Ayrılık Yaftası

Bugün yine yazdan kalma bir gün geçiriyoruz,  güneş tepemizde ışıl ışıl, martılar iskele uçlarında bir o yana bir bu yana savruluyor. İnsanlar ağır ağır, sindire sindire çıkıyor merdivenleri, yokuşları “Oh be canıma değsin” dercesine…

Birden gökyüzü karardı, kuşlar hep birlikte kanat çırptı yarınlara. İçime tarifi mümkün olmayan bir kasvet düştü. Kurumuş gül bahçelerinde dolaşan bahçıvan gibiyim. Yüzüm mahkeme duvarı, gönlüm hep bir çıkmaz sokak.

Az ötede telefon kulübesinin dibinde durmadan bir şeyler heceliyordu dudakları. Bir hayli yakınım ama yanına gitmeye cesaret edemiyorum. Korkuyordum ayrılık yaftası yükümüzün üstüne yük bindirir diye…

Bir yolculuğa çıktım gözlerim kapalı, yanımda beni benden alan yalnızlığım ve kederlerim.  Anlayacağın arkamda iyi-kötü hiçbir şey bırakmak istemedim, yanıma aldım. Bir tek duygularımı hissedemiyorum, eksik kalmış gibi, ne haldeler neredeler ondan emin değildim…

Ayrılıklar boğdu bizi umutsuz sokaklarda, şehrin gürültüsünde, vapur seslerinde, klaksonlarda…
Önüm arkam kapkaranlık, gözlerim bir adım ötesini görmekten aciz. Bütün bunların yanında yalnızlık çığlıkları kulaklarımın zarını delecek diye korkuyorum. Hiç böyle olmamıştım, böyle olurum diye düşünmemiştim.

Sen gidince
Susuz kaldı manolyalar, nergisler.
Sevginin gücüne dayandı serçeler, sakalar.
Yenik düştük mazilerde kaybolan yıllara…

Sorgusuz sualsiz ayrılıkla yaftalandık. Ne kadar zaman geçerse geçsin içimde şu soru hiç eksilmedi: “Bu kahrolası ayrılık nasıl geldi birden semtimize? Gerçekten kimsenin haberi yok muydu?  Herkes o kadar iyi mi bürünmüştü  samimiyet kisvesine? Yoksa gözlerim mi görmüyordu olayların perde arkasını? ”
Kafamda deli sorular çığ gibi büyüyordu…
Evet, bu ayrılık denen illet bizi biz yapan ne varsa aldı götürdü. Pişman olmayalım diye, korkmayalım diye vazgeçtik, vazgeçmek zorunda kaldık tüm isteklerimizden.

Zakkum tohumu ekmişler ormanlarımıza, gayrı mecalimiz kalmadı direnmeye. Sakın geçmeyin bulunduğunuz yerden bir adım öteye, bilirim bu yük ağır mı ağır…

Yarın mutluluklar sizindir, mutlak ayrılıklar bizim…

Şunlar da hoşunuza gidebilir

ISKARTA HAYAT: SON SEFER

Taştan Öte

YAŞAR

ESMAR

5 thoughts on “Ayrılık Yaftası”

  1. çok güzel bir yazı👏👏 yüreğinize sağlık..

    “Sen gidince
    Susuz kaldı manolyalar, nergisler.
    Sevginin gücüne dayandı serçeler, sakalar.
    Yenik düştük mazilerde kaybolan yıllara…”

  2. Mutluluklar sizin mutlak ayrılıklar bizim
    Herkese selam sana hasret (n.k) gibi güzel olmuş

  3. Batur bey kelimelere yüklediğiniz anlamlar çok hoşuma gitti.
    Yüreginize sağlık.
    Yazılarınızın Takipçisi olacağım 🙂

  4. Umarım gerçek hayatta yazınızda olduğu kadar umutsuz değilsinizdir. Yazınız edebi olarak bakıldığında oldukça başarılı.Yüreğinize sağlık 🙇

  5. Dönüp dolaşıp tekrar okuduğum birkaç yazıdan biri oldu. yüreğinize emeğinize sağlık 👏👏 bu güzel dergi için de emeği geçen herkese teşekkürler, Kanada dan selamlar 😊

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.