Ayrılık Türküsü

Bir sevda küsüsün sen çölde seraplar saçan
Bir ayrılık türküsü, makamın hep hicazkar
Bir cennet bahçesisin, gözlerinse aşiyan
Kışımdan kaçan kuşlar üstünde kanat çırpar

Kaderim ve kederim birbirine ulanmış
S/akladığım her mektup şarap gibi yıllanmış
Verilen bütün sözler basit birer yalanmış
Hem dildarsın hem ağyar, aşk icbar ile efkar

Beyaz bir çiçeksin sen bu kirli coğrafyada
Bu masalı görmüştüm küçükken bir rüyada
Beraber yaşlanmıştık kurduğum Ütopyada
Gel göğsümdeki buğum, bitsin artık intizar

Ne cennetsin ne narsın, araftayım, arafsın
Bazen en kıymetlimsin tüm dünyamda eşrafsın
Bazen yangın yerisin, günahıma bir afsın
Sevdadansın, yangından, hem zemheri hem bahar

Gece uzun ve soğuk kabusların otağı
Bu uğursuz gecenin doğmuyor hiç şafağı
Sen uzaktasın şimdi uzağında uzağı
Güneş yıldız ve kamer sen yoksan biraz bizar

Zihnim cinnet mahali seni öl/dürüyorum
Dilim sukunet yeri, mahzun, ketum ve mahrum
S/onu gelmez bir lanet düştüğüm bu uçurum
Yorgun, yılgın bir yolum, her adımın parçalar.

Git benden diyemem sen gitme ne olursun
Kendimde akladığım, en muhteşem kusursun
Ölümüme sevdiğim, yüreğimdeki n/ursun
Bu sevda elem dolu, hem sahte hem riyakar…

Şunlar da hoşunuza gidebilir

ISKARTA HAYAT: SON SEFER

Taştan Öte

YAŞAR

ESMAR

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.