. Polislere yakalanmamak için arkadaşı Aadoo ile şehir şehir dolaşırlar. Bu süre zarfında ise çoğu arkadaşı korkar ve Mahabir’i bırakıp gider. Yanında bir tek Aadoo kalır. Gidenlerin çoğu da polislere ifade verirken Mahabir’in adını verir. Bilmediği yerlerde ilk kaçma girişiminde başarısız olan Veera ise kendi rızasıyla onlara geri döner. Artık Veera’nın önünde bir daha eskisi gibi olmayacak bir uzun yolculuk vardır.

“Beni getirdiğin yer var ya oraya dönmek istemiyorum. Götürdüğün yer nereyse, orayı da istemiyorum. Ama bu yol çok güzel. Hiç bitmesin istiyorum.”

Yol boyunca Veera ile birlikte biz seyirciler de Delhi’den Kaşmir dağlarına ulaşan bir yolcuğa çıkıyoruz. Ülkede ne kadar inanılmaz yerler var tepkisi bize de bulaşıyor. Bu uzun ve sürprizlerle dolu yolculuk yol filmi sevenler için değişik bir deneyim olacaktır diye düşünüyorum. Veera bu yolda Mahabir’i ve Aadoo’yu şaşırtan bir özgürlük bulur. Gittiği yerlerde gördüğü doğal güzellikler karşısında Veera da büyük bir şaşkınlık ve hayranlık içerisindedir. Bazı sahnelerde gördüğü doğa güzellikleri karşısında gözyaşlarını tutamaması o duyguları en iyi şekilde bizlere yansıtır. Bu yolculuk zaman içerisinde kılıf değiştirir. Veera’nın küçüklüğünden beri öz amcasından yaşadığı cinsel istismarı anlatması üzerine Mahabir’in duyguları değişmeye başlar. Belki de zenginlerin kendi ailelerine bile o şekilde işkence etmeleriydi, onu Veera’ya karşı yumuşatan. Aynı zamanda Aadoo ile de yakın arkadaş olurlar. Veera ise onu bir gün son kez göreceğinden habersizdir. İlerleyen dakikalarda Mahabir’in anne özleminin de benzer sebeplere dayandığını görüyoruz. Onun içinde yatan masum çocuk da Veera’nın dikkatini çekmiştir. Başta zıtlaşan bu iki karakter sonrasında birbirlerini sevmeye başlamıştır.

“Veera dışarı çıktığında dikkatli ol, yabancılar kötüdür. Bir kız daima dikkatli olmalıdır. Neden evin içinde de dikkatli olmam gerektiğini söylemedin? Kendimi sizlerden de korumam gerektiğini… ”

Mahabir yolculuğun sonlarına doğru Veera’yı bırakmak ister ama Veera gitmez, ona geri döner. Yakalanacaklarını bilse de durabildiği kadar ilk defa özgür hissettiği yerde kalabildiği kadar kalmak ister. Sonunun nasıl olacağından bihaber şekilde… Saf duygularla aralarında oluşan bu aşk acaba geçmiş hayatlarının bir sonu mu olacaktı yoksa kendi hayatlarını mı sonlandıracaktı?

    

“-Söylesene, Bir kurşun bir adamı bitirmeye yeter mi?

  -İki. Biri vurulanın, diğeri vuranın…”

     Bu güzel film 21 Şubat 2014 yılında vizyona girmiştir. Jab We Met ve Love Aaj Kal filmleriyle adını duyuran İmtiaz Ali sunduğu bu özel hikâye ile çok daha güzel bir çıkış yapmıştır. Zengin-fakir çatışmasını en çarpıcı yönleriyle ele almış ve günümüzün kanayan yarası cinsel istismar konusunu farklı yönleriyle anlatmış. Öyle ki bu hikâye ona Stardust Awards’da “En iyi yönetmen” ödülünü kazandırmıştır. Yeni neslin enerjik oyuncularından Alia Bhatt ise sergilediği samimi performansı ile “Yarının süperstarı” ödülünü kazanırken; yüreğimizi dağlayan performansı ile Randeep Hooda ise “En iyi erkek oyuncu” ödülünü almıştır. Filmdeki şarkılarda duymaya alışkın olduğumuz klasik hint müziği tarzı kullanılsa da gerek sözleri gerekse şarkının konduğu sahneler ile bütünleşmesi filme ayrı bir hava katmıştır. Bu durum da ünlü besteci A. R. Rahman’a Filmfare Ödülleri’nde “En iyi film albümü” ödülünü kazandırmıştır. Filmin sonlarına geldiğimizde yıllarca içeride bastırılan çığlıkların, daima saklanan gözyaşlarının sonradan nasıl yürek dağladığına şahit oluyoruz. Yaralı iki karakter Veera ve Mahabir’in nefes aldıran yolculukları ve tahmin edemedikleri son durakları… Şimdiden herkese iyi seyirler.

Şunlar da hoşunuza gidebilir

ISKARTA HAYAT: SON SEFER

Taştan Öte

YAŞAR

ESMAR

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.