Hasretin Hududu

Hasretin hududu ne, bir an mı, bir asır mı?
Gidenleri beklemek hep bize münhasır mı?

Güneş ufkun ardına gün taşırken hüzünden,
Akşam tül duvağını kaldırırdı yüzünden.
Turnaların kanadı sonsuzluğa değerdi,
Dağlar yorgun başını eteğine eğerdi.

Ben mi zamanı tuttum, zaman mı beni yuttu?
Bir düş beni kaç gece dizlerinde uyuttu?
Her mısranın içinde kaç sırra kadem bastım,
Dün gömdüğüm şiiri bugün yeniden astım.

Ölür mü sandın bende bırakıp da giderken
Vedasız acıları hem amansız hem erken…
Dönmeyişin cehennem, gidişin kor olsa da
Ölmez, ölür sandığın yaşamak zor olsa da.

Her gece saat başı vururken kâbuslarım,
El pençe başucumda dururken kâbuslarım.
Karanlık gözlerine mil çektim yalnızlığın,
Kanayan yüzlerine gül ektim yalnızlığın.

Böyle gitmez bu zifir, sürüp gitmez nahoşluk,
Gecelerin rahmine düşer sarışın kuşluk.
Umutlar huzme huzme altın saçıyla doğar,
Bembeyaz elleriyle karanlıkları boğar.

Sırılsıklam ıslanan ben olsam yanağında,
Kirpiklerinden düşen imge sağanağında…
Gamzendeki beşiğe belense gözbebeğim,
Gül dudağına konan alevli kelebeğim.

Bilmiyorum nerdesin, yerin yurdun neresi?
Kapatma, açık kalsın gönlünün penceresi.
Her seher yüreğini esen rüzgâra yasla,
Duyarsın yüreğimi, yüreğinle kıyasla.

Hayalin zindanıma sızmayan gün ışığı,
Senden yadigâr kaldı dilimin kırışığı.

Şunlar da hoşunuza gidebilir

ISKARTA HAYAT: SON SEFER

Taştan Öte

YAŞAR

ESMAR

2 thoughts on “Hasretin Hududu”

  1. gerçekten çok beğendim 👏👏👏

    bazı şiirler güzel hikaye ve romanlarda oldugu gibi insanı içine çeker, bu şiirde öyle..

    kaleminiz yüreğinizden ilhamını eksik etmesin… yüreğinize sağlık

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.