Kırık Gün Batımı…

Kuytu bir köşede büzülen de kim?
Ben miyim akseden karşı duvarda!
Gölgeler, ruhumla oynayan hekim
Gözlerim mahzende, yüreğim darda
Ben mi uzatmadım tutacak var da?
Elimi gülüm…

Kırık gün batımı; dağlar, art arda
Sevmek mi? Ölümle hayat arası
Buğulu camları efkâr sarar da
Is gibi gönlümü kaplar karası…
Henüz kapanmadan gönül yarası;
Biter mi zulüm?

Zamansız çiçekler, bahardan uzak
Dalda çiy tanesi üşüdü, uyan!
Ey avcı eliyle kurulan tuzak!
Gözlerimde yağmur tanesinde yan…
Dudağı çatlayan, dili kuruyan;
Susuz bir çölüm…

Ağlarsam! Uzanıp ellerinle sil
Bir müddet elinde mendille bekle
Bir sevda bu kadar olur mu asil!…
Muztarip bedenle, yorgun yürekle!
Ve hangi rüzgârla, hangi kürekle?
Savrulur külüm…

Bir deri, bir kemik ve bir avuç kum
Bir kırık testiyim pınar başında…
Dün bir hayal idim ve yarın yokum
Belki bir sokakta, bir dağ başında;
Kim bilir nerede ve kaç yaşında?
Bulacak ölüm…

Şunlar da hoşunuza gidebilir

ISKARTA HAYAT: SON SEFER

Taştan Öte

YAŞAR

ESMAR

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.